Peki herkesin konuştuğu, sosyal medyada arama rekoru kıran o Osmanlı lezzeti ne?
Cevap: Mutancana!
Ancak bu sıradan bir et yemeği değil… İçindeki malzemeyi duyan şaşırıyor, tadına bakan tarifini istiyor.
Tatlı mı tuzlu mu? İkisi birden!
Osmanlı saray mutfağından günümüze uzanan mutancana; kuzu eti, kuru kayısı, erik, üzüm ve balın aynı tencerede buluştuğu eşsiz bir tarif. İlk duyanlar “Bu nasıl olur?” diyor ama lezzeti deneyenler fikrini değiştiriyor.
Yemeğin sırrı ise sanıldığı gibi balda değil…
Asıl mesele o adımda saklı!
Mutancananın lezzetini katlayan en kritik aşama, etin yüksek ateşte mühürlenmesi. Bu adım atlanırsa sonuç tamamen değişiyor. Bir diğer kritik detay ise balın eklenme zamanı. Çoğu kişi başta koyuyor ama ustalar orta aşamada ilave ediyor.
Kuru meyve oranı da ince bir denge istiyor. Fazlası yemeği tatlıya çeviriyor, azı ise o efsane aromayı vermiyor.
Evde denemek isteyenler için kısa tarif
-
Kuzu etini tereyağı ve zeytinyağında mühürleyin.
-
Soğan ve sarımsak ekleyip kavurun.
-
Tarçın, karabiber, yenibahar ve tuz ilave edin.
-
Önceden yumuşatılmış kayısı, erik ve üzümü ekleyin.
-
Balı orta aşamada koyun.
-
Sıcak su ekleyip kısık ateşte yaklaşık 45 dakika pişirin.
-
Serviste kavrulmuş bademle süsleyin.
Neden bu kadar konuşuluyor?
Çünkü mutancana, hem ana yemek hem de tatlı hissi veren nadir tariflerden biri. Ramazan sofralarına farklılık katmak isteyenler için adeta gizli bir koz.
Deneyenlerin ortak yorumu ise şu:
“Başta tereddüt ettim ama ilk lokmada fikrim değişti!”
Osmanlı’dan kalan bu lezzeti sofranıza taşımaya hazır mısınız?