Altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte piyasada sahte altın vakalarında da artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle yatırım ve ziynet amaçlı alınan altınlarda vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, klasik yöntemlerin tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.
Mıknatıs Testi Artık Tek Başına Yeterli Değil
Halk arasında en yaygın kullanılan yöntem olan mıknatıs testi, altının manyetik bir metal olmaması prensibine dayanıyor. Gerçek altın mıknatısa tepki vermez. Ancak bakır, çinko ve alüminyum gibi bazı metaller de mıknatısa yapışmadığı için sahte ürünler bu testi kolaylıkla geçebiliyor.
Uzmanlara göre dolandırıcılar, altının yoğunluğuna yakın alaşımlar kullanarak ürettikleri taklit ürünlerle tüketicileri yanıltabiliyor. Bu nedenle yalnızca mıknatıs testine güvenmek riskli kabul ediliyor.
“Ses Testi” Kuyumcuların Tercih Ettiği Yöntemlerden
Altının ayırt edici özelliklerinden biri yoğun ve tok bir metal olması. Sert bir zemine hafifçe bırakıldığında uzun süreli, berrak ve çınlayan bir ses çıkarıyor. Bu titreşim birkaç saniye devam ediyor.
Sahte altınlarda ise ses daha kısa ve sönük oluyor. Metalik ama “tok” bir ses duyuluyor ve titreşim hızlı şekilde kesiliyor. Cam, mermer ya da sert bir yüzey üzerinde yapılan bu test, özellikle çeyrek altın gibi küçük ürünlerde daha belirgin sonuç verebiliyor. Kuyumcuların yılların tecrübesiyle bu sesi ayırt edebildiği biliniyor.
Seramik Testi Evde Uygulanabiliyor
Ev ortamında uygulanabilecek bir diğer yöntem ise sırsız seramik yüzeyle yapılan test. Mat yüzeyli bir seramik tabağın alt kısmı ya da sırsız bir fayans bu işlem için kullanılabiliyor.
Altın yüzeye hafifçe sürtüldüğünde bıraktığı izin sarı tonlarda olması gerekiyor. Eğer oluşan çizgi siyah, gri ya da koyu renkteyse ürünün sahte olma ihtimali artıyor. Bu yöntem altının yumuşak yapısından yararlanıyor. Ancak değerli parçalarda çizik oluşma riski bulunduğu için dikkatli uygulanması tavsiye ediliyor.
Yoğunluk Ölçümüyle Daha Teknik Kontrol
Daha teknik bir yöntem olarak su testi de uygulanabiliyor. Arşimet prensibine dayanan bu yöntemde, altının özgül ağırlığı dikkate alınıyor. Saf altının yoğunluğu yaklaşık 19,3 g/cm³ olarak biliniyor.
Ürünün gram cinsinden ağırlığı, taşırdığı su miktarına bölünerek yoğunluk hesaplanıyor. Elde edilen değerin 19’a yakın çıkması, ürünün saf altına yakın olduğunu gösteriyor. Daha düşük değerler ise alaşım oranının yüksek olabileceğine ya da ürünün sahte olduğuna işaret edebiliyor.
Uzmanlar ayrıca gerçek altının boyutuna kıyasla elde belirgin bir ağırlık hissi verdiğini, sahte ürünlerin ise genellikle daha hafif geldiğini belirtiyor. Yüksek meblağlı alımlarda ise mutlaka güvenilir kuyumculardan alışveriş yapılması ve profesyonel testlerden yararlanılması öneriliyor.