Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ), uluslararası bilim insanlarıyla birlikte Türkiye'nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı Buzulu'nda kapsamlı bir bilimsel araştırmaya imza attı. Çalışmalarda, buzulun yapısı ve binlerce yıllık iklim kayıtları incelenirken, mikroplastik kirliliğine ilişkin de önemli veriler toplanıyor.

SDÜ ile Münster Üniversitesi ortaklığında yürütülen projeye, Heidelberg Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Bremerhaven Alfred Wegener Kutup ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü de destek verdi. Üniversitenin misafir öğretim üyesi Prof. Dr. Ünsal Yalçın koordinasyonunda gerçekleştirilen araştırmalarda, yaklaşık yarım ton ağırlığındaki jeoradar ve jeosismik ekipman zirveye taşındı.

Araştırma kapsamında buzul üzerinde radar ve sismik ölçümler yapılarak, buzulun kalınlığı, fiziksel yapısı, iç ve alt kesimlerinde erime olup olmadığı ile genel durumu jeofizik yöntemlerle incelendi.
Bölgenin iklim değişikliği etkileri ve buzul dinamiklerinin incelendiği çalışmalarda, uluslararası iş birliğiyle önemli veriler toplandı. Uzmanlar tarafından yürütülen saha araştırmalarının, Türkiye'deki buzul kayıpları ve çevresel değişimlerin modellenmesine katkı sunması hedefleniyor.

Binlerce Yıllık Doğal Arşiv
Proje Koordinatörü Prof. Dr. Ünsal Yalçın, Ağrı Dağı Buzulu'nun yaklaşık 25-30 bin yıl önce oluşmaya başladığını ve önemli bir doğal arşiv niteliği taşıdığını belirtti.

Yalçın, buzul katmanlarının geçmiş dönemlere ait iklim koşulları, kuraklıklar, volkanik faaliyetler, depremler, orman yangınları ve insan kaynaklı çevresel etkiler hakkında önemli bilgiler sunduğunu ifade ederek, bu doğal kayıtların modern analiz yöntemleriyle gün yüzüne çıkarılacağını söyledi.

Mikroplastikler de Araştırılıyor
Araştırma kapsamında 5 bin, 4 bin 500 ve 4 bin metre rakımlardan alınan kar örneklerinde mikro ve nanoplastik analizleri yapılacağını açıklayan Prof. Dr. Yalçın, yüksek rakımlardaki plastik kirliliğinin boyutunu ortaya koymayı hedeflediklerini belirtti.
Elde edilecek verilerin yalnızca Doğu Anadolu'nun değil, Türkiye'nin iklim geçmişinin aydınlatılmasına katkı sağlayacağını vurgulayan Yalçın, araştırmanın yüksek rakımlarda mikro ve nanoplastik varlığını ortaya koyan öncü çalışmalardan biri olmasının beklendiğini ifade etti.





