BBC’ye konuşan Beyaz Saray yetkilileri, Grönland’ın ele geçirilmesinin ABD açısından bir “ulusal güvenlik önceliği” olduğunu vurguladı. Açıklama, Avrupa’nın önde gelen ülkelerinin Danimarka’ya destek veren ortak bildirisinden sadece saatler sonra geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu yaptığı değerlendirmelerde, Grönland’a “güvenlik gerekçeleriyle ihtiyaç duyduklarını” yineledi. Bu çıkış, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in, ABD’den gelebilecek olası bir saldırının “NATO’nun sonunu getireceği” yönündeki sert uyarısına neden oldu.

Beyaz Saray Salı günü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Başkan ve ekibi bu önemli dış politika hedefine ulaşmak için çeşitli seçenekleri görüşüyor ve elbette ABD ordusunu kullanmak, başkomutanın emrinde her zaman bir seçenektir.”
NATO, müttefiklerin dış saldırılara karşı birbirini savunmasını esas alan transatlantik bir askeri ittifak olarak biliniyor. Wall Street Journal ve diğer ABD medyasına göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pazartesi günü Kongre’de verdiği gizli brifingde Trump yönetiminin Grönland’ı işgal etmeyi planlamadığını, bunun yerine adayı Danimarka’dan satın alma seçeneğini değerlendirdiğini aktardı.
Ancak Salı günü ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü BBC’ye yaptığı açıklamada, Washington’un yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“ABD, Amerikalılara ve Grönland halkına fayda sağlayacak kalıcı ticari ilişkiler kurmaya isteklidir.”
Aynı sözcü, Arktik bölgedeki jeopolitik risklere dikkat çekerek,
“Ortak düşmanlarımız Arktik’te giderek daha aktif hale geldi. Bu, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka Krallığı ve NATO müttefiklerinin paylaştığı bir endişedir.” dedi.
Grönland ve Danimarka, ABD’nin adaya yönelik hak iddialarını görüşmek üzere Rubio ile kısa süre içinde bir araya gelmek istediklerini duyurdu. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, bu görüşmenin “bazı yanlış anlaşılmaları gidereceğini” ifade etti.
Salı günü Avrupa’dan altı ülke Danimarka’ya açık destek verdi. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Danimarka liderleri ortak açıklamalarında şu vurguyu yaptı:
“Grönland halkına aittir ve ilişkileriyle ilgili konularda yalnızca Danimarka ve Grönland karar verebilir.”

Avrupalı liderler, Arktik güvenliğine ABD kadar önem verdiklerini belirterek, bu sürecin ABD dahil tüm NATO müttefikleriyle “ortaklaşa” yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamada ayrıca “egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı da dahil olmak üzere BM Şartı’nın ilkelerine uyulması” çağrısı yapıldı.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen açıklamayı memnuniyetle karşıladı ve “saygılı diyalog” çağrısında bulundu. Nielsen,
“Diyalog, Grönland’ın statüsünün uluslararası hukuka ve toprak bütünlüğü ilkesine dayandığı gerçeğine saygı gösterilerek yürütülmelidir” dedi.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesinin ardından Grönland’ın geleceği yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşındı. Bu müdahalede, seçkin ABD birlikleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalayarak New York’ta uyuşturucu ve silah suçlamalarıyla yargılanmak üzere mahkemeye çıkarmıştı.
Operasyondan bir gün sonra, Trump’ın üst düzey yardımcılarından birinin eşi olan Katie Miller, sosyal medyada Grönland’ın ABD bayrağı renklerindeki bir haritasını “YAKINDA” notuyla paylaştı. Ardından Stephen Miller,
“Grönland’ın ABD’nin bir parçası olması gerektiği yönünde ABD hükümetinin resmi görüşü olduğunu” açıkladı.
CNN’e konuşan Miller, ABD’nin Grönland’ı ilhak etmek için güç kullanma ihtimaline ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Kimse Grönland’ın geleceği için ABD ile savaşmayacak.”
Yaklaşık 57 bin nüfuslu Grönland, 1979’dan bu yana geniş özerklik haklarına sahip olsa da savunma ve dış politika Danimarka’nın yetkisinde bulunuyor. Halkın büyük bölümü Danimarka’dan bağımsızlığı desteklerken, kamuoyu yoklamaları ABD’ye bağlanmaya ezici çoğunlukla karşı çıkıldığını gösteriyor.
Batıdaki Ilulissat kentinde yaşayan 27 yaşındaki İnuit Morgan Angaju, BBC’ye verdiği demeçte,
“Özgür dünyanın liderinin Danimarka ve Grönland’la alay etmesini ve bizden sanki sahiplenilecek bir şeymişiz gibi bahsetmesini dinlemek korkunçtu” ifadelerini kullandı.
“Grönland halkı zaten burayı sahiplenmiş durumda. Kalaallit Nunaat, Grönland halkının toprağı demektir” dedi.
Angaju, geleceğe dair endişesini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Grönland başbakanının Maduro ile aynı kaderi paylaşmasından, hatta ABD’nin ülkemizi işgal etmesinden bile korkuyorum.”
Kuzeydeki Qaanaaq kasabasında yaşayan 42 yaşındaki İnuit avcı Aleqatsiaq Peary ise daha kayıtsız bir yaklaşım sergiledi:
“Bu, bir efendiden diğerine, bir işgalciden diğerine geçmek gibi olurdu. Danimarka’nın sömürgesiyiz.”
Peary, asıl sorunlarının iklim krizi olduğunu vurgulayarak,
“Deniz buzları eriyor, avcılar artık geçimlerini sağlayamıyor” dedi.
Reuters’a konuşan üst düzey bir ABD yetkilisi ise Washington’un seçeneklerini, Grönland’ı doğrudan satın almak ya da askeri varlık karşılığında ekonomik faydalar sunan bir Serbest İlişki Anlaşması kurmak olarak özetledi.
Cumhuriyetçi Senatör Eric Schmitt de ulusal güvenlik boyutuna dikkat çekerek,
“Bence şu anda sadece görüşmeler yapıyorlar. Umarım Avrupa, güçlü bir Amerika’nın Batı medeniyeti için iyi olduğunu anlar” dedi.
Trump, ilk başkanlık döneminde Grönland’ı Arktik’te stratejik bir merkez olarak görmüş ve 2019’da bu girişimi “büyük bir gayrimenkul anlaşması” olarak nitelendirmişti. Nadir toprak elementleri, Rusya ve Çin’in artan ilgisi ve eriyen buzulların açabileceği yeni ticaret yolları, Grönland’ı küresel güç mücadelesinin merkezine yerleştirmeye devam ediyor.





