Türkiye yakın tarihinin en büyük kırılma noktalarından biri olan Hrant Dink cinayeti, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. 19 Ocak 2007 tarihinde Agos Gazetesi önünde gerçekleşen suikast, sıradan bir kriminal olay olmaktan öte; ifade özgürlüğü, azınlık hakları ve devletin derin yapılarındaki çatışmaları gözler önüne seren bir dosya olarak tarihe geçti.
Suikaste giden yol: Sabiha Gökçen haberi ve hedef göstermeler Dink’i hedef haline getiren süreç, 2004 yılında Agos’ta yayımlanan ve Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olabileceği iddiasını içeren haberle başladı. Bu haberin ardından Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen sert açıklama ve İstanbul Valiliği’nde bazı MİT görevlilerinin de katılımıyla yapılan "uyarı" görüşmesi, Dink için zorlu bir dönemin habercisiydi. "Türklüğü aşağılamak" suçundan aldığı hapis cezası ve medyadaki hedef gösterilmeler, onu "bir güvercin ürkekliğinde" yaşamaya mahkum etti.
Trabzon hattı: Pelitli’den Şişli’ye uzanan ihanet zinciri Cinayetin planlama aşaması Trabzon’un Pelitli beldesinde, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bir grup genç tarafından şekillendirildi. Yasin Hayal’in azmettirici, Erhan Tuncel’in ise emniyet muhbiri olarak yer aldığı bu yapıda, tetiği çeken isim 17 yaşındaki Ogün Samast oldu. Ancak en büyük tartışma, devlet birimlerinin cinayet hazırlığından aylar önce haberdar olmasına rağmen neden harekete geçmediği noktasında toplandı.
İhmaller mi, yoksa kirli bir plan mı? Dava süreci yıllar içinde üç farklı evreden geçti. İlk etapta "milliyetçi duygularla işlenmiş münferit bir suç" olarak görülen dava, daha sonra Ergenekon kumpas davalarına, en sonunda ise FETÖ’nün devleti ele geçirme ve kaosa sürükleme planlarına dahil edildi. Dönemin istihbarat yetkilileri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer gibi isimlerin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması, devlet içindeki ihmalin boyutlarını ortaya koydu.
Skandal görüntüler ve toplumsal hafıza Katil zanlısı Ogün Samast’ın yakalandıktan sonra Samsun Emniyeti’nde Türk bayrağı önünde polis ve jandarmalarla verdiği "kahramanlık pozu" hafızalardaki tazeliğini koruyor. Dink’in cenazesinde yürüyen yüz binlerin "Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz" sloganları ise Türkiye’de uzun sürecek bir toplumsal kutuplaşmanın ve vicdan muhasebesinin simgesi oldu.
Detaylar Videoda...