Isparta'da tuzun okkası 10 para

Isparta’nın geçmiş yaşam kültürü, geleneksel ev düzeni, yöresel yemekleri ve Hıdırellez’de oynanan Baht Çömleği geleneği bu yazıda anlatılıyor.

Abone Ol

Ispartalı sedirde yatmaz, yerde yatardı.

Ispartalılar bugünkü anlamda yatak odaları olsa da hazır karyola da yatmazlardı. Yatma saati geldiğinde — ki bu saat yatsı namazından sonra içilen çay–kahve arkasından çok uzamadan gelirdi — yere döşek serilir ve onun üzerinde yatılırdı. Öyle kahve uyku falan kaçırmazdı; organik beslenen halk erken kalktığı için, gün içinde de kadınlar ve beyler hamarat olduğu için zaten tamam saatiydi onlar için.

Isparta evlerinde duvar içine gömülü halde yüklük adı verilen ahşaptan dolaplar olurdu. Bu dolapların içlerinde duvarlar görünürdü. Bu yüklüklere her sabah kaldırılan döşek, yorgan ve yastıklar özenle dürülür, kaldırılırdı. Eve misafir gelsin gelmesin çalışkan Ispartalı kadın ve kızlar özenle toplardı yataklarını. Çarşaflar fitilli dokuma ya da ketenden olurdu. Yorgan yüzleri ise yemeni ya da ipekten, zevkine göre çeşitli atlaslardan yapılırdı.

Isparta evlerinin damları lesbi denilen çamurdan olurdu. Her yağmurdan sonra düzeltmek gerekirdi.

Mutfak kısmına aş damı da denirdi. Aslında aş damı demek daha mantıklıydı. Çünkü Ispartalıların aş damında organik ve kendi ürettikleri erzaklar tavanda asılı olurdu. Ispartalıların yemek takımları bakırdan olurdu ve her yıl Ramazan ayı öncesi bu bakırlar kalaylanırdı.

Yemek yenmeden önce sofra altı serilir, üzerine kasnak konur, onun üzerine sini gelirdi. Tüm aile sofra başında mutlaka bir çorba olurdu. Tarhana çorbası, kuşbaşılı toyka çorbası, irmik ve un çorbası en meşhurlarıdır.

En çok tüketilen yemeklerin başında patlıcan basdısı, kıymalı fasulye, biber ve yaprak dolması gelirdi.
Pilavlar bulgur aşı, zerdali aşı, erik aşı, kabune gibi çeşitlerden oluşurdu.

Özel günlerde ve haftada bir kez de olsa tahinli, haşhaşlı, cevizli nokullar, peksemet, susamlı gevrek ve katmerler vazgeçilmezlerdendi.

Hele o bayramlarda sarı burmalar, baklavalar, kabak tatlıları, sütlü tatlılar, çeşit çeşit helvalar yapılırdı. Ispartalılar vefaya, dostluğa, komşuluğa önem verdiği kadar yeme içmeye de, lezzete de önem verirlerdi.

Ispartalılar merhametliydi, yardımseverdi. Hayır için “oda” adını verdikleri evler yapılırdı. Bu odalardaki amaç sadece Allah rızası için Tanrı misafiri ağırlamaktı. Odaya bir misafir geldiğinde hemen ona yemekler yapılır, tatlısını ayrı bir mahalleli yapar, bazen de evde yedirilir, öyle yatıya gönderilirdi.

Menfaat gözetilmezdi, çünkü üç günlük dünyada birbirine yardım etmedikten sonra, iyi insan olmadıktan sonra, malın mülkün gelip geçici olduğu tüm evlatlara nasihat edilirdi.

O zamanlar Isparta’ya tuz Ankara Şerefli Koçhisar’dan develerle gelirdi. Gelen tuzlar dericilere, fırıncılara ve tuz satan esnaflara toptan satılırdı. Tuzcular Isparta’da üç günde bu satışı ve işlerini ancak tamamlardı.

Bu üç gün boyunca zaten zor şartlarda develerle Ankara’dan gelen bu tuzcular yazın bir şekilde yaşarlarken, kış mevsiminde çok büyük zorluklar yaşarlardı. Tuzcular hasta olur, bazen de bu hastalıklar dönemde tedavi edilemediğinde ölenler bile olurdu.

Bu zor durumdaki tuzcular tuzun bir okkasını Koçhisar’dan Isparta’ya on paraya taşırlardı. İki yüz okka tuz getiren bir deveci ancak elli kuruş kazanabiliyordu. Dönemdeki hayat şartları kazançlar çok az ve zorlayıcıydı. İşte bu zavallıları zor durumdan kurtarmak için hayırsever Defterdar Abdürrahim Efendi, Mimar Sinan Camii’nin karşısına bugünkü Vakıf Hanı’nı yaptırmıştır.

Isparta’da kış mevsimi sert ve uzun geçerdi.
Kış bitince baharla birlikte Hıdırellez günü Ispartalılar mesirelik alanlara gider ve kuzular keserdi.

İşte tam da bu zamanda kızlar Baht Çömleği oynarlardı.

(Baht Çömleği anlatımı ve maniler, metnin özgünlüğü korunarak aynen bırakılmış; sadece imla ve noktalama düzenlenmiştir.)

Baht çömleğinden çekilen niyetle söylenen manilerin öyle isabetlileri görülmüştür ki; bağlı bahtlar çözülmüş, nasibi kesik denilen gençlerin kısmetleri ayaklarına gelmiştir. Cennetten duvağı henüz çıkmamış olanların da telli pullu duvakları başlarına örtülmüştür.

Bu baht çömleği, nice mecnunları leylalarına kavuşturmuş, nice geçimsizliklerle bunalan bedbahtların ahengini düzenlemiş, bahtiyar etmiştir.

Bu adetlerimizin içinde, yıllarca küs olanları barıştıran, nice kinli kavgaları yatıştıran törenler vardır. Baht çömleğimiz, çok görülmüştür ki; çatılamayan çöpleri çatmış, yıkılan yuvaları yeniden yapmış ve nice nice yuvalar kurmuştur.