Türkiye'nin yakın geçmişinde "Kabadayılık" müessesesinin en nevi şahsına münhasır isimlerinden biri olan İdris Özbir, namıdiğer "Kürt İdris", sadece yeraltı dünyasındaki ağırlığıyla değil, aynı zamanda kendine has adalet anlayışı, disiplini ve uyuşturucu ticaretine karşı duruşuyla döneme damgasını vurdu. Ofisinin duvarını süsleyen "Allah'ın Dediği Olur" panolarıyla tanınan Özbir, bir dönemin kapanışını simgeleyen son geleneksel kabadayılardan biriydi.
Kars'tan İstanbul'a: Türkçe Bilmeyen Bir Çocuğun Mücadelesi 1937 yılında Kars'ın Susuz ilçesine bağlı Kızılçakçak köyünde doğan İdris Özbir, varlıklı bir çiftçi ailesinin çocuğuydu. Ancak babasının uzun askerlik yılları sonrası ailenin maddi durumunun bozulması üzerine, henüz 12 yaşındayken tek başına İstanbul'un yolunu tuttu. İstanbul'a geldiğinde hiç Türkçe bilmeyen ve okula gitme imkanı bulamayan Özbir, Aksaray'da bir lokantada çalışarak hayata tutundu ve Türkçeyi de sokaklarda öğrendi.
Sultanahmet Cezaevi ve "Meydancılık" Dönemi 1954 yılının ilk gününde Talimhane’de teke tek girdikleri bir bıçaklı kavga sonucu muhatabının hayatını kaybetmesiyle İdris Özbir, Sultanahmet Cezaevi'ne gönderildi. Cezaevindeki "Ağalık" sistemine, garibanların haraca bağlanmasına ve uyuşturucu ticaretine isyan eden Özbir, arkadaşlarıyla birlikte bu düzeni yıktı. Cezaevindeki siyasi mahkumların ve idarenin desteğiyle "Baş Meydancı" olan Özbir'e, ana dilinden ötürü "Kürt İdris" lakabı da bu dönemde takıldı. Bursa Cezaevi'nde de sübyanların ırzına geçen iki kişiyi "meşru müdafaa" gerekçesiyle öldüren Özbir, bu tavrıyla yeraltı raconunda yerini sağlamlaştırdı.
Dündar Kılıç Ortaklığı ve Beyoğlu Kumarhaneleri 1958 yılında tahliye olduktan sonra Süleymaniye’de çay ocağı işleten, ardından Beyoğlu'nda kumarhane piyasasına giren Kürt İdris, dönemin bir diğer efsane ismi Dündar Kılıç ile ortak oldu. "Bir Kürt ile bir Laz ortak olur mu?" diyenlere inat, Tarlabasındaki meşhur Kımız Sokak ve Parmakkapı’daki Şöhretler Kulübü'nde büyük ortaklıklara imza atan ikili, ölene kadar çok sıkı dost kaldılar. Sektörün içinde olmasına rağmen Özbir, fuhuş ve uyuşturucu işlerine kesin bir dille karşı durdu ve bu sektörleri her zaman uzağında tuttu.
Sanat Dünyasıyla Dostluklar: Yılmaz Güney ve Bülent Ersoy Gece kulüplerinin ve gazinoların güvenlik işlerini de üstlenen Kürt İdris, sanat camiasıyla çok yakın ilişkiler kurdu. Sinemanın "Çirkin Kral"ı Yılmaz Güney’in kumar borçlarını kapatabilmesi için özel seanslar düzenleyecek kadar yakın bir dostluk kuran Özbir, Bülent Ersoy’la olan bir anısını ise şu sözlerle anlatmıştı:
"Bir gün gazinoda eğlenirken polis mekanı bastı. Bülent Hanım yanıma gelip 'Silahınız varsa verin saklayayım' dedi. Çok duygulandım, onun bu yiğitliğine meftun oldum."
Çukur Dizisindeki "İdris Koçovalı" İlhamı 1967 yılından sonra yasa dışı tüm işleri bıraktığını, sadece otomobil ticareti ve ihracatla uğraştığını belirten İdris Özbir, 19 Aralık 2002 tarihinde akciğer kanseri nedeniyle evinde hayata gözlerini yumdu. Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki cenazesi siyasileri, sanatçıları ve yeraltı dünyasını bir araya getirdi. Günümüz popüler kültüründe, ünlü "Çukur" dizisindeki "İdris Koçovalı" karakterinin uyuşturucuya karşı amansız duruşu, kahvehane işletmesi ve Bülent Ersoy ile olan sahneleri, bu karakterin doğrudan Kürt İdris’in gerçek hayat hikayesinden esinlenilerek yaratıldığını gözler önüne seriyor.
Detaylar videoda...





