Kavanoz ticaretinden finansın zirvesine Abidin Cevher Özden’in hikayesi, sadece bir zenginleşme öyküsü değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyo-ekonomik dönüşümünün de özeti niteliğindedir. 1933 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde başlayan bu hayat, genç yaşta İstanbul’un sokaklarına taşındı. Eğitimi ikinci plana atan Özden, İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin yokluk dönemini fırsata çevirmeyi bildi. Henüz lise çağlarındayken 5 liraya topladığı boş kavanozları 15 liraya satarak ilk sermayesini yaptı. Sinema sektöründe muhasebecilik yaptığı yıllarda ise paranın kaydını tutmayı, nakit akışını ve en önemlisi insan psikolojisini yönetmeyi öğrendi.

Banker Kastelli markasının doğuşu 1970’li yıllarda Türkiye’de bankacılık sistemi oldukça hantal ve kısıtlıydı. Halkın parasını enflasyona karşı koruyabileceği araçlar yok denecek kadar azdı. İşte bu boşluğu gören Özden, bankaların tahvil ve mevduat sertifikalarını toplayarak, bunları kendi kurduğu "Banker Kastelli" markası altında yüksek faiz vaadiyle halka satmaya başladı. Kısa sürede emeklilerden çiftçilere kadar her kesimden insan, birikimlerini korumak umuduyla Kastelli’nin ofislerine akın etti.

24 Ocak kararları ve reklam imparatorluğu Türkiye ekonomisinin dönüm noktası olan 24 Ocak 1980 kararları, faiz oranlarının serbest bırakılmasıyla Kastelli’nin önündeki tüm engelleri kaldırdı. Bu dönemde Cevher Özden, o güne kadar görülmemiş bir medya stratejisi izledi. Cüneyt Arkın, Eşref Kolçak, Fikret Hakan gibi Yeşilçam’ın dev isimlerini reklamlarında oynatarak halkın güvenini tescilledi. 1981 yılına gelindiğinde Banker Kastelli, tam 3.2 milyar dolar toplamıştı. Bu rakam, o dönemde Türkiye’nin toplam bütçesiyle yarışacak bir güç demekti. Özden artık sadece bir iş adamı değil, generallerin ve siyasetçilerin saygı duyduğu, Fenerbahçe başkanlığına aday olacak kadar özgüveni yüksek bir figürdü.

Sistemin tıkanması: Kaçınılmaz çöküş Kastelli’nin kurduğu yapı, aslında her geçen gün daha fazla yeni paraya ihtiyaç duyan bir Ponzi sistemiydi. 1982 yılına gelindiğinde piyasadaki diğer bankerlerin birer birer batması, halkta büyük bir paniğe yol açtı. Bankaların da desteğini çekmesiyle birlikte nakit akışı kesildi. Haziran 1982’de ödemeleri yapamayan Cevher Özden, ardında yüz binlerce mağdur bırakarak İsviçre’ye kaçtı. Bu olay sadece ekonomik bir felaket değil, aynı zamanda siyasi bir depremdi; dönemin ekonomiden sorumlu güçlü ismi Turgut Özal ve Maliye Bakanı Kaya Erdem istifa etmek zorunda kaldı.

Adliye koridorlarından sessiz vedaya İsviçre’de yakalanarak Türkiye’ye iade edilen Özden, 8,5 yıl süren yargılama sürecinin ardından beraat etti. Ancak halkın gözündeki "güvenilir banker" imajı yerle bir olmuştu. 2000’li yıllarda tekrar ticarete atılmaya çalışsa da eski günlerine dönemedi. 2008 yılında Kadıköy’deki ofisinde, avukatına ve yakınlarına hitaben yazdığı 6 adet mektup bırakan Özden, "Niyetim kimseyi aldatmak değildi" diyerek yaşamına son verdi. Banker Kastelli, Türkiye tarihine hem bir başarı hem de bir ibret öyküsü olarak kazındı.


Muhabir: Salim Parmaksız