Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık vizyonunun lokomotifi olan Aselsan, geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde sadece imza attığı dev projelerle değil, bu projelerin mimarı olan mühendislerinin gizemli vefatlarıyla da sarsıldı. 2006 yılında başlayan ve 2017’ye kadar devam eden bu "şüpheli olaylar silsilesi", kamuoyunda büyük bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

İlk Kırılma: Hüseyin Başbilen Vakası 7 Ağustos 2006 tarihinde, yerli tank projesi ve gece görüş sistemleri üzerinde çalışan Hüseyin Başbilen, aracının içinde ağır yaralı bir halde ölü bulundu. Olayın en dikkat çekici yanı, Başbilen’in vefatından sadece bir gün sonra sunumunu yapacağı stratejik projelerin bulunduğu flash belleğin hiçbir zaman ele geçirilememesiydi. Bu kayıp, olayın arkasında projelere yönelik bir dış müdahale olduğu şüphelerini artırdı.

Ardarda Gelen Trajik Kayıplar Başbilen’in ardından ODTÜ mezunu Halim Ünal (F-16 modernizasyon uzmanı) ve Evrim Yançeken (askeri yazılım uzmanı) çok kısa aralıklarla aramızdan ayrıldılar. Her ne kadar bu vakalar "psikolojik faktörlere bağlı kendi kararları" olarak nitelendirilse de; aileleri ve iş arkadaşları, bu isimlerin hayata bakış açıları ve kariyerlerindeki başarılar göz önüne alındığında, yaşananların profesyonel birer sabotaj olabileceğini savundu.

Zihin Kontrolü ve Psikolojik Savaş Teorileri Bu şüpheli süreçle ilgili ortaya atılan bazı iddialar, konuyu bilim kurgu filmlerini aratan bir boyuta taşıdı. Bazı analizlerde; mühendislerin teknolojik cihazlar üzerinden gönderilen ultrasonik seslere veya elektromanyetik dalgalara maruz bırakılarak iradeleri dışında ölüme sürüklendikleri öne sürüldü. Bir diğer çarpıcı iddia ise, dış istihbarat birimlerinin geçmişte kullandığı bazı kimyasal maddelerin, mühendislerin algılarını bozmak amacıyla kullanılmış olabileceği yönündeydi.

İmza ve Notlardaki Belirsizlik Olay yerlerinde bulunan yazılı notlar üzerinde yapılan kriminal incelemeler, tartışmaları daha da alevlendirdi. Mühendislerin bıraktığı iddia edilen dijital ve el yazısı notların, kişilerin kendi yazı karakterlerine uymadığına dair uzman görüşleri Meclis araştırma önergelerine konu oldu.

Stratejik Bir Engel mi? Aselsan bünyesindeki yetkililer bu olayları "yoğun iş temposu kaynaklı bireysel durumlar" olarak değerlendirse de; özellikle 15 Temmuz sonrası bazı yapıların bu soruşturmaları kasten saptırdığına dair bulgular, dosyanın aslında Türkiye’nin savunma gücünü sekteye uğratmayı amaçlayan devasa bir organizasyon olduğunu düşündürüyor.

Aselsan mühendislerinin hikayesi, bir ülkenin tam bağımsızlık mücadelesinde verdiği en hüzünlü ve en gizemli kayıplar olarak tarihteki yerini alıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ