Türk askeri tarihi, vatan sevgisiyle cepheden cepheye koşan kahramanların yanı sıra, sınır hatlarında ve gayriresmi oluşumlarda devlet adına en zorlu görevleri üstlenmiş gizemli figürleri de barındırır. Bu figürlerin yakın tarihteki en çarpıcı ve en çok konuşulan örneklerinden biri hiç şüphesiz Jandarma Binbaşısı Ahmet Cem Ersever’dir. Kimileri için gözü pek bir vatanperver, kimileri içinse karanlık dehlizlerin operasyoncusu olan Ersever, bildiği sırların ağırlığı altında susturulan en kritik isimlerden biri oldu.

Harp Okulundan Sınır Boylarına ve JİTEM'in Fikir Babalığına

Ahmet Cem Ersever, kendisi gibi bir asker olan İzzet Ersever'in oğlu olarak dünyaya geldi. 1972 yılında Kara Harp Okulu'ndan jandarma teğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra Türkiye'nin pek çok ilinde kaçakçılıkla mücadele birimlerinde kritik görevler üstlendi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yüzbaşı rütbesine yükselen Ersever, Türkiye'nin terör sarmalına girdiği o yıllarda çok konuşulacak bir oluşumun fikir babalığını ve en önemli operasyonculuğunu üstlendi: Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM). Dönemin resmi makamlarından (İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay) bağımsız, tamamen jandarma inisiyatifiyle hareket ettiği belirtilen bu yapı, PKK ile mücadele adı altında sınır ötesinde ve Güneydoğu'da çok sayıda örtülü operasyona imza attı.

Baba-Oğul İlişkisi ve İstifaya Götüren Kırılma

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kılık değiştirerek, yerel aşiretlerle, itirafçılarla ve Barzani-Talabani'nin adamlarıyla temas kurarak istihbarat ağları ören Ersever için kırılma noktası, adeta "baba-oğul" ilişkisi yaşadığı Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa’nın 1993 yılındaki şüpheli uçak kazasında şehit düşmesi oldu.

Bitlis’in ölümünün ardından, başlangıçta vatan savunması amacıyla kurulan JİTEM yapısının kişisel rantlara, uyuşturucu ticaretine ve kara para aklama gibi gayrimeşru faaliyetlere doğru kaydığını düşünen Ersever, kendisini kullanılmış hissederek ordudaki görevinden istifa etti. Yaşadığı ve şahit olduğu her şeyi ise günlüğüne tek tek not etti.

Türk Siyasetini Sarsan O Faks: "Gerçekler Gizleniyor, Konuşacağım"

İstifasının ardından köşesine çekilmeyi reddeden Cem Ersever, konuşmaya karar verdi. Gazeteci Soner Yalçın ile sarsıcı bir röportaj gerçekleştiren emekli binbaşı, bununla da yetinmeyerek Milliyet Gazetesi’ne tarihi bir faks gönderdi. Ersever faksında şu ifadeleri kullanıyordu:

"1984 yılından bugüne kadar yapılan yanlışlar, ihanetler ve uygulamalar konusunda Türk kamuoyunun aydınlatılması gerektiğine inanıyorum. Türk basınıyla kamuoyu önünde Celal Talabani'nin ihanetleri, PKK ilişkileri, Güneydoğu'daki gerçek durum, köy korucuları, itirafçılar, faili meçhul cinayetler hakkında ve bazı siyasilerin örgütsel konumları hakkında açıklamalarda bulunacağımı beyan ediyorum. Güneydoğu Anadolu'daki olayların gerçekleri Türk milletinden gizleniyor; bunları anlatmak istiyorum."

Sır Randevu ve Elmadağ Çıkışındaki İnfaz

Bu şok beyanatın ardından Ahmet Cem Ersever, ifade vermek ve bazı görüşmeler yapmak üzere Ankara’ya çağrıldı. Ankara’ya geldikten hemen sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Günler süren arayışın ardından, Ersever’in cansız bedeni Ankara'nın Elmadağ ilçesi çıkışında, elleri arkadan "domuz bağı" ile bağlanmış ve kafasına iki el ateş edilmiş halde bulundu.

İnfazın biçimi, o dönem bölgede terör estiren Hizbullah örgütünü akıllara getirdi. Ersever, istihbarat toplarken Hizbullah’ın kurucusu Hüseyin Velioğlu ile yakın temas kurmuştu ve konuşacağı konular arasında bu yapının da olduğu tahmin ediliyordu. Ancak bir diğer güçlü teoriye göre, bu infaz bir hedef şaşırtmaydı ve Cem Ersever, bizzat içerideki faaliyetleri deşifre olmasın diye kendi eski oluşumu JİTEM tarafından susturulmuştu. Bu operasyonda ise tetikçi olarak "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kullanıldığı iddiaları her zaman sıcaklığını korudu. Üzerinde hiçbir darp izinin olmaması, Ersever'in güvendiği birileri tarafından tuzağa düşürüldüğünü gösteriyordu.

Üçlü İnfaz Zinciri ve Operasyonun Perde Arkası

Cem Ersever, bu karanlık yolculuğa tek başına çıkmamıştı. Ersever'in en yakın iş ortağı, istifasının ardından "İhsan Hakan" sahte kimliğini kullanan eski JİTEM'ci Mustafa Deniz ve Ersever’in Suriye uyruklu kız arkadaşı "Nevval Boz" (Mahsune) da aynı günlerde, aynı yöntemle infaz edilmiş halde bulundular. Kimi araştırmacılara göre Mustafa Deniz, Ersever'i tuzağa çeken isim olmuş, ardından kendisi de susturulmuştu.

Mahmut Yıldırım'ın (Yeşil) oğlunun yıllar sonra yazdığı kitapta ise başka bir iddia ortaya atıldı: Yeşil, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ı zehirletmek için Nevval Boz’u kullanacaktı; ancak Cem Ersever’in Nevval Boz’a ilgi duyması üzerine bu gizli operasyon iptal edilmiş ve aralarında husumet başlamıştı.

Faili meçhullerin, siyasi cinayetlerin ve derin çeteleşmelerin gölgesinde geçen 90'lı yılların bu en büyük sırrı, tıpkı Ersever'in kaybolan günlükleri gibi hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı. En doğru bildiği yöntemle vatanını savunmak isteyen Ahmet Cem Ersever, al bayrağa sarılı bir tabutla tarihin karanlık sayfalarına karıştı.

Detaylar videoda...

Muhabir: SALİM PARMAKSIZ