ISPARTA (KFK Ajans) - İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, “Huzurlu Mahalle, Huzurlu Köy, Güçlü Türkiye” çalıştayı kapsamında Isparta’yı ziyaret etti. Muhtarlarla bir araya geldiği buluşmada önemli değerlendirmelerde bulunan Bakan Yardımcısı Turan, son dönemlerde okullarda yaşanan trajik olaylara değinerek bu tür sorunların yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini, çok boyutlu ve ortak bir mücadele gerektiğini vurguladı.
“Her Okula Polis Koyarak Bu Sorun Çözülemez”
Bakan Yardımcısı Bülent Turan, okullarda yaşanan acı olaylar karşısındaki derin üzüntüsünü dile getirerek bu tür sorunların okullara sadece polis yerleştirilerek çözülemeyeceğini, ilgili bakanlıkların ortaklaşa daha çok çalışması gerektiğini belirtti. Bakan Yardımcısı Turan, “Her zaman gündemimizde yoran, üzen konular oluyordu.
Bir ikisine ufacık değinelim, sözlerimi kısaltacağım. Bir tanesi, dün biliyorsunuz, bir okulumuzda bir yavrumuzu kaybettik. Bunun izahı yok.
Rüyalarımıza giriyor, kahroluyoruz, üzülüyoruz, ağlıyoruz. Allah korusun, yanarız. Fakat bu kadar kadın muhtarımız olmuşken söyleyeceğim ki konunun elbette güvenlik boyutu var.
Elbette emniyet tarafı var. Ama her sınıfımıza, her okulumuza bir polis koyarak bu konunun dünyada çözülme örneği yok. Tekrar ele alacağız.
Millî Eğitim Bakanlığı, Aile Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, tüm ilgili birimlerimiz, bakanlıklarımız daha çok çalışacaklar. Bu başka bir durum.
Fakat dün 15 yaşında bu yanlışı yapan kişinin derslerinin çok iyi olup özel bir okul kazandığı anlatılıyordu. Geçmişte de bir kavgası, gürültüsü olmadığını, annesinin ev hanımı, babasının çalışan birisi olduğunu hatırlatmak istedim.
Yani bir terör bağlantısı gibi, bir parti gündemi gibi bir başlık olmadığını söylemek istedim. Şunu demek istiyorum: Kim, hangi birim, hangi kurum, hangi bakanlık ne tedbir alırsa alsın, çocuğumuz odasına kapandıktan sonra o bilgisayarında hangi oyunu oynadığını, kiminle yazıştığını, hangi farklı tarzlarla paslaştığını kimsenin bilme ihtimali yok.
Ailelerimize çok büyük bir görev düşüyor. Ne olur kadın muhtarlarımız, ne olur anne babalarımız; çocuklarımız o odaya girdiğinde kimle ne yaptığını, nerede yazıştığını bilin, bakın, takip edin.” diye konuştu.
“Çocuğumuzu Biz mi Eğitiyoruz, Tablet mi?”
Çocukların boş vakitlerinin büyük kısmını bilgisayar ve internet başında geçirdiklerine dikkati çeken Turan, dijital ortamın avantajlarının yanı sıra barındırdığı büyük risklere de şu sözlerle dikkati çekti:“Eğitim veren biziz zannediyoruz. Hocayı günde 3 saat, 5 saat görüyor.
Anneyi 2 saat, 3 saat görüyor. Ama kapı kapandığında 5 saat, 10 saat çıkmayıp eğitimini tabiri caizse bilgisayardan alan, internetten alan bir nesil ile karşı karşıyayız.
Bu neslin, bu dijital ortamın çok büyük avantajları olmakla beraber çok büyük riskleri var. O yüzden polisi sadece emniyete, jandarmaya havale edip oradan sonuç alma ihtimalimiz yok.
Silahla bu işi yapan oldu; silahı yasaklayalım. Bıçağı ne yapacağız, bıçağı mı yasaklayacağız? Farklı bir şey konuşuyoruz.
Tüm dünyada örnekleri var bu işin maalesef. Psikolojik tarafı, sosyolojik tarafı, emniyet tarafı, aile tarafı; çok farklı başlıkları var.
Kadın dostlarımızdan hassaten rica ediyorum. Bakın, destek olun. Eğitimlerle, konferanslarla seferberliğe katılım sağlayın.
Aileyle görüşün, dostlara destek olun. Güzel işler yapma imkânımız var, imkânlarımız, iletişim imkânlarımız var. O yüzden istirham ediyorum ki okullarımıza karşı bu riski hep beraber azaltmaya çalışalım.
Çocuğumuzu biz mi eğitiyoruz, tablet mi, bilgisayar mı eğitiyor? İyi bakmak durumundayız. Kapıda polisle, sadece okulun kapısına polis koymakla bu işin çözülemeyeceğini hepimizin hatırlamasında fayda var.”
Ailelere ve Topluma Önemli Sorumluluk
Bakan Yardımcısı Turan’ın yaptığı bu uyarılar, çocukların dijital dünyadaki güvenliğinin sağlanmasında ve akran zorbalığı ya da şiddet eğilimlerinin önlenmesinde ailelere ve toplumsal yapılara düşen sorumluluğun hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi.





