Tarihler 23 Ocak 1913 yılını gösterdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu yakın çağ tarihindeki en büyük kırılma noktalarından birini yaşadı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin askeri önderlerinden Enver Paşa'nın liderliğindeki bir grup subay ve sivil ittihatçı, hükümetin yönetim merkezi olan Babıali'ye ani ve organize bir baskın düzenledi. Bu olay, bilinenin aksine tahttan indirme operasyonlarından farklı olarak yakın çağ tarihimizin ilk ve tek kanlı hükümet darbesi olarak kayıtlara geçti.
Edirne Bahanesi ve Darbenin Arkasındaki Gerçekler
Birçok tarihçi ve belgeye göre, dönemin sadrazamı Kamil Paşa'nın uluslararası baskılar sebebiyle Edirne'yi Bulgaristan'a teslim edeceği yönündeki iddialar darbenin ana gerekçesi olarak sunulmuştu. Baskın günü halkı galeyana getirmek için "Edirne elden gidiyor" sloganları atılmıştı. Ancak darbenin ardından imzalanan Londra Antlaşması ile Edirne'nin yine de Bulgaristan'a bırakılması, bu gerekçenin sadece bir kılıf olduğunu ve esas amacın İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Meşrutiyet'i ve kendi mevcudiyetini koruma gayesi olduğunu göstermektedir.
Karşılıklı Darbe Planları ve İkili Oynayan Nazım Paşa
Babıali Baskını, aslında başka bir grubun cumartesi günü yapmayı planladığı karşı darbe girişiminin de önüne geçmişti. İttihatçı karşıtı olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, kendi darbe planlarını hazırlamıştı ve bu planın kilit ismi Harbiye Nazırı Nazım Paşa'ydı. Nazım Paşa, her iki tarafa da yeşil ışık yakarak ikili bir oyun oynamıştı. Baskın sırasında İttihatçılara yönelik, "Ben size güvenmiştim, verdiğiniz söz bu muydu?" dediği iddia edilse de, dönemin tanıklarından Rıza Nur'un anlatımları Nazım Paşa'nın ittihatçıları küçümsediğini ve onlara karşı hazırlık yaptığını ortaya koymaktadır.
Silahların Gölgesinde Gelen Ölüm ve İstifa
Baskın anında yaşanan kargaşada İttihatçı fedailerden Yakup Cemil, ani bir hareketle Nazım Paşa'nın şakağına kurşun sıkarak onu olay yerinde öldürdü. Enver Paşa'nın "Ne yaptın Yakup, bu cinayete ne lüzum vardı?" sorusuna karşılık Yakup Cemil, "Bunlara laf anlatmakla uğraşılmaz" diyerek darbenin kanlı seyrini netleştirdi. Bu cinayetin ardından Enver Paşa, Sadrazam Kamil Paşa'yı silah zoruyla istifaya zorladı ve aldığı istifa mektubunu bizzat saraya götürerek hükümetin düşmesini sağladı.
Sopalı Seçimlerden "Babıali Diktatörlüğü"ne Uzanan Yol
Bu kanlı baskına giden süreç, 1911 yılında İttihat ve Terakki'ye muhalif isimlerin Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nı kurmasıyla başladı. Muhalefetin güçlenmesinden çekinen ittihatçılar, meclisi feshettirerek erken seçime gittiler. Tarihe usulsüzlük iddiaları nedeniyle "Sopalı Seçim" olarak geçen bu süreçten sonra muhalefet, "Halaskar Zabıtan" (Kurtarıcı Subaylar) adında gizli bir silahlı örgüt kurarak hükümete muhtıralar verdi. Yaşanan kaos ortamı, meclisin dağıtılmasına ve "Babıali Diktatörlüğü" olarak anılan eski usul bir yönetim sistemine dönülmesine neden oldu.
Tek Parti Hakimiyetinin Başlangıcı
Babıali Baskını'nın ardından İttihatçılar, ülkede sert bir hava yaratmamak adına ilk başlarda ılımlı bir politika izlediler. Ancak yeni kurulan hükümetin sadrazamı Mahmut Şevket Paşa'nın 11 Haziran 1913'te bir suikast sonucu öldürülmesi kırılma noktası oldu. Bu suikasttan sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti, muhalefeti tamamen tasfiye ederek Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürecek olan mutlak ve sert hakimiyet dönemini başlattı.
Detaylar videoda...





