GÖRÜNTÜLÜ ÖZEL HABER/ MUHABİR-RUKİYE SENEM OK/ Isparta’da doğuştan Akdeniz ateşi, romatizma ve böbrek rahatsızlığıyla yaşam mücadelesi veren 49 yaşındaki Elif Bahar, sağlık sorunlarına rağmen okuma yazma öğrenerek azmiyle örnek oldu. Haftanın üç günü diyaliz tedavisi gören Bahar, evinde aldığı eğitimle hayalini gerçekleştirdi.

Isparta’da yaşayan 49 yaşındaki Elif Bahar, doğuştan gelen sağlık sorunlarına rağmen okuma yazma öğrenme hayalinden vazgeçmedi. Akdeniz ateşi, romatizma ve böbrek rahatsızlığıyla mücadele eden Bahar, haftanın üç gününü diyaliz tedavisiyle geçiriyor. Yıllarca sağlık problemleri nedeniyle eğitim alma fırsatı bulamayan Bahar, okuma yazma bilmemenin günlük yaşamında oluşturduğu zorlukları aşmak için 49 yaşında yeniden kalem tuttu.

Yaşadığı süreci anlatan Elif Bahar, "Akdeniz anemisi hastalığım var. Ondan sonra romatizma hastalığı olduğu için ben okumaya gitmedim. Ben hastaneye gidiyorum, hastaneden geldiğim vakit mesela bir yere soru soruyorum 'Sen işte görmüyor musun? Sen işte bilmiyor musun?' deyip tersliyorlar. Tersledikleri için de benim gücüme gitti, ağrıma gitti. Ağrıma gittiği için de okuma yazmayı öğrenmeye koydum. Ama hastaneye gidip geldiğim için okuma yazmaya gidemedim, halk eğitime gidemedim. O yüzden haftanın üç günü diyalize gidiyorum, geri günüm de evde geçiyor. Böyle şey değilim yani, tam net duramıyorum, sabit duramıyorum" dedi.

EVDE EĞİTİM İMKANIYLA HAYALİNE KAVUŞTU
Halk Eğitim Merkezi’ne başvurduğunu belirten Bahar, "Ben gidip gelemediğim için, sorunum olduğu için, enfeksiyon kaptığım için yani şey yapamadım, gidemedim ben halk eğitime. Okuma yazmaya gidemedim. Halk eğitime gittim hocama 'Böyle böyle' diye, o da dedi 'Şey yapalım, size haber verelim' dedi, 'Bildirelim' dedi, 'Şey yapabilirsek' dedi 'Gönderelim' dedi. Valiliğe başvurdum, şey doldurduk, kağıt doldurduk, oraya başvurduk. Oradan da dediler '15 gün sonra sana bildiri gelir, haber gelir, 15 güne kadar mutlaka bir haber gelecek sana' dediler. Ben de 15 gün süresinde bekledim, bana haber geldi. Çok mutlu oldum. Bana böyle bir imkan verdikleri için, böyle bir şey verdikleri için yani her şey için, herkes için teşekkür ederim yani. Devletimin sayesinde okuma yazma öğreniyorum. Çok mutluyum, okuma yazma gibisi yokmuş. Çok güzel bir şey" diye konuştu.

"ARTIK ÖZGÜR, UÇAN BİR KUŞ GİBİYİM"
Okuma yazma öğrendikten sonra hayatında büyük değişiklikler yaşadığını ifade eden Bahar, "Okuma yazma öğrenmeden hayatım berbat bir haldeydi yani. Hiçbir yeri okuyamıyordum, bir yere gideceğim soruyordum, ağrıma gidiyordu, azarlıyorlardı. Çocuk gibi kendimi kötü hissediyordum. O yüzden yani okumak gerçekten çok güzel bir şeymiş. Şimdiye kadar durduğuma pişman mısın derseniz pişmanım. Yani benim hastalığım bana fırsat vermedi. Çok güzel bir şey. Yani kimseye sormuyorum, kimseyi şey yapmıyorum, rahatsız etmiyorum. Kendi halimde, kendi çapımla gidiyorum, okuyorum, giriyorum. Artık özgür gibiyim yani böyle uçan bir kuş gibiyim. Çok mutluyum" ifadelerini kullandı.

“AZMİ VE ÇALIŞKANLIĞIYLA OKUMA YAZMA ÖĞRENDİ”
Okuma yazma öğretmeni Mine Aydıngöz ise eğitim sürecinin yaklaşık 6 ay önce başladığını belirterek, "Benim de yaş grubu olarak hep böyle küçük çocuklarla eğitim hayatım geçti yani öğretim onlara. Elif ablayla başta korktum ben de. Çünkü okuma yaşı daha çok küçük yaşlarda, algılar daha çok açık. Zorlanırız diye düşündüm. Ancak Elif ablanın azmi gerçekten çok önemli. Onun azmiyle ve çalışmasıyla mesela hiç devamsızlık yapmadı. Her seferinde ben de tabii ben geliyorum. Eve gelmemin de şöyle avantajı oldu: Birebir hani farklı öğrenciler yok, direkt kendisiyle, kendisine göre bir plan yaptık. O şekilde ilerledik, çok daha güzel oldu. Toplu şekilde olmasındansa hastalığından kaynaklı kendisine birebir ders vermemiz daha güzel oldu. Şu an Elif ablayla güzel bir şekilde okuma yazmayı öğrendik. Hani böyle dışarıda olsun, farklı yerlerde olsun kitaplardaki yazıları, cümleleri okuyabiliyor. Kendisine de özgüveni geldi, daha iyi durumda şu an. 'Bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum' Hz. Ali'nin sözüdür. Yani hani bununla ben de en azından bir şeyler öğretebildiysem ablama, bir şeyler katabildiysem ve onun hayatında değişimler olduğunu görüyorum. Hani onun da mutlu olduğunu görüyorum. İlk geldiğimle gerçekten fark var arada. Kendi böyle söylüyor 'İşte hastaneye gittiğimde şöyle oldu, hastaneye geldiğimde bunlar oldu, işte kitap alacağım' diyor mesela. 'Biraz daha ilerleteyim kendime kitap alacağım' diyor. Bu bile bana yani bir mutluluk veriyor" şeklinde konuştu.

“CİDDİ RAHATSIZLIKLARI OLANLARA EVLERİNDE OKUMA YAZMA KURSLARI AÇIYORUZ”
Isparta Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı İbrahim Şimşek de evde verilen okuma yazma kurslarına ilişkin, "Biz okuma yazma kurslarını değişik şekillerde açıyoruz. Öncelikle olarak merkezimizde açıyoruz fakat ciddi rahatsızlığı olup bize raporla bu rahatsızlığını belirten arkadaşlarımız evlerinde okuma yazma istiyorlar. Okula gelemeyeceklerini belirtiyorlar, merkezimize gelemeyeceklerini belirtiyorlar. Raporla da biz bunları görüyoruz. Yürüme sıkıntısı olan veya ciddi rahatsızlıkları olan bu kişilere evlerinde okuma yazma kurslarını açıyoruz. Öğretmen görevlendiriyoruz. Bu öğretmenlerimiz sağ olsunlar yardımcı oluyorlar ve bu kişilerin evlerine giderek bunlara okuma yazma eğitim öğretimini veriyorlar. Okuma yazmayı evinde öğrenen vatandaşlarımız okuma yazmayı öğrendikten sonra son derece mutlu oluyorlar. Biz de bunu gördüğümüz vakit hakikaten gururlanıyoruz yaptığımız işlerimizden dolayı. Çünkü okuma yazma bilmedikleri zamanlarda markete gittiklerinde veya çarşıya çıktıklarında, belediye otobüslerine bineceklerinde genelde vatandaşlara soruyorlar okuma yazma bilmedikleri için ihtiyacı olan şeyleri. Ama öğrendikten sonra kendi işlerini kendileri görebildiklerini görüyorlar, kendilerine müthiş bir özgüven geliyor. Bunu da gelip bize belirtiyorlar, teşekkür ediyorlar. Biz de bundan çok mutlu oluyoruz yani" dedi.





