ÖZEL HABER / İSMET YASİN KAPLAN / ŞARKİKARAAĞAÇ (KFK Ajans) - Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Çarıksaraylar Kasabasında yaşayan 63 yaşındaki Ömer Akça, hayatını annesine adadı. Doğuştan işitme ve konuşma engelli olan Akça, ilerleyen yıllarda geçirdiği hastalık nedeniyle görme yetisini de kaybetti.

Akça'nın 94 yaşındaki annesi Şerife ile iletişimi ise dokunarak oluyor.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi

Annesinin eline ve koluna yazılan harfleri parmak uçlarıyla anlamlandırıyor. Evdeki eşyaların yerini ezbere biliyor; yemek yapıyor, sofra kuruyor, bulaşıkları yıkıyor ve evini temizliyor.

Ömer Akça'nın hayatındaki değişim ise eşinin vefatından sonra daha da belirginleşti.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 2

O günden sonra annesine daha fazla bağlandı.

"Huzurevine Gitmem, Anama Ben Bakarım"

Şerife Akça, oğlunun çocukluğundan bugüne uzanan hikayesini anlattı. Ömer'in kendisine olan bağlılığını anlattığı sözler ise dikkat çekti.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 3

Anne Şerife Akça, oğlu Ömer'in dünyaya geldiği günden bu yana yaşadıkları süreci KFK Ajans mikrofonlarına anlattı. Oğlunun küçük yaşlarda işitme ve konuşma engelinin fark edildiğini belirten Akça, "Doğuştan oldu.

3-4 yaşına girince tarif etmeye başladı bu.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 4

'Bu çocuğu dilsiz okuluna verelim' dedik. Dilsiz okuluna verdik. Konya yollarını tozlu yol yaptım, 9 sene vardım geldim arabalarla" dedi.

Oğlunun eşinin vefatının ardından kendisine daha fazla sahip çıktığını söyleyen Akça, huzurevine gitme teklifini de oğlunun kabul etmediğini belirterek, "Geldiler, çok geldiler, baktılar buna.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 5

'Huzurevine götürelim' dediler. 'Gitmem ben' dedi. 'Anama bakarım' dedi.

'Anama kim bakacak?' dedi" diye konuştu. Ömer'in ev işlerini de yaptığını anlatan Şerife Akça, "Pişirir, her zaman böyle menemen etmez, fasulye pişirdi tencerede.

Her şeyi yapar" ifadelerini kullandı.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 6

Dokunarak Annesinin Yaşadığını Kontrol Ediyor

Ömer Akça, annesini gün içinde sık sık kontrol ediyor. Bazen sadece bir dokunuş yetiyor; annesinin yanında olduğunu böyle anlıyor. Anne oğulun iletişiminde kelimelerin yerini dokunuşlar alıyor.

Şerife Akça, oğlunun ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Temizliğini ona göre bak, gırgırla bak, oraları gırgırlar.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 7

Yerleri kazır. Ooo bulaşık, biricik bardak olsun, bir tek çay kaşığı olsun, yıkamadan koymaz. O bulaşığa diyecek yok" ifadelerini kullandı.

Oğlunun kendisini sürekli kontrol ettiğini ve sağlığıyla yakından ilgilendiğini belirten Akça, "Beni...

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 8

ellerim buz gibi der. 'Sen yaşlısın' der. 'Ben nasıl yiyorsam sen de ye' der.

'Sen ölürsen ben ne ederim?' der. 'Sen ölürsen ben ne ederim, kendi başıma nereye giderim?' der. Can yoldaşım.

Isparta'da Üç Engelli Ömer Akça'nın Annesine Olan Örnek Sevgisi - Detay 9

Bakan o" dedi. Oğlunun kendisine gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Şerife Akça, "Beytullah'a yüz sürsün, öte dünyada Cenab-ı Allah'tan şefaat bekliyorum" diye konuştu.

"Dışarıda Hiç Hareket Edemez"

Ömer Akça'nın kız kardeşi Menşure Ayaz da ağabeyi ile annesinin hayatlarını yıllardır birlikte sürdürdüğünü söyledi. Ağabeyinin çocuk sahibi olduktan sonra "tavuk karası" olarak bilinen bir hastalık geçirdiğini anlatan Ayaz, işitme engeli nedeniyle hastalığın geç fark edildiğini belirtti.

Ayaz, "Zaten doğalı bir yerdeler, beraber hiç ayrılmadılar. Evlendiler yine aynı evde beraber eşiyle birlikte yaşadılar. Çocuğu olduktan sonra tavuk karası diye bir hastalık geçirmiş.

İşitme engelli olduğu için de anlatamadığı için geç tedaviye başlanıldı ama çaresi bulunamadı. Sonradan gözleri durdu" dedi. Ağabeyinin evin düzenini ezbere bildiğini ifade eden Ayaz, "Önceki hayatı evde ezbere bildiği için evde...

Ama dışarıda yabancı bir eve gittiği zaman evi bilmediği için hiç hareket edemez, kıpırdayamaz. O yüzden evden dışarı çıkmaz" diye konuştu.

Evin Tüm İşlerini Kendisi Yapıyor

Ömer Akça'nın ev işlerini tek başına yaptığını belirten Menşure Ayaz, "Evde yemeğini yapar, çamaşırını makineye atar, çıkarır. Bulaşıklarını yıkar, temizliğini yapar; hiçbir şeye ihtiyacı yok.

Sadece bakkal, market işlerini yapamaz, gidip gelemediği için çarşı pazar. Hastane işleri... Onlarla da ben geliyorum, ben ilgileniyorum.

İhtiyaçları olduğu zaman market, pazar ihtiyacını ben görüyorum. Bu şekilde yaşamlarına devam ediyorlar" dedi.

"Fanatik Galatasaraylı"

Ağabeyinin ev işlerinde olduğu kadar Galatasaray sevgisinde de titiz olduğunu söyleyen Ayaz, Ömer Akça'nın fanatik Galatasaraylı olduğunu belirtti. Ayaz, "Eve gelip evin böyle tertipli düzenli olduğunu görenler bunun yaptığına inanamıyorlar.

'Gerçekten her eve lazım böyle biri' diyorlar. Çok tertipli, düzenli, yani titiz. Zaten gözü gördüğünde de titizdi.

Öyle kıyafetleri, şeyleri hep marka giyinirdi eskiden" dedi. Ağabeyinin Galatasaray fanatikliğinin ise yıllardır değişmediğini anlatan Ayaz, "Fanatikliği asla geçmedi.

Galatasaray fanatikliği hâlâ aynı devam ediyor. Ben geldiğim zaman ilk sorduğu şey maç. 'Kim, kaç kaç?' Maçları sorar.

Ben de kendim pek maçla ilgilenmediğim için damadına sorarım veya yeğenlerime sorarım, buna anlatırım. Ondan sonra maç söylemedin mi hiçbir şeye başlamaz, hiçbir şey yapmaz, küser.

Fanatik Galatasaraylıdır" diye konuştu. Bir anne ve oğul... Biri 94, diğeri 63 yaşında.

Kelimelerin olmadığı yerde dokunuşlar konuşuyor. Ömer Akça'nın annesine olan sevgisi ise her gün aynı evde, aynı sessizlikte devam ediyor.

Muhabir: İSMET YASİN KAPLAN