Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihinde en derin izleri bırakan olaylardan biri olan 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi, ülkenin demokratik işleyişinin askıya alındığı ve tüm sosyal yapının yeniden şekillendirildiği bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. 1970'li yıllarda tırmanan ideolojik kutuplaşmalar ve ekonomik çıkmazlar, "Bayrak Harekatı" kod adıyla gerçekleştirilen bu müdahaleye zemin hazırladı.

Ekonomik Kriz ve Siyasi Tıkanıklık Darbe öncesi Türkiye, sadece sokaklardaki huzursuzlukla değil, aynı zamanda ağır bir ekonomik buhranla da mücadele ediyordu. 24 Ocak 1980'de açıklanan radikal ekonomik paket, ülkenin neoliberal sisteme geçişinin ilk adımı olurken, mecliste aylarca süren ve sonuçlanamayan cumhurbaşkanlığı seçimleri siyasi sistemi tamamen kilitledi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in cumhurbaşkanının seçilmesi ve asayişin sağlanması yönündeki uyarıları karşılık bulmayınca, ordu yönetime el koyma kararı aldı.

Yönetimin Feshi ve Yeni Düzen 11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece stratejik noktaların kontrol altına alınmasıyla başlayan süreçte; parlamento ve hükümet feshedildi, tüm siyasi faaliyetler durduruldu. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi liderler zorunlu ikamet yerlerine gönderilirken, on binlerce kişi gözaltına alındı. 1961 anayasasının özgürlükçü yapısının yerine, yürütme erkini güçlendiren ve devleti ön plana çıkaran 1982 anayasası %91'lik bir oranla kabul edildi.

Sistematik Siyasetsizleştirme ve Kültürel Etkiler Müdahalenin en önemli sonuçlarından biri, toplumun genelinde uygulanan siyasetsizleştirme politikası oldu. Üniversitelerden medya organlarına kadar her alanda uygulanan sansür ve denetim; itiraz kültürünü kaybetmiş, bireysel kurtuluşu hedefleyen bir neslin yetişmesine yol açtı. Özellikle 80 sonrası desteklenen arabesk kültürü, kitlelerin toplumsal meselelerden uzaklaşarak kaderciliğe yönelmesinde bir araç olarak görüldü.

Uluslararası Yankılar ve "Bizim Çocuklar" Darbe, soğuk savaş dinamikleri içerisinde uluslararası arenada da geniş yankı buldu. Ortadoğu'daki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye'yi kritik bir müttefik olarak gören ABD yönetimi, müdahaleye destek verdi. NATO'nun güneydoğu kanadını güvence altına almayı hedefleyen bu tutum, müdahalenin küresel sistemle uyumlu bir şekilde ilerlemesini sağladı.

12 Eylül 1980, Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyolojik fay hatlarının kırıldığı bir dönem olarak, bugünkü Türkiye'nin temellerinin atıldığı ve birçok toplumsal değerin kökten değiştiği bir süreç olarak tarihteki yerini koruyor.

Detaylar videoda...

Muhabir: SALİM PARMAKSIZ