ISPARTA (KFK Ajans) - Şehir yaşamında nüfusun büyük çoğunluğunun apartman dairelerinde yaşaması, beraberinde getirdiği komşuluk ilişkileri ve gürültü problemleriyle birlikte yeni hukuki düzenlemeleri ve yaptırımları da gündeme getiriyor. Geçmişteki sıcak komşuluk ilişkilerinin yerini büyük şehirlerde yabancılaşmanın alması, apartmanlarda çıkan anlaşmazlıklarda hukuki süreçlerin bilinmesini zorunlu kılıyor. Konuya ilişkin merak edilen yasal detayları Avukat Ünsal Çankaya değerlendirdi.
Komşuluk İlişkilerindeki Değişim ve Hukuki İhtiyaçlar
Günümüz büyük şehirlerinde altlı üstlü veya karşılıklı dairelerde oturan insanların çoğunlukla birbirini dahi tanımadığını belirten Avukat Ünsal Çankaya, eskiden var olan o samimi komşuluk ilişkilerinin, hoşgörünün ve karşılıklı saygının zamanla zayıfladığına dikkat çekti:
'Şehir hayatı içerisinde toplumun yüzde 90'ından fazlası belki apartman dairelerinde yaşıyor. Ama toplumda eskiden apartman dairelerindeki vatandaşların birbirlerine hoşgörüleri de hem daha fazlaydı, hem bir komşuluk ilişkisi çok daha fazlaydı, hem de saygı çok fazlaydı. İnsanlar birbirleriyle tanışan, birbirleriyle sosyal ilişkiler içerisinde olan bir toplum yapısı söz konusuydu. Zaman içerisinde bu toplum yapısı biraz daha değişti, özellikle büyük şehirlerde. Altlı üstlü ya da karşılıklı dairede oturan insanların birbirini tanımadıkları, herhangi bir komşuluk ilişkileri ya da sosyal ilişki geliştirmediğimiz günlere geldik. Dolayısıyla bu günler içerisinde de o karşılıklı anlayıştan ya da karşılıklı saygıdan bahsetmek bir tanışıklık olmadığı için biraz daha güç, bu durumda da yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor tabii ki.'
Gürültü Şikayetlerinde Çevre Kanunu ile Kabahatler Kanunu Arasındaki Fark
Apartman yaşamında en sık karşılaşılan sorunların başında gelen gürültü şikayetlerinde uygulanan iki ayrı mevzuat bulunduğunu vurgulayan Çankaya, Kabahatler Kanunu ile Çevre Kanunu arasındaki yaptırım farklarını şu sözlerle açıkladı:
'Bu konuya ilişkin iki tane birbirinden ayrı mevzuat var. Bir tanesi Çevre Kanunu, bir tanesi de Kabahatler Kanunu. Kabahatler Kanunu'na baktığımız zaman, Kabahatler Kanunu'ndaki yaptırım Çevre Kanunu'na göre çok daha küçük. 'Kişilerin huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapmak' diye geçiyor Kabahatler Kanunu'nda; 1700 küsur lira civarında bir cezası var. Buradaki ayrımı yapmamızı sağlayan şey, Kabahatler Kanunu'nda daha tekil bir etkinliğin söz konusu olması. Mesela ben oturduğum dairede müziği açıyorum ya da çocuklarım top oynuyor, alt daire rahatsız oluyor. Burada kişilerin huzurunu ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapmış oluyorum, bunun cezası 1700 lira civarında. Fakat daha mahalli bir etkiden bahsediyorsak, bütün apartman benim yaptığım gürültüden etkileniyorsa; gece geç saatte matkapla tadilat yapıyorsam, duvarları kırıyorsam, bir evde herkesin rahatsız olacağı şekilde ve olmaması gereken saatte bir gürültüye neden oluyorsam ve bütün apartman bundan rahatsız oluyorsa o zaman Çevre Kanunu devreye giriyor. Çevre Kanunu'ndaki ceza Kabahatler Kanunu'na göre daha yüksek, orada da 13.700 lira civarında bir idari yaptırım söz konusu.'
Gündüz Yaşantısı ile Gece Gürültüsü Arasındaki İnce Çizgi
Gündüz saatlerindeki olağan ev içi hareketliliğin hayatın doğal akışı içinde değerlendirildiğini, ancak geceleri bu durumun hukuki boyut değiştirdiğini belirten Çankaya, eylemin süreklilik kazanması halinde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) devreye girebileceğini ifade etti:
'Gündüz mesai saatleri içerisinde, herkesin zaten sokak gürültüsünün olduğu, insanların hareketli olduğu zamanlarda, elbette ki evimizde temizlik yapacağız, bunu yapmamamız söz konusu değil. Ama gecenin ikisinde süpürge yapıyorsam ben... Gündüzler torbaya girmedi, benim gece uyumam lazım. Ne olur bu durumda? Kabahatler Kanunu devreye girer, alt kat rahatsız olduğu için 'kişilerin huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapmak' olur. Fakat her gece saat 2'de elektrik süpürgesiyle evi temizliyorsam ve bir devamlılık arz ediyorsa, bunu bir adet haline getirdiysem, bu sefer Kabahatler Kanunu da devreye girmez; sürekli rahatsız etme durumu vardır. Bu sefer Türk Ceza Kanunu devreye girer, kişilerin huzurunu ve sükununu bozma suçu meydana gelir. Onun da 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası var.'
Hukuki Haklar ve Başvuru Yolları
Gürültü problemlerine karşı vatandaşların izleyebileceği yollara da değinen Avukat Ünsal Çankaya, kolluk kuvvetlerine şikayet etmenin en yaygın seçenek olduğunu belirterek, sürekli tekrar eden durumlarda mahkemeden tespit istenmesinin de hukuki bir seçenek olduğunu kaydetti.






