21 Eylül 1985 tarihinde İtalya’nın Foro Italico spor kompleksinde yer alan ve "Banker" (Sığınak) olarak bilinen mahkeme salonu, küresel istihbarat savaşlarının en önemli duruşmalarından birine ev sahipliği yaptı. Yargıç Severino Santiapiani başkanlığında yürütülen davada, Papa II. Jean Paul’e düzenlenen suikast girişiminin arkasındaki güçler mercek altına alındı.
"Mesih" İddiasına Karşı "Stratejik" Savunma Duruşma, kendisini "Mesih" ilan eden ve sürekli ifade değiştiren Mehmet Ali Ağca’nın mahkeme heyetine meydan okumasıyla başladı. Ancak mahkemenin seyri, Fransa’da tutuklu bulunan ve bu dava için özel olarak Roma’ya getirilen Abdullah Çatlı’nın kürsüye çıkmasıyla değişti. Çatlı, mahkemede sadece bir tanık gibi değil, soğukkanlı ve profesyonel bir figür olarak öne çıktı.
Pasaport Ve Silah Trafiği İtiraf Edildi Yargıcın soruları üzerine Abdullah Çatlı, Ağca’nın suikast günü üzerinden çıkan "Faruk Özgün" adına düzenlenmiş sahte pasaportu kendisinin temin ettiğini kabul etti. Bu yardımı "ideolojik bir dayanışma" olarak tanımlayan Çatlı, Ağca ile arasına mesafe koyarak onu sadece "yardıma muhtaç bir kaçak" olarak gördüklerini belirtti.
Silah temini konusunda ise Ağca’nın İsviçre’den gönderdiği 8.000 Frank ile iki adet 14’lü Browning marka silah alındığı mahkeme tutanaklarına geçti. Çatlı, bu silahların bir suikast hazırlığı için değil, firari durumdaki birinin güvenlik ihtiyacı için alındığını iddia etti.
İstihbarat Teklifleri Ve "Güneş Balçıkla Sıvanmaz" Duruşmada söz alan Yalçın Özbey, Alman istihbaratının kendileriyle irtibat kurduğunu ve bazı ifadeler karşılığında büyük meblağlarda para teklif edildiğini öne sürdü. Öte yandan Ağca’nın, suikast sırasında yanında Oral Çelik’in de olduğu yönündeki iddiaları, Çatlı tarafından sert bir dille reddedildi. Çatlı, "Oral Çelik bir din adamına kurşun sıkacak kadar adi bir insan değildir, güneş balçıkla sıvanmaz" diyerek arkadaşını savundu.
Sessiz Kalan Sırlar Duruşma boyunca Abdullah Çatlı ve Mehmet Ali Ağca arasında yaşanan sert diyaloglar, iki isim arasındaki ideolojik kopuşu da gözler önüne serdi. Ağca’nın "Bulgar parmağı" senaryosu mahkeme heyeti tarafından yeterli kanıt bulunamadığı için şüpheyle karşılanırken, Çatlı’nın profesyonel tavrı duruşmaya damga vurdu.
Asrın davası olarak nitelendirilen bu yüzleşme, suikastın arkasındaki gerçek güç odaklarını tam olarak aydınlatamasa da, dönemin karanlık ilişkiler ağını ve devletlerarası istihbarat savaşlarını tarihin tozlu sayfalarından günümüze taşıdı.
Detaylar videomuzda...