90'ların Karanlık Kırılması: Adnan Kahveci Trafik Kazası mı, Organize Suikast mı?

Türkiye'nin yakın siyasi ve toplumsal hafızasında 1993 yılı; Uğur Mumcu suikastı, Eşref Bitlis Paşa’nın şüpheli uçak kazası ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı gibi peş peşe gelen şok edici olaylarla "en karanlık yıl" olarak kayıtlara geçmiştir. Bu kanlı kronolojinin ilk ve en kritik halkalarından biri, dürüstlüğü, harika zekası ve halka adanmış ömrüyle bilinen eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci’nin 5 Şubat 1993 gecesi Bolu Gerede yakınlarında geçirdiği şüpheli trafik kazasıdır.

Kabataş Lisesi’nden Purdue Üniversitesi’ne Bir Deha 20 Şubat 1949 Trabzon Köprübaşı doğumlu olan Adnan Kahveci, Kabataş Lisesi'ndeki eğitiminin ardından katıldığı üniversite sınavında tüm soruları doğru cevaplayarak birinci olmuş bir dehaydı. Devlet bursuyla gittiği ABD Indiana’daki Purdue Üniversitesi’nde bulaşıkçılık ve aşçılık yaparak okuyan Kahveci, 4 yıllık elektrik mühendisliği eğitimini üstün başarıyla 2,5 yılda bitirdi. Missouri Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Kahveci, teknolojiye olan merakıyla bilinirdi. KDV hesaplayan ilk akıllı mini yazar kasayı geliştirip patentini alan Kahveci, dürüstlüğü nedeniyle Turgut Özal’ın en güvendiği "Harika Çocuk" haline geldi.

Kilit Dosya 1: Devletin Özel Kasasındaki Kürt Raporu Adnan Kahveci’yi hedef tahtasına oturtan iki büyük devlet sırrı bulunuyordu. Bunlardan ilki, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özel izniyle bizzat hazırladığı ve bir nüshasını yanından hiç ayırmadığı evrak çantasında taşıdığı "Kürt Sorunu Çözüm Raporu"ydu. Kahveci, sorunun çözümünü askeri yöntemlerde değil, bölgenin ekonomik olarak kalkındırılmasında görüyordu. 1992 Nevruz olaylarında panzerlerin halkın üzerine sürülmesine ve sivil ölümlerine sert tepki gösteren Kahveci, "Eğer bu soruna ciddi teşhis konulmazsa Türkiye bir iç savaşa sürüklenir" uyarısında bulunuyordu. Bu cesur çıkışları nedeniyle yeraltı dünyasından ve derin devlet kliklerinden "Siyasi hayatın biter, bu konuya bulaşma" tehditleri alıyordu.

Kilit Dosya 2: Milyarlık Arazi Mafyası ve Sahte Tapu Yolsuzluğu Kahveci’nin ölümünden hemen önce meclis koridorlarında iş insanı Ahmet Mümtaz İdil’e açıkladığı ve İstanbul dönüşü savcılığa teslim edeceğini belirttiği bir diğer bomba dosya ise Akdeniz (Silifke) hattındaki devasa arazi yolsuzluğuydu. Bakanlığı döneminde genel müdür onaysız ve mühürsüz sahte haritalarla oluşturulan milyarlık sahte tapu şebekesinin üzerine giden Kahveci, inşaatları durdurmuştu. Bu süreçte kendisine, "Boyundan büyük işlerle uğraşıyorsun, haddini bil yok ederiz" diyen arazi mafyasına, "Ben Türkiye'nin en büyük toprak ağası ve arazi mafyasıyla uğraşıyorum, doğru bildiğim yoldan kimse ayıramaz" diyerek meydan okumuştu.

5 Şubat 1993 Gecesi: Değiştirilen Tabelalar ve Ters Yol Tuzağı Gece yolculuklarını seven Kahveci, eşi Füsun, 17 yaşındaki kızı Aslıhan ve 10 yaşındaki oğlu Cihan ile birlikte Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktı. Bolu Gerede yakınlarındaki Çaydurt bağlantısına geldiğinde, henüz resmi açılışı yapılmamış olan yolda yön işaret tabelalarının değiştirilmesi ve İstanbul gidiş bariyerlerinin kapatılması nedeniyle Kahveci’nin aracı farkında olmadan ters yola sokuldu. Yoğun sisin de etkisiyle karşı şeritten gelen bir Mercedes ile kafa kafaya çarpışan araçta Adnan Kahveci ve eşi olay yerinde hayatını kaybetti. Kızları Aslıhan 10 gün sonra hastanede vefat ederken, kazadan sadece 10 yaşındaki oğlu Cihan Kahveci sağ kurtuldu. Cihan Kahveci, kaza öncesinde kendilerine tanımadıkları bir işçinin yol tarif ettiğini ve tabelalara göre hareket ettiklerini belirterek kazanın derin devlet eliyle planlanmış bir suikast olduğunu söyledi.

"Yol Trafiğe Hazır Değildi": İhmal mi, Sabotaj mı? Kazanın ardından Turgut Özal’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK) harekete geçti. Araştırma komisyonunda yer alan Oktay Vural, kazadan sadece bir gün önce (4 Şubat'ta) Bayındırlık Bakanlığı’nın yolla ilgili "Ulaşıma açılmaya uygun değil, güvenlik önlemleri yetersiz" uyarısı gönderdiğini, ancak buna rağmen 5 Şubat'ta tabelaların değiştirilerek yolun açık gösterildiğini tescilledi. Dönemin siyasi analizcileri ve Erhan Göksel gibi isimler, bu operasyonun arkasında İsrail Gizli Servisi Mossad’ın ve yerli Gladyo kliklerinin bulunduğunu, İsviçre bankalarındaki milyon dolarlık hesap hareketleriyle suikastın finanse edildiğini öne sürdü.

Çantanın ve Evrakların Gizemli Kayboluşu Tıpkı 10 yıl sonra benzer bir kazada şehit düşecek olan can dostu "Süper Vali" Recep Yazıcıoğlu olayında olduğu gibi; Adnan Kahveci’nin de kaza yaptığı araçta bulunan arazi mafyası yolsuzluk belgeleri ve Kürt sorununun çözümüne dair hazırladığı o meşhur raporun bulunduğu evrak çantası olay yerinde aniden kayboldu.

Adnan Kahveci’nin katledilmesinden 12 gün sonra Kürt meselesinin diğer ayağı olan Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağının düşmesi ve 2 ay sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümü, bu cinayetin Türkiye’nin makus talihini değiştirmek isteyen vatansever kadroların tasfiye operasyonu olduğunu gösteren en büyük kanıttır. Adnan Kahveci ve ailesinin aziz hatırası, hesabı sorulmamış bir 90'lar trajedisi olarak tarih sayfalarında adalet beklemeye devam ediyor.

Detaylar videoda...

Kaynak: Haber Merkezi