Küreselleşmenin getirdiği hızlı yaşam temposuna karşı yerel kimliği ve huzurlu yaşamı korumayı amaçlayan uluslararası "Cittaslow" (Sakin Şehir) ağında, Isparta iki ilçesiyle temsil edilerek Türkiye’nin bu alandaki öncü şehirlerinden biri olma özelliğini koruyor. Eğirdir ve Yalvaç ilçeleri, sahip oldukları tarihi doku, doğal güzellikler ve geleneksel mutfak kültürleriyle "Sakin Şehir" unvanını başarıyla taşıyor.

Isparta’nın İlk Sakin Şehri: Yalvaç

Isparta’da bu unvanı ilk alan ilçe olan Yalvaç, 2012 yılında Cittaslow ağına dahil edildi. Psidia Antiocheia antik kenti ile binlerce yıllık bir tarihe ev sahipliği yapan ilçe; geleneksel el sanatları, asırlık çınar altı kültürü ve yöresel lezzetleriyle yerelliği koruma başarısı gösterdi. Yalvaç, özellikle korunan mahalle kültürü ve yavaş yaşam felsefesiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Gölün Maviliğiyle Gelen Huzur: Eğirdir

Isparta’nın ikinci "Sakin Şehri" olan Eğirdir ise 2017 yılında bu unvana layık görüldü. Türkiye’nin dördüncü büyük gölüne ev sahipliği yapan ilçe, "mavi ve yeşilin buluşma noktası" olarak tanımlanıyor. Can Ada ve Yeşil Ada’daki butik yaşam, elma bahçelerinin sunduğu doğal zenginlik ve bisiklet yollarıyla desteklenen çevre dostu ulaşım modelleri, Eğirdir’in Cittaslow kriterlerini başarıyla yerine getirmesini sağladı.

70’ten Fazla Kriterle Gelen Prestij

Bir kentin Cittaslow unvanı alabilmesi için nüfusun 50 binin altında olması, çevre politikaları, altyapı çalışmaları ve kentsel yaşam kalitesi gibi 70’ten fazla kriteri karşılaması gerekiyor. Isparta’nın iki ilçesi, yerel üreticileri destekleyen pazarları, trafik gürültüsünden uzak sokakları ve geleneksel mimariyi koruma gayretleriyle bu uluslararası ağın en prestijli üyeleri arasında yer alıyor.

Sakin Şehirler Turizmin Yeni Lokomotifi

Isparta’daki sakin şehirlerin kentin turizm potansiyeline büyük katkı sağladığı vurgulanıyor. Gürültülü ve kalabalık şehir hayatından kaçan ziyaretçiler, "yavaşlamanın ve huzurun adresi" olarak gördükleri Yalvaç ve Eğirdir’i tercih ediyor. Yetkililer, bu unvanın sadece turistik bir etiket değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılacak bir yaşam biçimi ve koruma kalkanı olduğunu belirtiyor.

Muhabir: RUKİYE SENEM OK