İspanya'da binlerce kişi birbirine domates fırlatıyor, Madagaskar'da aileler hayatını kaybeden yakınlarını anmak için mezarlarını açıyor, Brezilya'da gençler acı veren karınca sokmalarına dayanarak yetişkinliğe geçiş ritüeline katılıyor. Dünyanın farklı ülkelerinde yüzyıllardır sürdürülen sıra dışı gelenekler arasında Türkiye'de özellikle Ege Bölgesi'nde düzenlenen deve güreşleri de bulunuyor.
İlk bakışta şaşırtıcı görünen bu uygulamaların her biri, ortaya çıktığı toplumun tarihinden ve kültürel değerlerinden izler taşıyor. Bazıları dini inançlarla bağlantılıyken bazıları kutlama, dayanışma veya toplumsal statüyle ilişkilendiriliyor. Dünyanın dört bir yanından gelenekleri bir araya getiren listede Türkiye'nin deve güreşleri de kendine özgü yapısıyla dikkat çekiyor.
Türkiye'de yaklaşık 200 yıllık geçmişe dayandırılan gelenek
Türkiye'de özellikle Aydın, İzmir, Muğla ve Denizli çevresinde düzenlenen deve güreşleri, Ege Bölgesi'nin köklü halk gelenekleri arasında yer alıyor. Kervancılık ve göçebe yaşam kültürüyle bağlantılı olan bu etkinliklerin, geçmişte Yörük toplulukları ve kervancılar arasındaki rekabet ve eğlence anlayışından doğduğu düşünülüyor.
Aydın'ın İncirliova ilçesine bağlı Hıdırbeyli köyünde deve güreşlerinin yaklaşık 200 yıl önce yapılmaya başlandığı aktarılıyor. Zamanla belirli kurallara bağlanan etkinlikler, günümüzde de bölgenin kültürel yaşamındaki yerini koruyor.
Deve güreşleri, özellikle aralık ve mart ayları arasında düzenleniyor. Bu dönemde çeşitli ilçe ve köylerde gerçekleştirilen organizasyonlar, yalnızca güreşleri izlemek isteyenleri değil, geleneksel bir etkinliğin parçası olmak isteyen çok sayıda kişiyi de bir araya getiriyor.

Develer özel olarak yetiştiriliyor
Deve güreşlerinde karşı karşıya gelen erkek develer, yörede kullanılan adıyla "tülü" olarak biliniyor. Bu develer özel bakım ve yetiştirme süreçlerinden geçiriliyor. Sahipleri tarafından verilen isimler, develerin sırtlarındaki süslü örtülerde yer alabiliyor.
Etkinlik günlerinde davul ve zurna eşliğinde düzenlenen gösteriler, güreşlerin festival havasında geçmesini sağlıyor. Bazı yörelerde güreş öncesinde deve sahiplerinin bir araya geldiği geleneksel buluşmalar da yapılıyor.
Güreşlerde karşılaşmalar belirli kategoriler ve kurallar çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Develerin birbirini kaçırması, yere düşürmesi veya güreşi sürdüremeyecek duruma getirmesi karşılaşmanın sonucunu belirleyebiliyor. Hayvanların aşırı yıpranmasını önlemek amacıyla karşılaşmaların süresi de sınırlandırılıyor.
İzmir'in Selçuk ilçesinde düzenlenen Efes Deve Güreşleri Festivali, bu geleneğin bilinen örnekleri arasında bulunuyor. Kış aylarında gerçekleştirilen etkinlikler, bölgenin kültürel mirasını yaşatırken yerel turizme de katkı sağlıyor.

Dünyanın farklı ülkelerinden 11 sıra dışı gelenek
Türkiye'deki deve güreşleri, farklı toplumlarda yüzyıllardır sürdürülen ilginç uygulamalardan yalnızca biri. Dünyanın farklı bölgelerinde ölümden inanca, kutlamalardan yetişkinliğe geçiş ritüellerine kadar pek çok konuda birbirinden farklı gelenekler bulunuyor.
1. Madagaskar'da ölen yakınlarıyla dans ediyorlar
Madagaskar'ın bazı bölgelerinde yaşayan Merina ve Betsileo toplulukları arasında Famadihana adı verilen bir gelenek yaşatılıyor. Yaklaşık beş ila yedi yılda bir düzenlenen törende aileler atalarının mezarlarını açıyor ve kalıntıları yeni ipek örtülere sarıyor.
Ardından aile üyeleri, sarılı kalıntıları omuzlarında taşıyarak müzik eşliğinde dans ediyor. Dışarıdan bakıldığında şaşırtıcı görünen bu uygulama, geleneği sürdüren aileler için atalarla bağın devam ettiğini simgeliyor.
Tören, yalnızca ölümün hatırlandığı bir etkinlik olarak değil, aile üyelerinin bir araya geldiği özel bir buluşma olarak da değerlendiriliyor.
2. Brezilya'da gençler karınca sokmasına dayanıyor
Brezilya Amazonları'nda yaşayan Sateré-Mawé topluluğunun yetişkinliğe geçiş ritüellerinden biri, oldukça acı veren kurşun karıncalarının sokmalarına dayanmayı içeriyor.
Bu törende karıncalar, iğneleri içe bakacak şekilde özel bir eldivene yerleştiriliyor. Ritüele katılan gençler ellerini eldivenin içinde yaklaşık 10 dakika tutarken dans ediyor.
Geleneğe ilişkin anlatımlarda, yetişkinliğe geçişin kabul edilmesi için bu deneyimin aylar veya yıllar içinde birçok kez tekrarlanabildiği belirtiliyor. Uygulama, topluluk içinde dayanıklılık ve olgunlaşmayla ilişkilendiriliyor.
3. Amazon'da ölen yakınların külleri paylaşılıyor
Venezuela ile Brezilya arasındaki Amazon bölgesinde yaşayan Yanomami topluluğunun bazı geleneksel cenaze uygulamaları, ölüm ve ruh anlayışıyla bağlantılı.
Aktarılan ritüelde, hayatını kaybeden kişinin yakılmasının ardından kemikleri öğütülüyor ve küller saklanıyor. Daha sonra düzenlenen anma toplantısında bu küller, fermente muzdan hazırlanan bir karışıma eklenerek yakınları arasında paylaşılıyor.
Bu uygulama, topluluğun ölüm karşısındaki inançlarının ve yas tutma biçiminin bir parçası olarak anlatılıyor.
4. Çin'de kızgın kömürlerin üzerinde yürüyorlar
Çin'deki bazı tapınak festivallerinde ve Çin halk dini topluluklarının düzenlediği törenlerde katılımcılar, kızgın kömürlerin üzerinde çıplak ayakla yürüyor.
Arınma, inanç ve kötü şansın uzaklaştırılması düşüncesiyle ilişkilendirilen bu ritüel, bazı festivallerin en dikkat çekici anlarından biri oluyor. Benzer uygulamalar Tayvan ve Güneydoğu Asya'nın bazı bölgelerinde de görülüyor.
Ancak kızgın kömürlerin üzerinde yürümek ciddi yanık riski taşıyor. Bu nedenle ritüel, yalnızca kültürel açıdan değil, güvenlik bakımından da dikkat çekiyor.
5. Muharrem ayında matem törenleri düzenleniyor
Şii Müslüman topluluklar, Muharrem ayında Hz. Muhammed'in torunu Hüseyin bin Ali'nin 680 yılında Kerbela'da öldürülmesini anıyor. Törenler özellikle Aşure Günü olarak bilinen ayın 10. gününde yoğunlaşıyor.
Anma etkinliklerinde matem yürüyüşleri, ağıtlar ve tarihî olayların canlandırılması gibi uygulamalar yer alıyor. Bazı katılımcılar göğüslerine ritmik biçimde vururken bazı gruplarda kanamaya neden olan daha ağır uygulamalar da görülebiliyor.
Bununla birlikte birçok Şii dinî otorite, kişinin kendisine zarar verdiği uygulamalara karşı çıkıyor. Törenlerin temelinde ise Kerbela olaylarını anma, yas tutma ve fedakârlığı hatırlama düşüncesi bulunuyor.
6. Tayland'da maymunlara ziyafet veriliyor
Tayland'ın Lopburi kentinde düzenlenen Maymun Büfesi Festivali'nde masalar insanlar için değil, kentte yaşayan maymunlar için hazırlanıyor.
Meyve, sebze, pirinç ve tatlılarla donatılan masaların çevresinde çok sayıda uzun kuyruklu makak toplanıyor. Yerel inanışlarda maymunların önemli bir yere sahip olması ve kente turist çekmeleri, etkinliğin gelişmesinde etkili olmuş.
1989 yılında başlatılan festival, zaman içinde Tayland'ın tanınan turistik etkinliklerinden birine dönüştü.
7. Hindu festivalinde vücutlarına iğneler takıyorlar
Thaipusam adı verilen Hindu festivali, Hindistan'ın bazı bölgelerinde, Malezya ve Singapur'da düzenleniyor. Tanrı Murugan'a adanan törende katılımcılar haftalar boyunca oruç tutarak ve dua ederek hazırlanıyor.
Bazı kişiler adaklarını yerine getirmek amacıyla kavadi adı verilen yükleri taşıyor. Bu yükler kimi zaman süt dolu bir kaptan oluşurken kimi zaman vücuda sabitlenen özel çerçeveler şeklinde hazırlanıyor.
Daha ağır ritüellerde ise yanaklara, dile veya cilde küçük kancalar ve iğneler takılabiliyor. Katılımcılar bu uygulamaları inanç ve adanmışlık çerçevesinde değerlendiriyor.
8. Hindistan'da bebeklerin yüksekten bırakıldığı ritüel
Hindistan'ın Maharashtra ve Karnataka eyaletlerindeki bazı kutsal mekânlarla ilişkilendirilen bir gelenek, çocuk güvenliği açısından tartışmalara neden oluyor.
Söz konusu uygulamada bebekler belirli bir yükseklikten, aşağıda gerilmiş bir örtünün üzerine bırakılıyor. Geleneği sürdüren bazı aileler bunun çocuklarına sağlık, uzun ömür ve iyi şans getireceğine inanıyor.
Yaklaşık 700 yıllık geçmişe dayandırılan uygulamanın, geçmişte bebek ölümlerinin yaygın olduğu dönemlerde ortaya çıktığı aktarılıyor. Ancak çocukların güvenliğini tehlikeye atması nedeniyle uygulama uzun süredir eleştiriliyor ve durdurulmasına yönelik girişimlere konu oluyor.
9. İspanya'da binlerce kişi birbirine domates fırlatıyor
İspanya'nın Buñol kasabasında düzenlenen La Tomatina, dünyanın en tanınan sıra dışı festivallerinden biri.
Her yıl ağustos ayının son çarşambasında gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar birbirlerine domates fırlatıyor. Yaklaşık bir saat süren festival boyunca sokaklar domates posasıyla kaplanıyor.
Festivalin 1945 yılında bir geçit töreni sırasında yaşanan tartışmayla başladığı aktarılıyor. Zamanla uluslararası ilgi gören etkinlik, yoğun katılım nedeniyle 2013 yılından itibaren biletli ve katılımcı sayısı sınırlandırılmış bir organizasyon hâline geldi.
10. İngiltere'de peynirin peşinden koşuyorlar
İngiltere'nin Gloucestershire bölgesindeki Cooper's Hill'de düzenlenen peynir yuvarlama yarışı, görenlere alışılmışın dışında bir yarışma izletiyor.
Etkinlikte yaklaşık 4 kilogram ağırlığındaki bir Double Gloucester peyniri dik bir yamaçtan aşağı bırakılıyor. Yarışmacılar da hızla yuvarlanan peynirin peşinden koşuyor.
Yokuşun eğimi nedeniyle peynir çoğu zaman katılımcılardan daha hızlı ilerliyor. Yarışmanın kazananı, yokuşun altına ilk ulaşan kişi oluyor ve peynirin sahibi olma hakkını elde ediyor.
Geçmişi en az 1826 yılına kadar uzanan yarışma, düşme ve yaralanma riskine rağmen ilgi görmeye devam ediyor.
11. Meksika'da turplardan sanat eserleri yapılıyor
Meksika'nın Oaxaca kentinde her yıl 23 Aralık'ta düzenlenen Turp Gecesi, sıradan sebzelerin sanat eserlerine dönüştürüldüğü sıra dışı bir etkinlik.
Sanatçılar büyük turpları kullanarak dinî sahneler, hayvan figürleri ve günlük yaşamdan kesitler oluşturuyor. Hazırlanan eserler kent meydanında sergileniyor ve başarılı çalışmalar ödüllendiriliyor.
Yerel pazarlarda müşterilerin ilgisini çekmek için turpları oymaya başlayan satıcıların uygulamalarından doğduğu belirtilen gelenek, 1897 yılında resmî bir yarışmaya dönüştürüldü.
Turpların kısa sürede tazeliğini kaybetmesi nedeniyle eserler uzun süre sergilenemiyor. Bu durum, etkinliğe kendine özgü bir özellik kazandırıyor.
Bir topluma garip gelenek, başka bir toplumun kültürel mirası
Madagaskar'da ataların anıldığı törenlerden İspanya'daki domates festivaline, İngiltere'deki peynir yarışından Türkiye'deki deve güreşlerine kadar farklı uygulamalar, toplumların geçmişten bugüne taşıdığı kültürel değerleri yansıtıyor.
Bazı gelenekler kutlama ve toplumsal buluşmalarla öne çıkarken bazıları dinî inançlar, yas veya yetişkinliğe geçiş ritüelleriyle bağlantılı. Bebeklerin yüksekten bırakılması gibi uygulamalar ise güvenlik ve etik tartışmaları nedeniyle eleştiriliyor.
Türkiye'de özellikle Ege Bölgesi'nde yaşatılan deve güreşleri, bu kültürel çeşitliliğin dikkat çeken örneklerinden biri. Kış aylarında düzenlenen organizasyonlar; geleneksel müzik, yerel buluşmalar ve yıllar içinde oluşan kültürel birikimle geçmişten bugüne taşınıyor.
Dünyanın bir ucunda domateslerle yapılan bir festival, başka bir bölgede ataların anıldığı bir tören, Türkiye'de ise develerin arenaya çıktığı etkinlikler düzenleniyor. Bir topluma şaşırtıcı gelen bir gelenek, onu yaşatan insanlar için kuşaklar boyunca aktarılan önemli bir miras olmayı sürdürüyor.





