İkinci Dünya Savaşı'nın kanlı mirasının ardından, dünya barış ve huzur arayışıyla 1945 yılında Birleşmiş Milletler'i kurdu. Ancak müttefik devletler arasındaki görüş ayrılıkları, kısa sürede yerini küresel bir gerginliğe bıraktı. Silahların doğrudan konuşmadığı ama ideolojik ve siyasi savaşın hiç bitmediği bu dönem, tarih sayfalarına "Soğuk Savaş" olarak geçti.
İki Kutuplu Dünya ve Berlin Buhranı Savaşın bitimiyle birlikte dünya iki ana bloğa ayrıldı: Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki Batı Bloğu ve Sovyetler Birliği (SSCB) liderliğindeki Doğu Bloğu. Bu ayrışmanın en somut örneği Almanya’da yaşandı. Batılı devletlerin denetimindeki Batı Almanya ile Sovyet etkisindeki Doğu Almanya arasındaki gerilim, 1948’de "Berlin Buhranı" ile zirveye ulaştı. 1949'da Almanya'nın resmen ikiye bölünmesi, Soğuk Savaş'ın Avrupa'daki en belirgin sınırı oldu.
Sovyetlerin Yayılma Stratejisi ve Komünizm Hamleleri Sovyet Rusya, savaş sonrası oluşan otorite boşluğunu fırsat bilerek komünizm rejimini yaymak için üç koldan harekete geçti: Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu. Çekoslovakya, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde baskıyla komünist yönetimler kuran SSCB, muhalif liderleri tasfiye ederek bölgedeki hakimiyetini sağlamlaştırdı.
Türkiye ve Truman Doktrini Sovyetler'in baskısından Türkiye de nasibini aldı. Rusya'nın boğazlar ve Doğu sınırındaki toprak taleplerine karşı Türkiye, barışçıl ama kararlı bir duruş sergiledi. Bu süreçte devreye giren ABD, 1947'de "Truman Doktrini"ni ilan ederek Türkiye ve Yunanistan'a askeri ve ekonomik yardımda bulundu. Bu hamle, Sovyetler'in Doğu Akdeniz'e inme çabalarını engellemeyi amaçlıyordu.
Asya’da Dengeler Değişiyor: Çin ve Kore Uzak Doğu'da da tablo benzerdi. Çin'de milliyetçiler ve komünistler arasındaki iç savaş, 1949'da Mao önderliğindeki komünistlerin zaferiyle sonuçlandı. Kore ise 38. enlem çizgisiyle ikiye bölündü. 1950 yılında patlak veren ve Türkiye'nin de bir tugay ile katıldığı Kore Savaşı, üç yıl sürse de sınırları değiştiremedi; sadece geride büyük acılar bıraktı.
İngiltere’nin Mirası: Hindistan ve Filistin Soğuk Savaş yılları sadece ideolojik değil, aynı zamanda sömürge sonrası kaosun da dönemiydi. İngiltere, Filistin meselesini Birleşmiş Milletler'e taşıyarak bölgeden çekilme sürecini başlattı ve bu durum İsrail-Arap savaşlarının fitilini ateşledi. Hindistan cephesinde ise İngiltere'nin "böl ve yönet" politikası, ülkenin Hindistan ve Pakistan olarak ikiye ayrılmasına, milyonlarca insanın göç etmesine ve büyük katliamlara yol açtı.
Sonuç: Sıcak Savaş Kadar Kanlı Soğuk Savaş dönemi, her ne kadar süper güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmediği bir dönem olarak adlandırılsa da, yerel savaşlar, darbeler ve zorunlu göçler nedeniyle en az sıcak savaşlar kadar çok can aldı. Bu dönemde çizilen sınırlar ve ekilen nifak tohumları, günümüz dünya siyasetini şekillendirmeye devam ediyor.
Detaylar videoda...