Cevap net: Film, birebir yaşanmış bir hayatta kalma hikâyesine dayanıyor.

ABD’li dağcı Aron Ralston, 2003 yılında Utah’ta tek başına yaptığı doğa yürüyüşü sırasında büyük bir kazanın içine sürüklendi. Blue John Canyon bölgesinde tırmanış yaparken dev bir kayanın altında sıkışan Ralston’ın kolu kayaya sabitlendi. O an itibarıyla dış dünyayla tüm bağlantısı koptu.

Günler süren bekleyişte ne yardım çağırabildi ne de bulunduğu yer tespit edilebildi. Yaklaşık 127 saat boyunca hayatta kalma mücadelesi veren Ralston, susuzluk ve yalnızlıkla karşı karşıya kaldı. Kurtarılma ihtimali ise her geçen saat daha da azaldı.

Olayın en çarpıcı noktası ise filmde de yer alan kritik karardı. Ralston, hayatta kalabilmek için kendi kolunu kesmek zorunda kaldı. Bu an, sinema tarihinin en sarsıcı sahnelerinden biri olarak öne çıkarken, yaşanmış olması izleyiciler üzerindeki etkisini daha da artırdı.

Yapımın yeniden gündeme gelmesiyle birlikte arama motorlarında “127 Saat gerçek mi?” sorusu öne çıktı. Uzmanlara göre filmin bu kadar dikkat çekmesinin temel nedeni, anlatılanların kurgu değil, tamamen gerçek bir olaya dayanması.

Gerçek olay ile filmde anlatılanlar büyük ölçüde örtüşüyor. Bu yönüyle 127 Hours, biyografik dram türünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Sonuç olarak:
“127 Saat gerçek mi?” sorusunun yanıtı tartışmasız şekilde evet. Film, insanın hayatta kalma içgüdüsünü ve sınırlarını zorlayan gerçek bir hikâyeyi beyaz perdeye taşıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ