Türkiye’nin yakın tarihindeki en fırtınalı isimlerden biri olan eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, hem görev yaptığı yıllardaki operasyonları hem de emeklilik sonrası dile getirdiği iddialarıyla "derin" tartışmaların merkezinde yer alıyor. 1962 Erzurum doğumlu olan Çarkın, yoksul bir ailede büyüyüp girdiği polis teşkilatında, aldığı özel eğitimlerle kısa sürede terörle mücadelenin en ön saflarına gönderildi.

Sokak Operasyonlarından Susurluk’a Güneydoğu’da başladığı görevine İstanbul ve Ankara’da devam eden Çarkın, özellikle sol örgütlere yönelik düzenlenen ve tartışmalı ölümlerle sonuçlanan pek çok baskında yer aldı. Ancak adının tüm Türkiye tarafından duyulması, 3 Kasım 1996’daki Susurluk kazasıyla oldu. Kazada ölen Abdullah Çatlı ile olan yakınlığı ve sonrasında Sedat Bucak’ın korumalığını üstlenmesi, Çarkın’ı "devlet-mafya-siyaset" üçgenindeki kilit isimlerden biri haline getirdi.

"Organizasyonun Başı Mehmet Ağar" 2000’li yılların başında sessizliğe bürünen Çarkın, 2008 yılından itibaren katıldığı televizyon programlarında sarsıcı itiraflarda bulunmaya başladı. Kendi ifadesine göre 1000 kişinin infazında görev aldığını öne süren Çarkın, bu eylemlerin talimatının dönemin en üst düzey siyasi ve bürokratik isimlerinden (Mehmet Ağar, Tansu Çiller) geldiğini iddia etti. Uğur Dündar’ın da infaz listesinde olduğunu ancak bu durumun Abdullah Çatlı tarafından engellendiğini söylemesi, o dönem büyük yankı uyandırdı.

Çelişkili Söylemler ve Mahkeme Süreci Ayhan Çarkın, itirafları sırasında zaman zaman dengesiz tavırlarıyla da dikkat çekti. Bir Nevruz mitinginde "İki Abdullah sevdim; biri Çatlı, diğeri Öcalan" diyerek kamuoyunu şaşkına çeviren Çarkın, hakkındaki tüm iddiaları mahkemede de tekrarladı. Namık Erdoğan ve Abdülmecit Baskın gibi isimlerin infazında bizzat bulunduğunu itiraf etmesi üzerine, aralarında Mehmet Ağar’ın da bulunduğu pek çok isim sanık sandalyesine oturdu.

Zaman Aşımı ve Beraat 2014 yılında başlayan "Faili Meçhul Cinayetler" davasında hem sanık hem itirafçı olarak yer alan tek isim Çarkın oldu. Diğer sanıklar duruşmalara katılmazken, Çarkın her seferinde "Biz suçluyuz, ceza almalıyız" diyerek vicdani bir yük taşıdığını belirtti. Ancak somut delil yetersizliği ve bazı suçların zaman aşımına uğraması nedeniyle tüm sanıklar beraat etti.

Ayhan Çarkın, bugün hala bazı kesimler için vicdan azabı çeken bir itirafçı, bazıları içinse geçmişin kurgularını anlatan bir iftiracı olarak görülüyor. Türk siyasi tarihindeki bu "kara kutu", anlattıklarıyla vicdanlardaki yerini korurken, hukuksal olarak tartışmalı bir geçmişin temsilcisi olmaya devam ediyor.

Detaylar videoda...

Muhabir: SALİM PARMAKSIZ