MUHABİR-SUDE AYDOĞDU/ Isparta’da restorasyonun ardından Türkiye’nin tek koku müzesi olarak hizmet vermeye başlayan tarihi Aya Baniya Kilisesi, Osmanlı saray geleneği olan “Buhur Suyu” törenine ev sahipliği yaptı.
Isparta merkezde bulunan ve belediye tarafından restore edilerek “Misparta Koku Medeniyeti Müzesi” adıyla ziyarete açılan tarihi Aya Baniya Kilisesi, kentin koku kültürünü ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel müzede düzenlenen etkinlikte, Osmanlı Devleti’nde özellikle Ramazan ayının 15’inden sonra saraylarda uygulanan “Buhur Suyu” geleneği, aslına uygun yöntemlerle yeniden canlandırıldı.
700 YILLIK SARAY GELENEĞİ TARİHİ MEKÂNDA
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen butik etkinlikte; gül suyu ve çeşitli aromatik bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen geleneksel buhur kokusu, tarihi mekânın atmosferinde konuklara takdim edildi.

Etkinlik sonrası konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Isparta’nın bir “koku medeniyeti” olduğunu vurgulayarak, “Burada böyle bir imece usulü her türlü şekilde, yani Müslümanlar camide ibadetlerini yapmışlar, Hristiyanlar kilisede ibadetlerini yapmışlar. Ama onun dışındaki kültürlerinin her şeyini beraber yaşamışlar. Ve o günden bugüne kadar Isparta’da bu birliktelik devam etmiş. Bugünlerde de bizler Misparta adıyla bu kokuları yeniden burada imal ederek canlandırdık. Mesela Osmanlı kültüründe buhur vardır. Ramazan’ın on beşinci gününden sonra gül suları kaynatılır. Gül suyunun içerisine değişik koku verici ürünler koyularak kaynatılır. O buhurlar kilisede değişik yerlerde yakılır ve insanlarımıza farklı kokular sunulur. Biz de burada Osmanlı’dan beri gelen, yaklaşık yedi yüz yıllık bir gelenek olan buhuru yeniden canlandırmaya çalışıyoruz. Isparta’daki bu mekânda şu anda bunu uygulamaktayız. Burası Misparta adını taşıyor. Isparta’nın önüne ‘M’ koyunca Misparta oluyor ve güzel koku anlamına geliyor. Burada gülden üretilen ürünleri, gülden üretilen parfümleri ve gül yağının bu işin içindeki önemini anlatan güzel çalışmalar yapıyoruz” dedi.
Başkan Başdeğirmen, etkinliğin butik olarak gerçekleştirildiğini belirterek,
“Şu an butik bir çalışma içerisindeyiz. Mekânın büyüklüğüne göre dar çerçevede, belli sayıda misafirimizle zaman zaman bu etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Burada Misparta’yı anlatıyoruz, gülü anlatıyoruz, buhuru anlatıyoruz ve yapılan çalışmaları tanıtıyoruz. Osmanlı döneminde yaklaşık yedi yüz yıl önce yapılan bu uygulamaları anlatmaya çalışıyoruz. Buradan doğan çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Paylaşımlarımızın ardından geri dönüşlere baktığımızda büyük bir ilgi olduğunu görüyoruz”
şeklinde konuştu.

Müzenin küratörü ve birim sorumlusu Meryem Karakurt Göksal ise Osmanlı döneminde saraylarda uygulanan bu yöntemin bir kiliseden dönüştürülen müzede yapılmasının kendileri için onur verici olduğunu söyledi.
Göksal, “Gelen katılımcılar, bu geleneğin hiç bitmemesi ve her yıl tekrarlanması gerektiğini özellikle vurguladılar. Geleneksel yöntemlerle takdim ettiğimiz bu koku, ziyaretçilerimizde büyük bir farkındalık yarattı” dedi.

Türkiye’nin tek koku müzesi olma özelliğini taşıyan merkez, düzenlediği butik etkinlikler ve bilgilendirme çalışmalarıyla Isparta’nın gül ve koku mirasını hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtmayı hedefliyor.





