Anoreksiya Nervoza Ölüm Oranı Ne Kadar?
Uzmanlara göre anoreksiya nervoza, tüm psikiyatrik rahatsızlıklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıklar arasında yer alıyor. Ölüm nedenlerinin %20 ila %40’ının intiharla ilişkili olduğu bildiriliyor. Yetersiz beslenmeye bağlı gelişen kalp rahatsızlıkları, organ yetmezlikleri ve bağışıklık sistemindeki çökmeler de ölüme yol açabiliyor.
Ölüm Riskini Artıran Etkenler
-
Aşırı düşük vücut kitle indeksi (VKİ)
-
Alkol kullanımı
-
Sosyal izolasyon
-
Tedaviye geç başlama ya da tedaviyi reddetme
Anoreksiya Nervoza Belirtileri Nelerdir?
Fiziksel Belirtiler:
-
Düşük vücut ağırlığı ve kas kütlesi kaybı
-
Kuru ve sarımsı cilt, saç dökülmesi
-
Düşük tansiyon ve kalp ritminde bozulmalar
-
Sürekli üşüme hissi
-
Adet görememe (amenore)
-
Osteoporoz (kemik yoğunluğunun azalması)
-
Bayılma ve halsizlik
Psikolojik Belirtiler:
-
Vücut algısında bozulma (zayıf olduğu hâlde kilolu hissetme)
-
Yemeğe karşı yoğun korku ve direnç
-
Sosyal çekilme
-
Anksiyete, depresyon, odaklanma sorunları
-
Takıntılı davranışlar ve egzersiz bağımlılığı
Anoreksiya Nervoza Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tedavi süreci hem fiziksel sağlığı stabilize etmeyi hem de psikolojik desteği içerir. Hafif vakalarda ayakta psikoterapi yeterli olabilirken, ileri düzeydeki hastalar yatarak tedavi görmek zorundadır.
Tedavi aşamaları şunlardır:
-
Fiziksel Stabilizasyon: Öncelikle hayati risk taşıyan düşük kiloya müdahale edilir. Gerekirse damardan (IV) beslenme desteği verilir.
-
Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve aile temelli terapi gibi yöntemlerle hastanın yeme davranışları ve düşünce kalıpları değiştirilir.
-
Beslenme Danışmanlığı: Uzman diyetisyenler tarafından sağlıklı kilo artışı ve doğru yeme alışkanlıkları desteklenir.
-
Uzun Vadeli İzlem: Nüks riski yüksek olduğu için tedavi sonrası düzenli takip gerekir.
Anoreksiya nervoza, sadece fiziksel bir bozukluk değil, aynı zamanda derin psikolojik yaralara sahip karmaşık bir hastalıktır. Toplumda özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu rahatsızlık, erken teşhis ve profesyonel destekle kontrol altına alınabilir. Ancak geç kalınırsa hem beden hem de ruh üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir.