ÖZEL HABER / SUDE AYDOĞDU / ISPARTA (KFK Ajans) - Çocuk giyiminde son dönemin popüler akımı olan miniklerin yetişkinler gibi giydirilmesi, hem sektörel pratikleri hem de çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimini yeniden tartışmaya açıyor. Sosyal medyanın da etkisiyle hız kazanan bu süreç, uzmanlar tarafından hem tasarım hataları hem de psikolojik etkileri açısından ele alınıyor.

Çocuk Giyiminde 'Mini-Me' Akımına Kritik Uyarı

"Mini-Me" Akımı Sosyal Medyada Popülerleşiyor

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tuğba Kodal, süreci sektör gözünden değerlendirirken çocukların ebeveynleri gibi giydirildiği "mini-me" akımına dikkat çekiyor:"Sektörde daha kolay ve hızlı tasarım sürecine yol açtığı için bu tercih ediliyor. Çünkü yetişkinler için yapılmış tasarımlar ve kalıplar direkt çocuklara uygulanıyor ve dolayısıyla çocuklara özel bir tasarım ve AR-GE süreci oluşturulmadığı için zamandan ve maliyetten kazanç sağlanmış oluyor.

Sektörün tercih etmesindeki sebeplerden birisi bu. Diğeri de sosyal medyanın da çok büyük katkısının olduğu bir durum var ki ebeveynlerin bunları tercih etmesi, yani arz talep oluşturması.

Ebeveynler bunu talep ettiği için sektör de dolayısıyla bu talepleri karşılayacak süreçlere girmiş durumda. Özellikle mini-me diye bir akım var son dönemlerde.

Çocukların annesi ve babası gibi giydirildiği, benzer kıyafetlerin tasarlandığı bir süreç. Dediğim gibi sektör için daha hızlı, ekstra özel kalıpların yapılmadığı, özel tasarımların yapılmadığı, daha çabuk piyasaya sürülen bir süreç.

Artık popülaritesi de yüksek bir süreç. Çünkü sosyal medyada bu çok beğeni topluyor."

Dar Kıyafetler Çocukların Fiziksel Gelişimini Etkileyebilir

Ancak bu pratik tercih, çocukların sağlığı açısından ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Esnek olmayan dar kalıplar ve uygunsuz kumaşların çocukların rahat hareket etmesini engelleyerek duruş bozukluklarına sebep olabildiğini belirten Doç. Dr. Kodal, şunları aktarıyor:"Dar kalıplar ya da onlara uygun olmayan, dönüşleri doğru olmayan kalıpların çocuklara giydirilmesi, rahat hareket edememesi, duruş bozuklukları, fiziksel gelişimine engelleyici faktörler oluşuyor.

Mesela öyle bir kıyafet giydiriliyor ki çocuklara ya da bebek giyimine de sirayet ettiği durumda çocuk emekleyemiyor. Hâlbuki o kalıbı, o kumaşı giymemesi lazım.

Bir çocuk giydirilirken kumaşın kalitesi, esnekliği, doğal olup olmaması gibi pek çok faktör var. Ve bunun yanı sıra görsel olarak tasarımın da o çocuğun yaşına göre olması gerekiyor.

Çocuklarda risk faktörü oluşturacak aksesuarlar; örneğin boğulma tehlikesi ya da yaralanma tehlikesi yaratacak küçük aksesuarlar, işte boncukların ya da taşların, zincirlerin kullanılması o yaş grubu için oldukça tehlikeli şeyler."

"Çocukların Yaşına Uygun Tasarımlar Tercih Edilmeli"

Sektördeki bazı markaların bu konularda kendilerini gözden geçirmeye başladığını ifade eden Kodal, sorumluluğun yalnızca markalara bırakılamayacağını vurguluyor:"Yavaş yavaş artık bu konularda markalar kendilerini elden geçirmeye başladılar. Çocuk gelişimine uygun tasarımlar, kalıplar ve AR-GE süreçleri yönetmeye başladılar.

Sadece bu işi sektöre ya da markalara bırakmadan taleplerimizi doğru şekillendirirsek daha yaşamının başında olan o gencecik canlarımız, filizlerimiz hem psikolojik olarak hem fiziksel olarak hem de algı olarak görsel kimliğini yapılandırırken o görsel kimlik sadece bir giyimle, bir süsle kalmıyor. O çocuğun ruhuyla ilintili bir şey oluyor.

Çocuklarımızı bu yönde mutlaka doğru yönlendirmeden önce biz doğru şeyleri seçelim ve o çocuklara o doğruları sunalım."

"Çocuklar Sosyal Medyada Etkileşim Nesnesi Haline Getirilmemeli"

Konunun psikolojik boyutuna dikkat çeken Klinik Psikolog Meliha Işık ise çocukların sosyal medyada birer etkileşim nesnesi haline getirilmesine karşı ebeveynleri uyarıyor:"Son zamanlarda çocukların etkileşim nesnesi olduğunu fark edebiliyoruz. İşte tam da burada ebeveynlerin amacının ve işlevlerinin sorgulanması, çocuğun amaç ve işlevlerinin sorgulanması lazım.

Çocuk tam olarak bir yetişkin bilinciyle sosyal medyaya hâkim değil. Dolayısıyla bu çocuğa nasıl geçti, çocuk bütün bunlara nasıl hâkim olabildi?

Dolayısıyla bizim için önemli olan şey, umarım çocuk giyim tarzında ya da sosyal medyayı çocuğun giyim tarzı üzerinden kullanırken ebeveyn bunu bir etkileşim nesnesi haline getirmemiştir. Bu da sonuçlarıyla travmatize edici bir durum çünkü.

Çocukluğa hep bir yaşamda geçiş olarak bakıyoruz. Orayı bir basamak gibi görüyoruz. Belki de bu yansıyor.

Dolayısıyla çocuklara çocukluğun da özendirilecek bir şey olduğu bence hepimiz tarafından yansıtılmalı diye düşünüyorum."

Kıyafet Seçimi Çocukların Beden Algısını Etkileyebilir

Kıyafet seçiminde bedensel konforun ön planda tutulması gerektiğini belirten Işık, aksi durumlarda beden algısının olumsuz etkilenebileceğini şu sözlerle ifade ediyor:"Önemli olan şey bedenin bir konforda kalması. Beden konforda değil ama kıyafet ihtiyacımız karşılanıyor.

Burada yine başka bir amaç ve işlev olduğunu fark ediyoruz. Beden, kıyafetleri belli bir konfor içerisinde tercih edilmeli. Dolayısıyla konfora rağmen bir kıyafet tercihi burada bedeni önemsemediğimiz anlamına geliyor.

Beden algısı da tam da bu noktada değersizlik yönünde evrilmeye başlıyor. Çünkü bedenim değerliyse giydiğim kıyafetlerin konfor oluşturması gerektiği yönünde öncelikle bir tercihimiz olmalı.

Çocuklarda beden algısı çalışırken biz sadece bunu çocuğun konusuymuş gibi ele alıyoruz. Bu toplumun konusu, çevrenin konusu ve en çok ailenin de konusu.

O yüzden bebeğin tutumlarını özellikle çocuksu yaşantı üzerinden çok da koşullandırmamaya çalışmalarını öneriyorum."

"Çocuklar Yaşlarıyla Barışık Büyümeli"

Son olarak, yaşına uygun olmayan giyim tarzlarının çocukları çeşitli tehlikelere açık hale getirdiğine işaret eden Meliha Işık, çocukların yaşlarıyla barışık büyümesi gerektiğinin altını çiziyor:"Birçok tehlikeye açık hale getirebiliyor ancak ilk aklıma gelen başlıklarda yanlış kişilerin kadrajına girme ihtimalleri oluşabilir. Çünkü çocuk yaşında görünmelidir de.

Dolayısıyla en çok aklımıza bu geliyor, başlarına gelebilecek tehlike yönünde. Ya da dediğim gibi yaşları ile barışmalarının önünde bir engel oluşturabiliyoruz."

Muhabir: SUDE AYDOĞDU