90'lar Türkiyesi'nin Güçlü ve Tartışmalı Figürü: Tansu Çiller
Türk siyasi tarihine "İlk Kadın Başbakan" unvanıyla geçen Prof. Dr. Tansu Çiller, akademiden devletin zirvesine sadece iki yıl gibi kısa bir sürede tırmanarak 90’lı yılların en çok konuşulan, en radikal ve en tartışmalı liderlerinden biri oldu. Güzelliği, hitabeti ve batılı tarzıyla dikkat çeken Çiller; "İki anahtar" (bir ev, bir araba) vaadiyle kitleleri peşinden sürüklerken, iktidarı dönemi faili meçhul cinayetler, ekonomik krizler ve derin devlet iddialarının gölgesinde kaldı.
Akademik Başarıdan Siyasetin Zirvesine Hızlı Yükseliş 1946 yılında İstanbul'da doğan Tansu Çiller, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki başarılarının ardından ABD’de ekonomi alanında doktora yaptı ve genç yaşta profesörlük unvanını aldı. TÜSİAD bünyesinde hazırladığı alternatif ekonomi raporlarıyla siyasetin radarına giren Çiller, 1990 yılında Süleyman Demirel’in bizzat davetiyle Doğru Yol Partisi’ne (DYP) katıldı. 1991 seçimlerinde milletvekili seçilen ve ekonomiden sorumlu bakan olan Çiller, 1993 yılında Turgut Özal’ın ani vefatı ve Demirel’in Çankaya Köşkü’ne çıkmasının ardından DYP Genel Başkanlığına ve ardından Başbakanlık koltuğuna oturdu.
Kritik Kırılmalar: Madımak ve Başbağlar Katliamları Çiller’in başbakanlık koltuğuna oturmasının hemen ardından Türkiye, yakın tarihinin en büyük trajedilerini peş peşe yaşadı. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasıyla 37 canın hayata veda ettiği katliam ve sadece birkaç gün sonra yaşanan Başbağlar katliamı, yeni hükümetin önündeki en ağır sınavlar oldu. Çiller’in Sivas katliamı sonrası sarf ettiği "Çok şükür otelimiz dışındaki vatandaşlarımıza bir zarar gelmemiştir" sözleri ise uzun yıllar tartışma konusu oldu.
Tarihi Liste ve Faili Meçhul Cinayetler Dönemi 90’lar Türkiyesi'nde terörle mücadele konseptini tamamen değiştiren Çiller, dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ile tam bir uyum içinde çalıştı. 4 Kasım 1993’te yaptığı "Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt iş adamlarının listesi var" açıklaması, adeta karanlık bir dönemin fitilini ateşledi. Bu açıklamanın ardından gelen 3 yıl içinde Behçet Cantürk, Yusuf Siyabend Ekinci, Savaş Buldan, Medet Serhat ve Namık Erdoğan gibi 19 tanınmış Kürt iş insanı ve avukat faili meçhul cinayetlere kurban gitti. 3 Kasım 1996'daki tarihi Susurluk Kazası ise bu cinayetlerin arkasındaki mafya-devlet-siyaset ilişkilerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Ekonomik Çöküş ve 5 Nisan Kararları Ekonomist kimliğiyle iktidara gelen Çiller, popülist politikalar ve makroekonomik dengelerin bozulması neticesinde Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birine imza attı. 1994 yılında Türk lirasının büyük değer kaybetmesiyle birlikte tarihe "5 Nisan Kararları" olarak geçen ağır kemer sıkma paketini yürürlüğe koydu. IMF ile yapılan standby anlaşmaları ve akaryakıta yapılan dev vergi zamları, halkın ekonomik yükünü daha da ağırlaştırdı.
28 Şubat ve Siyaset Sahnesinden Çekiliş 1996 yılında Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi ile REFAHYOL koalisyon hükümetini kuran Çiller, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev aldı. Ancak bu dönem, askeri kanadın müdahalesiyle başlayan 28 Şubat postmodern darbe süreciyle sarsıldı. Erbakan, başbakanlığı Çiller’e devretmek amacıyla istifa etse de, Cumhurbaşkanı Demirel hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a vererek DYP’yi muhalefete düşürdü. 1999 seçimlerinde büyük kan kaybeden ve barajı kıl payı geçen DYP'nin ardından, Çiller ilerleyen yıllarda aktif siyaset sahnesinden çekildi.
Son dönemlerde yeniden siyasete dönme arzusuyla bazı mitinglerde boy gösterse de beklenen ilgiyi göremeyen Tansu Çiller, arkasında 90'ların ekonomik krizleri, terörle mücadelesi ve karanlık dehlizleriyle anılan silinmez bir miras bıraktı.
Detaylar videoda...





