Fenerbahçe’nin Kerem Aktürkoğlu hamlesi, Benfica karşısında alınan play-off yenilgisi sonrası bambaşka bir boyuta taşındı. Lizbon’daki rövanşta sahneye çıkan Kerem, tek golü atarak Portekiz ekibini Şampiyonlar Ligi’ne taşıdı; sarı lacivertliler ise turnuvanın grup aşamasından gelecek en az 29 milyon Euro’luk temel geliri kaçırdı. Yönetim cephesinde artık sadece “ister miyiz?” sorusu değil, “bu yatırım sürdürülebilir mi?” sorusu da masanın tam ortasında duruyor.

Transfer kulislerinde konuşulan tablo net: Fenerbahçe, Kerem’i kadrosuna katmaya devam ederse Benfica’ya 22,5 milyon Euro garanti ve 2,5 milyon Euro bonusla toplam 25 milyon Euro bonservis, oyuncuya da 4 yıl için toplam 20 milyon Euro maaş ödeyecek. Buna, elenişle yiten 29 milyon Euro’luk asgari Avrupa geliri de eklenince, kulübün bilançosuna yansıyacak potansiyel yük yaklaşık 74 milyon Euro’yu buluyor. Bu rakam, kadro mühendisliğinden Finansal Sürdürülebilirlik dengesine kadar birçok başlıkta yönetimi zorlayacak nitelikte.

Sportif açıdan bakıldığında Kerem; hızı, alan koşuları, çizgi ile half-space arasındaki geçişleri ve üçüncü bölgedeki son vuruş kalitesiyle İsmail Kartal’ın oyun planına cuk oturabilecek bir profil. Türkiye iç pazarını bilen, büyük maç temposunu deneyimlemiş ve hücumda hem skor hem asist katkısı verebilen bir isimden söz ediyoruz. Üstelik Benfica’da iki maçta da sahaya çıkması, oyuncunun form durumuna ve büyük maç baskısına verdiği yanıta dair güçlü bir veri sundu. Bu çerçevede transferin “hemen şimdi” etkisi, lig yarışında geniş kadro derinliği ve yerli rotasyon kalitesi üzerinden okunuyor.

Ancak işin ekonomik yönü, masayı asıl ağırlaştıran kısım. Şampiyonlar Ligi gelirinin kaçırılması, sezonun geri kalanında Avrupa’dan yüksek bir nakit akışı beklenemeyeceği anlamına geliyor. Bu durum, transferin finansmanını ya oyuncu satışlarına, ya pazarlama/maç günü gelirlerinin artışına ya da gelecek sezon Avrupa hedeflerine bağlayan bir plan zorunluluğu doğuruyor. Yani Kerem için yapılacak yatırım, kısa vadede nakit çıkışı; orta-uzun vadede ise sportif başarıyla telafi edilebilecek bir “bahis” niteliği taşıyor.

Camia psikolojisi ve kamuoyu algısı da kararın kaderini etkiliyor. Kerem’in Benfica formasıyla attığı gol, bir kesimde “oyuncuyu ne olursa olsun alalım” duygusunu güçlendirirken, başka bir kesimde “o golden sonra olmaz” çizgisini sertleştiriyor. Portekiz basınında yer alan “milyonlara bedel gol” ve “başarısız transferin intikamı” yorumları, hikâyenin sembolik tarafını büyütse de yönetim için belirleyici olan, sportif-projeksiyon ile finansal dengeyi aynı anda tutturabilmek olacak.

Teknik ekibin bakışı, maç trafiği ve yerli kuralı düşünüldüğünde Kerem’in direkt ilk 11 havuzuna gireceği ve özellikle iç sahada kapalı savunmalara karşı çözüm üretebileceği yönünde. Pazarlama tarafında ise tanınırlığı yüksek yerli bir yıldızın forma satışları, etkileşim ve marka değeri boyutunda kısa vadeli pozitif etkiler yaratması beklenebilir. Ne var ki tüm bu artıların, 74 milyon Euro’luk toplam maliyet barajını tek başına rasyonelleştirmesi mümkün görünmüyor; denklem, sahadaki başarıyla tamamlanmak zorunda.

Sonuç olarak Fenerbahçe’nin önünde iki net yol duruyor: Ya Kerem için “yüksek maliyet–yüksek etki” ihtimaline yatırım yapıp lig şampiyonluğu ve gelecek sezon Avrupa geliriyle dengeyi kurmaya çalışacak, ya da mevcut mali çerçevede daha düşük maliyetli, profili farklı alternatiflere yönelecek. Yönetimin vereceği karar, yalnızca bir transfer hamlesi değil; kulübün 2025-26 hedeflerinin finansal ve sportif mimarisini de tanımlayacak. Taraftarın gözü kulağı şimdi, bu denklemi kimin ve nasıl çözeceğinde.

Kaynak: Haber Merkezi