Yeraltı Dünyasının Çehresini Değiştiren Yapı: Sarallar İmparatorluğu

Türkiye'de organize suç dünyası, 1990'lı yılların kaotik atmosferinde devlet, siyaset ve mafya üçgeninde radikal bir dönüşüm geçirdi. Eski kabadayılık geleneğinin yerini alan, rant ve güç odaklı modern organize suç şebekelerinin en büyüğü şüphesiz Sarallar yapılanmasıdır. Kökenleri Trabzon'un Of ilçesindeki Sarıalioğulları ailesine dayanan bu devasa yapının kurucusu Hüseyin Saral, sistemdeki boşlukları kullanarak milyarlarca liralık bir suç imparatorluğu inşa etti.

Kaçakçılık Ağı ve Firar Süreci Suç dünyasındaki ilk adımlarını çek-senet tahsilatı ve mekan kurşunlama ile atan Sarallar, kısa sürede dönemin en büyük rant kapısı olan akaryakıt kaçakçılığına yöneldi. Hüseyin Saral, buradan elde ettiği devasa finansal güçle silahlı kadrosunu büyüterek bürokrasi ve yargı içine sızdı. Devletin radarına girmesiyle yurt dışına firar eden Saral, yakalanarak Türkiye’ye iade edildi ve Kartal Özel Tip Cezaevi’ne gönderildi. Hüseyin Saral, hapishane yıllarında örgüt içi muhalifleri tasfiye ederek liderliğini pekiştirdi.

Şahinler Grubu İle Başlayan Amansız Savaş Hüseyin Saral’ın cezaevinden çıkışıyla birlikte, İstanbul'un illegal rantını paylaşmak istemeyen başka bir Karadenizli grup olan Sedat Şahin liderliğindeki "Şahinler" ile geri dönülmez bir çatışma süreci başladı. İki grubu kanlı bir savaşa sürükleyen olay, Sedat Şahin’in sağ kolu Zekeriya Kocaman’ın uğradığı suikast girişimi sonucu felç kalması oldu. Şahinler grubunun topyekûn intikam yemini etmesi üzerine Hüseyin Saral, gözlerden uzaklaşmak için İtalya’nın başkenti Roma’ya kaçtı.

Roma’da Sokak Ortasında İnfaz: "Sigara Terapisi" Hüseyin Saral, Roma’da lüks bir hayat sürerken etrafını saran ihanet ağından habersizdi. İki gruba da yakın olan Mehmet Ali BüyükSarıalioğlu, Saral'ın yerini Sedat Şahin’e sızdırdı. Türk emniyetinin "Lale Operasyonu" kapsamında takibe aldığı Sedat Şahin’in, 31 Ocak 2005 gecesi telefon kayıtlarına yansıyan şifreli "Sigara terapisini uyguladım, sigarayı bıraktırdım gidiyorum" sözlerinden dakikalar sonra, Hüseyin Saral Roma sokaklarında tetikçiler tarafından kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü. Bu cinayetin ardındaki asıl krizin ise Sedat Şahin'e olan borçlarından kaçıp Sarallara sığınan Kamber Ocaklı isimli şahıs olduğu sonradan anlaşıldı.

12 Yıl Sonra Gelen Restoran İntikamı Hüseyin Saral'ın ölümünün ardından grubun başına Burhanettin Saral ve Ümit Saral geçti. İstanbul adeta bir savaş alanına döndü; Şahinlerin tıp merkezleri Kalaşnikovlarla tarandı, el bombaları atıldı. Emniyetin gizli evlerde bulduğu ölüm listelerine rağmen cinayetlerin önüne geçilemedi. Kan davası 2017 yılında başka bir boyuta taşındı. Hüseyin Saral’ın oğlu Hüseyin Mert Saral, babasının yerini ihbar eden Mehmet Ali BüyükSarıalioğlu’nu bir restoranda kıstırdı ve şahitlerin ifadelerine göre, "Benim babamı öldürdün, 12 yıldır bu anı bekliyordum!" diyerek kurşun yağdırıp infaz etti.

Sokaklardan Lüks Plazalardaki "Racon Masaları"na Zaman ilerledikçe Sarallar, kaba kuvvet odaklı sokak mafyacılığından sıyrılarak ülkenin en zengin iş insanlarıyla aynı masada oturan finansal bir deve dönüştü. 2022 yılında hazırlanan 169 sanıklı devasa iddianame, örgütün ulaştığı paralel otoriteyi gözler önüne serdi. Davanın en dikkat çeken ismi olan ünlü figür Erdal Acar'ın; holding patronları, müteahhitler ve eğlence mekanı sahipleri arasındaki ticari ihtilafları çözmek üzere lüks plazalarda "Racon Masaları" kurduğu tescillendi ve hapis cezası aldı.

Sistemin Güven Krizi ve İbretlik Son İş dünyasındaki aktörlerin adli sistemin yavaşlığı nedeniyle alacaklarını mahkemeler yoluyla tahsil edemeyip mafyanın hızlı ama kanlı adaletine sığınmaları, Sarallar gibi yapıların sosyolojik olarak büyümesine zemin hazırladı. Trabzon'da başlayıp Roma'da suikastla noktalanan, oradan lüks plazalara sıçrayan bu 30 yıllık suç kronolojisi; yasa dışı rantın, silahın ve şiddetin eninde sonunda devletin adalet duvarına çarpıp parçalanmaya mahkum olduğunun en ibretlik vesikası olarak arşivlerdeki yerini aldı.

Detaylar videoda...

Kaynak: Haber Merkezi