GÖRÜNTÜLÜ ÖZEL HABER/ MUHABİR-RUKİYE SENEM OK/ Isparta’nın Uluborlu ilçesinde yükselen Uluborlu Kalesi, Helenistik dönemden günümüze kadar uzanan çok katmanlı tarihiyle Anadolu’nun kesintisiz yerleşim alanları arasında dikkat çekiyor. Farklı medeniyetlerin izlerini aynı noktada buluşturan kale, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kuruyor.

Stratejik konumuyla tarih boyunca askeri ve ticari yolların kesişim noktasında yer alan Uluborlu, Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Bu zengin tarihsel birikim, ilçeyi adeta yaşayan bir açık hava müzesine dönüştürüyor.

Bugün kalenin yaklaşık 200 metrelik bölümü ayakta kalmayı başarırken, bu sağlam kısımlar yapının en önemli bölümlerini oluşturuyor. Kalede iki ana kapı bulunuyor. Büyük kapının kalenin ilk inşa sürecine ait olduğu bilinirken, diğer kapının Tanzimat Fermanı sonrasında, kale içerisinde yaşayan gayrimüslim Türklerin giriş-çıkışlarını sağlamak amacıyla inşa edildiği ifade ediliyor.
MEDENİYETLERİN İZLERİNİ TAŞIYAN ULUBORLU KALESİ
Süleyman Demirel Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Abdullah Bakır, KFK Ajans’a özel yaptığı açıklamada kalenin hem konumu hem de mimari yapısıyla dikkat çektiğini belirterek, “Kaleden, tek noktadan baktığınız zaman Helenistik dönemden itibaren Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Cumhuriyet Dönemi’ne ait eserlerin hepsini aynı anda görebileceğiniz bir açık hava müzesi özelliği var. Bu çok az yerde karşılaşılan bir durumdur. Eskiden buranın adı Apollonia Zozopolis Antik Kenti’nin bulunduğu bölgedir. Daha sonra Selçuklular fethetmişler, Selçuklu döneminde yoğun bir yerleşime sahne olmuştur. Zaman içerisinde gelişmiş, gayrimüslimlerle beraber Türkler yaşamıştır. Nüfus mübadelesiyle burada yaşayan gayrimüslimler göç etmiş ve kale günümüze kadar ulaşmıştır” dedi.

Uluborlu’nun sadece kale ile sınırlı olmayan zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirten Bakır, ilçenin önemli eğitim merkezi olduğunu vurgulayarak, “Halen daha ayakta bulunan Selçuklulardan günümüze ulaşan üç tane hamam, bir tane medrese, on bir tane çeşme günümüze ulaşmıştır. Bunlar ayakta olan yapılardır. Bunların dışında çok fazla sayıda Ahi türbesi, kervansaray kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. 1903 yılında yirmi tane medrese, sekiz sıbyan mektebi, bir Rum Ortodoks okulu ve bir rüştiye bulunan önemli bir şehirdir Uluborlu” dedi.
TURİZM POTANSİYELİ BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA ÖNE ÇIKACAK
Antik çağlardan günümüze ulaşan bölgenin turizm potansiyeline de değinen Bakır, bilimsel ve restorasyon çalışmalarıyla birlikte önemli bir turizm merkezi haline geleceğini söyledi.
“Antik çağlardan günümüze kadar gelmiş olan önemli yapılar var. Bir kısmı restore edilmiş olsa da bir kısmı maalesef restore edilmeyi bekliyor. Aynı zamanda bir antik kentin üzerindeyiz. İleride yapılacak bilimsel çalışmalar ve restorasyon çalışmalarıyla kent hak ettiği özelliklere kavuşacak ve önemli bir turizm potansiyeline sahip olacak bir noktadayız. Zaman içerisinde turizm yönünden de önemli kentlerden biri haline geleceğini düşünüyorum”









