MUHABİR/SENEM OK- Isparta’da beş kuşaktır sürdürülen demircilik mesleğinin temsilcisi 61 yaşındaki Mehmet Akdeniz, yaklaşık 200 yıldır sönmeyen ocağın başında demire şekil vererek ata mirasını yaşatıyor.
Eğirdir Sanayi Sitesi’ndeki mütevazı atölyesinde sabahın erken saatlerinden itibaren ocağını yakan Akdeniz, kor haline getirdiği demiri balyoz ve çekiç darbeleriyle işleyerek balta, kazma ve saban gibi geleneksel tarım aletleri üretiyor.

Henüz 11 yaşındayken babasının yanında çırak olarak başladığı mesleğini yarım asrı aşkın süredir sürdüren Akdeniz, iki asırlık ocağın alevini canlı tutmanın gururunu yaşadığını dile getirerek, “Henüz 11 yaşında iken demirci atölyesine giren Akdeniz, ata mesleğini devam ettirmenin gururunu yaşadığını aktararak 2 asırdır harlayan demir ocağını yaktığını söyledi.
‘Bizim dedelerimizin ilk demircilik anlarında bu eskiden kağnı arabası deriz. Kağnıların o tekerleri, o ağacın üstünde çevrilen tekerler vardır. O tekerleri dedelerimiz el dövmeyle yapmışlar. Bir de bunları yaparlarken taş kaynakları. Dağdan taş getirirler. Taşı un haline getirirler. Onları birbirlerine ocakta otuz ekerekten kaynatırlarmış. İyi bir ustaymışmış. Adı da lakabı da Dingilci usta diye kalmış. Öyle yani devam etmişler, bugüne kadar gelmiş böyle’

İlkokul yıllarında adım attığı atölyede zamanla ustalaşan ve ailenin beşinci kuşak temsilcisi olan Akdeniz, zanaat yolculuğunu KFK Ajans ekibine şu sözlerle anlattı:
“Bu demircilik zanaatı dört veya beşinci kuşak. Babam demirci, babası demirci, onun babası demirci. Bunlar gerçekte bilinen demircilik. Bizim de buraya kadar geldi bu demircilik zanaatı. E biz de artık herhalde son kuşak olacağız. Ben demircinin işini ilkokulu bitirdim. On bir yaşında babamın yanına çırak olaraktan girdim. On bir yaşından sonra artık askere gidinceye kadar babamın yanında bir çıraklık dönemim ve kalfalık dönemim oldu. Askerden geldikten sonra babam da askerde vefat etmiş oldu. Askerden geldikten sonra ben tekrar dükkânımızın başına geçtim. Öğrenmiş olduğumuz zanaatla işte bu yaşa kadar zanaatımı istedim. Hizmet etmeye devam ettik.”

Mesleğine olan bağlılığını vurgulayan Akdeniz, en büyük sıkıntının çırak yetişmemesi olduğunu ifade etti.
Gençlerin artık zanaatlara ilgi göstermediğini dile getiren Akdeniz, “Bundan sonra artık bizim ailede bu mesleği sürdürebilecek kişi yok. Son kuşak olaraktan herhalde biz olacağız. İlkokuldan sonra çocukların artık sanayiye gelme gibi bir ihtimalleri kalmadı. Şimdi liseye gidiyor. Liseye geldiği zaman zaten çocuk on sekiz yaşında. On sekiz yaşındaki çocuğu ne verebilirsin ki? Yani ataların bir sözü vardır: Dal yaşken eğilir. Şimdiki gelen biraz daha kalınlaşmış. Onu eğmek zor oluyor. Bu şartlarda zor, yani kimse artık eski bir zanaata meyil yapmıyorlar. Ben memnunum mesela. Ben zanaatımı çok severekten, hakikaten severekten yapıyorum. Beni bu yaşa kadar getirdi elhamdülillah. Kimseye de muhtaç etmedi. Hamdolsun” dedi.
Yıllara meydan okuyan demir ocağının başında üretmeye devam eden Mehmet Akdeniz, hem geçmişin izlerini bugüne taşıyor hem de kaybolmaya yüz tutan bir mesleği yaşatmak için mücadele veriyor.





