ISPARTA (KFK Ajans) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’deki toplam ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. Uzmanlar, kalp krizinin yalnızca ileri yaşlarda değil, son yıllarda genç yaş grubundaki bireylerde de endişe verici düzeyde artış gösterdiğine dikkat çekiyor.
Hareketsiz yaşam tarzı, kötü beslenme alışkanlıkları ve artan stres faktörleri, kalp hastalıklarının görülme yaşını tehlikeli bir şekilde aşağıya çekiyor. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Zehra Küçüktepe, genç yaşlardaki kalp krizi vakalarındaki artışı ve risk faktörlerini KFK Ajans mikrofonlarına anlattı.
"Artık Kırklı ve Otuzlu Yaşlarda da Karşılaşıyoruz"
Geçmişte kalp krizinin yalnızca ileri yaşların hastalığı olarak bilindiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Zehra Küçüktepe, günümüzdeki tablonun değiştiğini şu sözlerle aktardı:“Önceden hep ileri yaş hastalığı olarak düşünülürdü ve genç olmak kalp krizine karşı koruyucu olarak görülürdü. Artık öyle görmemek lazım.
Kırklı yaşlarda, hatta ciddi risk faktörü olanlarda, otuzlu yaşlarda ve otuzlu yaşların altında da kalp krizi vakalarıyla karşılaşmaktayız. Genç olmak, kalp krizine karşı koruyucu bir neden değildir.”
Kalp Krizinde Risk Faktörlerine Dikkat
Kalp krizini tetikleyen temel etkenlerin bir araya gelmesiyle riskin büyüdüğünü belirti Dr. Küçüktepe, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve obezitenin önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu vurguladı. Küçüktepe, risk faktörlerinin genç yaşlarda ortaya çıkmasının kalp krizi görülme yaşını da etkilediğini belirterek şunları söyledi:“Kalp krizine yol açan çeşitli risk faktörleri var.
Özellikle hipertansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, obezite dediğimiz fazla kilolu olmak, yine hareketsiz bir yaşam ve ailede erken yaşta kalp damar hastalığı öyküsünün bulunması ciddi risk faktörleri. Bu risk faktörlerinin birden fazlasının aynı kişide bulunuyor olması aslında en önemli etkenlerden biri.
Genç yaşlarda görüliyor olmasının sebebi, aslında bu risk faktörlerinin daha genç yaşlarda ortaya çıkıyor olması.”
"Telefon ve Bilgisayar Kullanımı Doğrudan Kalp Krizine Yol Açmıyor"
Gençlerin dijital yaşam alışkanlıklarına da değinen Küçüktepe, telefon ve bilgisayar kullanımının doğrudan kalp krizine neden olmadığını, ancak bu alışkanlıklara eşlik eden hareketsizlik ve düzensiz yaşam tarzının riskleri artırabildiğini ifade etti.“Telefon kullanmak, bilgisayar kullanmak doğrudan kalp krizine ya da damar hastalığına yol açmıyor. Ama gençlerimizde telefon kullanımı, bilgisayar kullanımı çok yaygın.
Dışarıdan beslenme, işlenmiş gıdalar ve yüksek kalorili besinler çok fazla tüketiliyor. Hareket çok az, stres çok fazla, uyku düzensizliği çok fazla.
Bunlar da tabii ki risk faktörlerini daha erken yaşlara çektiği için kalp krizini daha erken yaşta görmüş oluyoruz.”
"Covid-19'a Bağlı Kalp Krizlerinin Arttığı İnanışının Bilimsel Dayanağı Yok"
Covid-19 pandemisi ile genç yaşlarda görülen kalp krizleri arasında doğrudan bir bağlantı kurmanın doğru olmadığını belirten Dr. Küçüktepe, pandemi döneminde değişen yaşam alışkanlıklarına dikkat çekti.“Bir de burada bir şeyi belirtmek istiyorum. Bir pandemi sürecinden çıktık.
Covid pandemisi, hastalığı geçiren ya da geçirmeyen hepimizin sağlığı ve yaşam tarzı ile ilgili ciddi değişikliklere yol açtı. Toplumumuzda Covid'e bağlı kalp krizlerinin arttığı şeklinde bir inanış var.
Bu, aslında ispatlanmış, bilimsel bir dayanağı olan tez değil. Gösterilmiş, kanıtlanmış, Covid hastalığına bağlı gençlerde kalp krizinin arttığını gösteren çok ciddi yayınlar yok elimizde.
Ancak Covid ve pandemi döneminde sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve biraz önce saydığım kalp damar hastalığı risk faktörlerine yeterince dikkat edilmemesine bağlı olarak hem gençlerde hem de daha ileri yaşlarda kalp krizini daha sık görmekteyiz. Burada kronik stres, sigara kullanımı ve uyku düzensizliğini tekrar vurgulamak isterim.”
Kalbi Korumak İçin Düzenli Kontrol ve Sağlıklı Yaşam Vurgusu
Kalp damar sağlığının korunması ve risk faktörlerinin erken teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Zehra Küçüktepe, alınması gereken önlemleri şu sözlerle özetledi:“Kalp damar hastalıklarından korunmanın yolu, kalp damar hastalıkları risk faktörlerini bilip erkenden tanımaktan ve erkenden kontrol altına almaktan geçiyor. Hipertansiyon, yüksek kolesterol ve şeker hastalığı açısından düzenli kontrollerimizi yaptırmamız gerekiyor.
Varsa bunları tedavi ettirmemiz gerekiyor. Sağlıklı beslenmemiz gerekiyor. Hareket ve egzersizi hayatımıza mutlaka katmamız gerekiyor.
Onun dışında sigara ve tütün kullanımı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Yine stresten uzak durmak ve düzenli uyku bizim için çok kıymetli.
Bu risk faktörlerini ne kadar erken bilip ne kadar en aza indirirsek kalp damar hastalığı ve buna bağlı kalp krizi riskimizi de azaltmış oluruz.”
"Kalp Krizi, Kalp Yetmezliğine ve Ölüme Yol Açabilir"
Kalp krizinin yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmadığını, kalp kasında kalıcı hasara ve ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Küçüktepe, hastalık ortaya çıkmadan önlem alınması gerektiğini vurguladı.“Kalp kasımız bizim için çok kıymetli. Kalp krizi geçirdiğimizde kalp kasımızda bir hasarlanma meydana geliyor.
Bu hasarlanmanın sonucunda kalp yetmezliği hastası olabiliyoruz. Ölümle burun buruna gelebiliyoruz ve ileride de kalp hastası hâline gelebiliyoruz.
Bunu önlemenin en güzel yolu, hastalık ortaya çıkmadan, ağrımız olmadan hastalıkla mücadele etmek ve risk faktörlerini en aza indirmek.”Uzmanların yaptığı bu kritik uyarılar, kalp sağlığının yaşa bakılmaksızın korunması gerektiğini ve genç yaşlardaki sağlıksız yaşam alışkanlıklarının ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor. Sağlıklı bir yaşam için düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi ve risk faktörlerinin erken evrede kontrol altına alınması büyük önem taşıyor.





