Sosyal medyada dolaşıma giren ve kısa sürede geniş yankı uyandıran “bulut kısırlaştırma” iddiası, kamuoyunda tartışma konusu oldu. Sosyal medya kullanıcısı Adem Canözer, Orta Doğu’da yaşanan savaşların ardından Türkiye ve çevre ülkelerde yağışların artmasını bu iddiayla ilişkilendirerek dikkat çeken paylaşımlarda bulundu.

Paylaşımda, özellikle Türkiye, Azerbaycan ve Orta Doğu coğrafyasında son dönemde artan yağışlara vurgu yapılarak, geçmişte İranlı yetkililerin yaptığı açıklamalar hatırlatıldı. 2011 yılında İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın “Batılı ülkelerin gelişmiş hava modifikasyonu teknolojileriyle İran’da kuraklığa neden olduğu” yönündeki sözleri ile 2021’de İran Sivil Savunma Kurumu Başkanı General Celali’nin “İsrail ve komşu bir ülkenin İran’ın bulutlarını kısırlaştırdığı” iddiası yeniden gündeme taşındı.

Ancak bu iddialar, bilimsel çevreler tarafından uzun süredir geçerliliği olmayan söylemler olarak değerlendiriliyor. Nitekim 2018 yılında İranlı İşçiler Haber Ajansı’na konuşan Meteorolojik Tahmin ve Uyarı Genel Müdürü Ahad Vazife, mevcut teknolojiyle “bulut kısırlaştırma” gibi bir uygulamanın mümkün olmadığını açıkça ifade etmişti. Vazife, bulutların yağış oluşturabilmesi için belirli bir yoğunluğa ulaşması gerektiğini, bu şartlar sağlanmadan yağmurun oluşamayacağını vurguladı. (Kaynak)

“Bulut Var Ama Yağış Yoktu” İddiası Tartışma Yarattı

Sosyal medya kullanıcısı Adem Canözer paylaşımında, Türkiye’de uzun süredir kuraklık yaşandığını ve “bulutlar olmasına rağmen yağış görülmediğini” ileri sürdü. Ancak son dönemde özellikle Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana gibi illerde yoğun yağışların görülmesi dikkat çekici bir gelişme olarak sunuldu. İstanbul ve Ankara’da da yağışların devam ettiği, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de ise günlerdir yağmur yağdığı ifade edildi.

Bu gelişmelerin ardından kullanıcı, İranlı yetkililerin geçmişteki iddialarını hatırlatarak “Acaba bu iddialar doğru mu?” sorusunu gündeme getirdi. Paylaşımda ayrıca, bazı ülkelerin kendi kuraklık sorunlarını çözmek adına bölgesel iklim üzerinde etkili olduğu yönünde çeşitli iddialara da yer verildi.

Uzmanlardan Net Tepki: “Bilimsel Karşılığı Yok”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan meteoroloji mühendisi ve afet yönetimi uzmanı Mikdat Kadıoğlu, söz konusu iddiaların bilimsel gerçeklikle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtti.

Kadıoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar tamamen deli saçması, bunları yazanların konuyla hiçbir alakaları yok. Böyle bir şeyleri niye yapıyorlar bilmiyorum ama herhalde gündem olmak için. Bize Türkiye'de yağan yağmurlar batıdan gelir. Dünyanın dönüşü batıdan doğuya doğrudur, hava hareketleri de genellikle batıdan doğuya doğru hareket eder. Yani Körfez'de havaya yapılan müdahale falan zaten bizi hiçbir zaman etkilemez. Çünkü bizim doğumuzda kalıyor o bölge.”

Türkiye’de yağışların büyük ölçüde Balkanlar, Avrupa ve Atlantik üzerinden gelen sistemlerle oluştuğunu belirten Kadıoğlu, Orta Doğu kaynaklı herhangi bir müdahalenin Türkiye’deki hava sistemlerini etkilemesinin mümkün olmadığını vurguladı.

“Amaç Yağışı Artırmak, Azaltmak Değil”

Kadıoğlu ayrıca, kamuoyunda yanlış anlaşılan “hava modifikasyonu” çalışmalarına da açıklık getirdi. Bu çalışmaların amacının yağışı azaltmak değil, aksine artırmak olduğunu ifade eden uzman isim, “Bulut kısırlaştırması diye bir şey yok. Yapılmak istenen, bulutun verimini artırmak” dedi.

Uçak İzleri de Tartışma Konusu

Sosyal medyada sıkça gündeme gelen bir diğer konu olan uçak izleri hakkında da çeşitli bilimsel çalışmalar bulunuyor. NASA, EPA, FAA ve NOAA tarafından yapılan ortak açıklamalarda, uçakların arkasında bıraktığı izlerin “yoğuşma izi” olduğu ve insan sağlığı açısından risk oluşturmadığı ifade ediliyor.

Bu izlerin oluşum nedeni ise oldukça basit: yüksek irtifada sıcak egzoz gazlarının soğuk hava ile karşılaşması sonucu oluşan yoğunlaşma.

Tek Bir Nedene Bağlamak Mümkün Değil

Uzmanlara göre, yağışların artışı ya da azalışı; atmosferik basınç sistemleri, rüzgâr akımları, deniz yüzeyi sıcaklıkları ve mevsimsel değişkenler gibi birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bu nedenle bölgesel veya küresel hava olaylarını tek bir nedene bağlamak bilimsel açıdan mümkün görülmüyor.

Yetkililer, vatandaşların meteorolojiyle ilgili bilgileri güvenilir ve resmi kaynaklardan takip etmesi gerektiğini vurgularken, sosyal medyada yayılan doğrulanmamış iddialara karşı dikkatli olunması çağrısında bulunuyor.

Muhabir: HARUN YÜCETAŞ