ISPARTA (KFK Ajans) - Avukat Ünsal Çankaya, evlilik sonrası soyadı ve nüfus kütüğü uygulamalarına ilişkin tartışmaların yalnızca kadınların soyadı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, dijital nüfus sistemiyle birlikte mevcut uygulamaların yeniden ele alınabileceğini söyledi.

Türk medeni hukukunda evlilik sonrası soyadı kullanımı ve nüfus kütüğüne ilişkin uygulamalar, Anayasa Mahkemesinin kararlarının ardından yeniden tartışılıyor.

Anayasa Mahkemesinin, evlenen kadının eşinin soyadını almasını zorunlu kılan düzenlemeyi eşitlik ilkesi yönünden iptal etmesinin ardından toplumda, kadınların evlilik sonrasında kendi soyadlarını tek başına kullanabileceği yönünde bir algı oluştu.

Avukat Ünsal Çankaya ise yüksek mahkemenin bir kanun hükmünü iptal etmesinin, iptal edilen düzenlemenin karşıtı olan yeni bir uygulamanın kendiliğinden yürürlüğe girmesi anlamına gelmediğine dikkati çekti.

'İptal kararı otomatik olarak ters uygulama yaratmaz'

Çankaya, mevcut hukuki durumu değerlendirirken, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ile yasa koyucunun yapacağı yeni düzenlemenin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.

Çankaya, 'Anayasa Mahkemesi bir yasayı iptal ettiğinde otomatik olarak onun tersi uygulanmaz; ortada bir yasal boşluk oluşur ve o yasa iptal edilmiş olur. Yasa koyucu bunun yerine henüz yeni bir düzenleme yapmadığı için mevcut uygulama devam etmektedir.' ifadelerini kullandı.

Evlilik sonrası uygulamaya ilişkin geçmişten bugüne devam eden sistemi de anlatan Çankaya, kadının eşinin soyadını kullanmasının yanı sıra kendi soyadı ile eşinin soyadını birlikte kullanabilmesine ilişkin uygulamaların bulunduğunu belirtti.

Nüfus kütüğü de tartışmanın diğer ayağı

Soyadı tartışmasının yanında, evlilikle birlikte kadının nüfus kütüğünün eşinin kütüğüne geçirilmesi uygulaması da hukuk alanında tartışılan başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Çankaya, söz konusu uygulamanın geçmişteki teknik ve hukuki ihtiyaçlar çerçevesinde ortaya çıktığını ifade etti.

Kadının kütüğünün kapatılarak eşinin kütüğüne geçirilmesinin özellikle soybağı ve miras ilişkilerinin takip edilmesi bakımından işlev gördüğünü belirten Çankaya, 'Amaç, miras hukukunda ve soy bağında birtakım karmaşıklıkların yaşanmasını önlemekti. Çünkü kadının kütüğü kapatılırken hangi kütüğe geçtiği açıkça belirtiliyor ve bu sayede takip edilebiliyordu.' dedi.

Çankaya, sistemin temel amacının soy bağının takip edilebilmesi, miras hukukunda ortaya çıkabilecek karışıklıkların önlenmesi ve kişilerin aile bağlarının kayıtlar üzerinden izlenebilmesi olduğunu kaydetti.

'Günümüzde teknolojik olarak buna ihtiyaç kalmadı'

Günümüzde nüfus kayıt sistemlerinin teknolojik imkanlarla farklı bir noktaya geldiğine işaret eden Çankaya, T.C. kimlik numarası ve dijital kayıt sistemleri sayesinde kişilerin nüfus bilgilerinin daha kolay takip edilebildiğini söyledi.

Çankaya, 'Günümüz teknolojisine baktığımızda, herkesin bir T.C. kimlik numarası bulunuyor ve soy ağaçları zaten hem fiziki hem de dijital ortamda kayıtlı durumda.' değerlendirmesinde bulundu.

Evlilik sonrası kütük uygulamasının eşitlik tartışmasından bağımsız olarak da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Çankaya, teknolojik altyapının geçmişteki kayıt sorunlarını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını savundu.

Çankaya, 'Eğer bu durum toplumda bir rahatsızlık yaratıyorsa, fiilen ve hukuken bir gerekliliği kalmadıysa ve teknoloji bu sorunu zaten çözdüyse, o algıya sahip insanların daha rahat edebilmesi adına bu konuda da Anayasa Mahkemesi'nin bir iptal kararı vermesi gerektiğini bir hukukçu olarak düşünüyorum.' ifadelerini kullandık.

Soyadı ile kütük uygulaması birbirinden ayrılıyor

Çankaya'nın değerlendirmeleri, evlilik sonrası soyadı kullanımı ile nüfus kütüğündeki kaydın aynı hukuki işlem olmadığına da işaret ediyor.

Soyadı, kişinin kimliğinin bir unsuru olarak değerlendirilirken, aile kütüğü nüfus hizmetleri kapsamında kişilerin medeni hal, soybağı ve diğer nüfus bilgilerinin kayıt altında tutulmasını sağlayan sistemin bir parçasını oluşturuyor.

Bu nedenle evlilik sonrası soyadı kullanımına ilişkin tartışmanın, kadının hangi aile kütüğünde kayıtlı olacağı meselesinden ayrı ele alınması gerekiyor.

Anayasa Mahkemesinin soyadı düzenlemesine ilişkin önceki kararı ile nüfus kütüğüne ilişkin sonraki değerlendirmeleri de bu iki konunun farklı hukuki çerçevelerde ele alındığını ortaya koyuyor.

Yeni düzenleme beklentisi

Soyadı kullanımına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının ardından, konuya ilişkin kapsamlı bir kanuni düzenleme yapılması yönündeki beklenti devam ederken, evlilik sonrası nüfus kütüğü uygulaması da tartışılmayı sürdürüyor.

Avukat Çankaya'nın değerlendirmesine göre, teknolojik altyapının değişmesiyle birlikte geçmişte belirli ihtiyaçları karşılamak amacıyla oluşturulan bazı nüfus uygulamalarının günümüz koşullarında yeniden değerlendirilmesi mümkün.

Soyadı, aile kütüğü, eşler arasındaki hukuki eşitlik ve çocukların soyadı gibi birbirleriyle bağlantılı konuların, yapılacak yeni düzenlemelerle birlikte medeni hukuk açısından daha kapsamlı şekilde ele alınması bekleniyor.

Muhabir: SUDE AYDOĞDU