ÖZEL HABER / İSMET YASİN KAPLAN / ISPARTA (KFK Ajans) - Türkiye genelinde hastanelerin acil servislerinde yaşanan yoğunluk her geçen gün artmaya devam ederken, bu durum en çok hayatî tehlikesi bulunan gerçek acil hastaları olumsuz etkiliyor. Mesai saatleri dışında ya da birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında, polikliniklerde ve aile sağlığı merkezlerinde rahatlıkla çözülebilecek rutin şikayetlerle acil servislere başvurulması, sağlık sisteminin işleyişini zorlaştırıyor.
Acil servislerin asıl varlık gayesi olan hayat kurtarıcı müdahalelerin aksamaması ve hastaların daha nitelikli, hızlı sağlık hizmeti alabilmesi için toplumsal bilincin artırılması büyük önem taşıyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yunus Hatip, acil servislerdeki yoğunluk, doğru başvuru kriterleri ve triyaj sisteminin işleyişini KFK Ajans mikrofonlarıyla paylaştı. Acil servis girişlerinde kullanılan sarı, kırmızı ve yeşil triyaj sisteminin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yunus Hatip, sistemin işleyişini şu sözlerle anlattı:"Bizim triyaj sistemimiz var, acil servise girişlerde görmüşsünüzdür, sarı, kırmızı ve yeşil diye. Türkiye'de üçlü triyaj kullanılıyor, dünyada farklı örnekleri de var bunların.

Kırmızı triyajdaki grup en ciddi hastalığı olan grup, acil müdahale gerektiren grup burası. Yeşilde bekleyebilen vital bulguları, yani hayati bulguları daha iyi görünen, daha az ciddi pozisyondaki hastalar. Sarı triyaj, sarı renkli triyajımızda, bu ikisi arasındaki çok acil değil ama yine de acil müdahale gerektiren hastalar olarak sınıflandırıyoruz."
Hangi Durumlarda Acil Servise Başvurulmalı?
Hangi durumlarda acil servise başvurulması gerektiğinin bilinmesinin hayati önem taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yunus Hatip, kritik belirtileri şu şekilde sıraladı: "Kimler acil servise gelmeli? Öncelikle hayati tehdit eden herhangi bir bulgusu olan, yani bu göğüs ağrısı, nefes darlığı, ciddi alerji, ciddi travma, ciddi kanama, yüksek ateş ve özellikle çocuk yaşlarda yüksek ateşle beraber ciddi ishal gibi durumlarda acil servise başvurmak gerekiyor."
Poliklinik Şikayetleriyle Acil Servisler Meşgul Edilmemeli
Poliklinik düzeyinde çözülebilecek şikayetlerin 7/24 hizmet veren acil servislerde giderilmeye çalışılmasının hem maliyet hem de iş yükü yarattığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yunus Hatip, uyarısını şu sözlerle tamamladı:
"Ülkemizdeki durum şu, poliklinik düzeyinde ya da aile hekimliği düzeyinde çözülebilecek şikayetlerin günün her saatinde hizmet vermekte olan acil servislerde giderilmeye çalışılması. Burada acil servisler genellikle triyaj sistemine de uyarak herkese yardımcı olmaya çalışıyor.
Fakat bu acil servisin hasta yükünü, maliyet yükünü fazlaca arttıran bir durum." Özellikle üçüncü basamak acil servislerde bu tip dışarıda, polikliniklerde ya da aile hekimliğiyle çözülebilecek durumların gelmemesi aslında diğer hastaların daha kaliteli sağlık hizmeti alması açısından önemli. Şunlara dikkat etmemiz gerekiyor.
Özellikle uzun süredir süren şikayetler ya da herhangi bir pansuman için gece üçte gelinmesi, uzun süredir süren kaşıntı, bel ağrısı gibi durumlar için acil servislerde çözüm bulmamız çok zor. Çünkü bizim tetkiklerimiz, acil servisin tetkikleri acil hayat tehdit eden durumları çözmeye yönelik. Acil servise gideceğimiz zaman şikayetlerimiz iyice tartmalı. Gündüz poliklinik sürecinde ya da aile hekimliğinde yani ikinci basamakta, daha alt basamakta çözülebilecek şeyleri orada çözmemiz gerekiyor."
Uzmanların yaptığı bu kritik uyarılar, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği ve acil servislerin yükünün hafifletilmesi adına vatandaşların daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gerçek acil hastaların zamanında ve etkin sağlık hizmetine ulaşabilmesi, bireylerin başvuru alışkanlıklarını gözden geçirmesiyle doğrudan bağlantılı bulunuyor.





