Isparta

Isparta'daki Üç Yıldız Çeşmesi, Kurak Dağları Cennete Dönüştürüyor

Sarp dağlardan taşınan su, tarihi çeşmede hayat buldu. Kardeşlerin özverisi, bölgeyi yeniden canlandırıyor. Su sorunu tarih oluyor.

Abone Ol

Isparta'nın Sütçüler ilçesinde, hayvancılıkla uğraşan 'Üç Yıldız' lakaplı kardeşlerin susuzluk çeken sürü sahipleri ve yolcular için sarp dağlardan imece usulüyle su indirerek inşa ettiği tarihi 'Üç Yıldız Çeşmesi', asırlık hikâyesiyle zamana meydan okuyor. Sütçüler ilçesindeki zorlu yayla yolları üzerinde yer alan çeşme, eski dönemlerde bölgedeki en büyük sorunlardan biri olan su kıtlığına karşı verilen mücadelenin simgesi olarak biliniyor.

SARP DAĞLARDA YÜKSELEN SUSUZLUK FERYADI

Eski dönemlerde, Sütçüler'in engebeli ve dik coğrafyasında hayvancılık ve göçerlikle geçinen yöre halkı, özellikle yaz aylarında büyük bir su kriziyle karşı karşıya kalıyordu. Kavurucu sıcaklar altında sürülerini otlatmak için yayla yollarına düşen çobanlar ve uzun mesafeler kat etmek zorunda olan yolcular, kilometrelerce boyunca tek bir damla su bulamadan yol almak zorunda kalıyordu. Bu durum, bölgede hayvancılığın sürdürülmesini neredeyse imkânsız hale getiriyordu.

ÜÇ KARDEŞİN DAĞLARI DELEN FEDAKÂRLIK HİKÂYESİ

Bölgeda yaşanan bu büyük mağduriyete sessiz kalmayan ve dürüstlükleriyle tanınan 'Üç Yıldız' lakaplı kardeşler, duruma çözüm bulmak için harekete geçti. Sarp dağların derinliklerinde iz süren kardeşler, yoğun uğraşlar sonucunda gizli bir tatlı su kaynağı tespit etti. Teknolojinin olmadığı o dönemde, tamamen insan gücüyle taşları oyan ve çevre köylülerin de desteğini alarak imece usulüyle çalışan kardeşler, suyu kilometrelerce öteden dağ yoluna indirmeyi başardı. Bölge halkı, kurak dağlara hayat veren bu büyük fedakârlığı ve dayanışmayı unutmayarak, inşa edilen yapıya 'Üç Yıldız Çeşmesi' adını verdi.

ASIRLIK KÜLTÜREL MİRAS GELECEĞE AKIYOR

Günümüzde de dağlardan gelen buz gibi suyuyla kesintisiz şekilde akmaya devam eden tarihi çeşme, sadece fiziki bir su kaynağı olarak kalmıyor. Geçmişin dayanışma ruhunu ve Yörük kültürünün izlerini bünyesinde barındıran asırlık yapı, bölgeyi ziyaret eden doğaseverlerin, fotoğrafçıların ve yaylacıların en önemli soluklanma noktası olma özelliğini koruyor. Yöre sakinleri, bu kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılmasını istiyor.