Siyasetin Eğilmeyen Başı: Muhsin Yazıcıoğlu ve Sonsuzluğa Doğru Yürüyüşü

Görüşü ne olursa olsun, nezaketi, vatanperverliği ve dik duruşuyla tüm Türkiye'nin ortak saygısını kazanmış ender liderlerin başında Muhsin Yazıcıoğlu gelir. O; "Muhsin" sıfatının Kur'an-ı Kerim'deki karşılığı gibi, ömrü boyunca iyiliği, dürüstlüğü ve adaleti şiar edinmiş bir Alperen'di. "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için, bu kadar fırıldak olmaya gerek yok" diyen Yazıcıoğlu, 31 Aralık 1954’te Sivas Şarkışla’nın Elmalı köyünde başlayan hayat yolculuğunu, Türk milletinin kalbinde silinmez izler bırakarak tamamladı.

Veterinerlik Fakültesi ve "Bozkurtlar Çiftliği" Hayali Zorunlu eğitimini Şarkışla'da tamamladıktan sonra 1972 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ne giren Yazıcıoğlu'nun bu bölümü seçmesinin arkasında masum bir gençlik hayali yatıyordu. Doktor, mühendis ve eğitimci olan ülkücü arkadaşlarıyla birlikte bir gün "Bozkurtlar Çiftliği" adında bir yer kurmayı planlıyorlardı; veterinerlik görevi de Muhsin Başkan'a düşmüştü. Ancak o dönem Türkiye'yi kasıp kavuran ideolojik fırtına, bu Anadolu çocuklarını üniversite kürsülerinden sokakların ve meydanların amansız mücadelesine itti.

23 Yaşında Bir Lider ve Mamak Zindanları Gençlik yıllarında Ülkü Ocakları bünyesinde hızla yükselen Yazıcıoğlu, henüz 23 yaşındayken Ankara’nın en etkili figürlerinden biri haline gelerek Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, hakkında yakalama kararı çıkarılan Yazıcıoğlu, 3 ay boyunca teslim olmadı. Ardından başlayan meşhur MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasında yargılandı. Henüz suçu kesinleşmemiş olmasına rağmen, Mamak Askeri Cezaevi’nde 5,5 yılı tamamen tecrit altındaki hücrelerde olmak üzere tam 7,5 yıl hapis yattı. Ağır işkencelerden ve 26 günlük kesintisiz kör sorgulardan geçmesine rağmen devletine hiçbir zaman küsmedi.

"Beton Çok Soğuk, Üşüyorum" Mamak ve Malatya cezaevlerinin o buz gibi taş duvarları arasında kaleme aldığı "Üşüyorum" şiiri, Yazıcıoğlu’nun edebi yönünü ortaya koyarken, adeta yıllar sonra yaşayacağı trajik kaderin de habercisi niteliğindeydi:

"Güneşimi kapatmayın / Beton çok soğuk üşüyorum..."

Hapishaneden beraat ederek alnının akıyla çıkan Muhsin Başkan, daha sonra Alparslan Türkeş ile fikir ayrılığı yaşayarak 1993 yılında Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kurdu. Siyaseti hiçbir zaman bir çıkar kapısı olarak görmeyen Yazıcıoğlu, "Benim için Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı yoktur; ben yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü" diyerek Anadolu'nun her rengini kucakladı.

25 Mart 2009: Keş Dağı'ndaki Sır Perdesi Ömrü boyunca atlattığı 17 büyük trafik kazasından sağ kurtulan Muhsin Yazıcıoğlu, 2009 yerel seçim meydanlarında devletten tek kuruş yardım almadan, tamamen kendi imkanlarıyla kiraladığı bir helikopterle Kahramanmaraş’tan Yozgat Yerköy mitingine doğru havalandı. Ancak içinde BBP yöneticileri ve İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş’in de bulunduğu helikopter, Keş Dağı Kurudere mevkiinde bilinmeyen bir nedenle düştü. İHA muhabiri İsmail Güneş’in kırık bacağıyla 112’yi arayarak, "Sakin olun da biz donuyoruz burada" feryatları tüm Türkiye'nin yüreğini dağladı.

Devletini Bir Kez Bekledi, O da Gelmedi Askerin, polisin ve sivil ekiplerin günlerce süren arama kurtarma çalışmalarındaki fahiş koordinasyonsuzluklar ve yanlış yönlendirmeler neticesinde, enkaza ancak 48 saat sonra ulaşılabildi. Koordinatların 115 kilometre saptırıldığı bu süreç, Türk kamuoyunda halen "suikast mi, kaza mı?" tartışmalarını diri tutmaktadır. Civar köylülerin ulaştığı enkazda, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin donarak şehit olduğu anlaşıldı.

Fidan Anne’nin cenaze sonrasındaki, "O hep 'Devlet, millet beni bekliyor' deyip giderdi" feryadı, bu trajedinin en acı özeti oldu. Hayatı boyunca canından aziz bildiği devleti için koşan Muhsin Başkan, ömründe sadece bir kez, o da karlı dağ başında devletini beklemişti; ancak o devlet bir türlü gelemedi. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Detaylar videoda...

Kaynak: Haber Merkezi