Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en tartışmalı dönemlerinden biri olan 28 Şubat süreci, etkileri yıllarca süren ve toplumun farklı kesimlerinde derin izler bırakan olaylar silsilesi olarak hafızalardaki yerini koruyor. Ülkenin siyasi ve toplumsal yapısını derinden sarsan bu süreç, yalnızca bir hükümetin değişmesine neden olmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye'nin gelecekteki siyasi haritasının da yeniden çizilmesinde önemli bir rol oynadı.

Refahyol Hükümeti Ve Artan Gerilim 1995 seçimlerinde Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi'nin birinci parti olması ve ardından Tansu Çiller liderliğindeki Doğru Yol Partisi ile kurulan koalisyon hükümeti, Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Ancak hükümetin kurulmasıyla birlikte laiklik tartışmaları hız kazandı. Başbakanlık konutunda tarikat liderlerine verilen iftar, bazı siyasetçilerin söylemleri ve dış politikadaki yeni yönelimler, toplumun belirli bir kesiminde ve orduda irtica endişelerinin artmasına yol açtı. Medyanın da gündemde tuttuğu bu konular, kutuplaşmanın giderek derinleşmesine zemin hazırladı.

Sincan'da Yürüyen Tanklar Ve Toplumsal Kutuplaşma Ocak 1997'de Sincan Belediyesi'nin düzenlediği Kudüs Gecesi'nde yaşananlar, sürecin en önemli kırılma noktalarından biri oldu. Bu etkinliğin hemen ardından, 4 Şubat sabahı Ankara Sincan sokaklarında tankların yürütülmesi, askerin sivil siyasete verdiği en net mesaj olarak algılandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Başbakan Erbakan'a gönderdiği uyarı mektubu ve peş peşe düzenlenen karşılıklı protesto yürüyüşleri, ülkedeki gerginliğin had safhaya ulaştığını gösteriyordu.

Tarihi MGK Toplantısı Ve 18 Maddelik Kararlar 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştirilen ve yaklaşık 9 saat süren tarihi Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, komutanların hükümete karşı sergilediği sert tutumla akıllara kazındı. Toplantı sonucunda hükümete dayatılan 18 maddelik karar listesi; sekülerizmin tavizsiz korunması, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, tarikatların denetlenmesi ve kılık kıyafet kanunlarının sıkı bir şekilde uygulanması gibi maddeler içeriyordu. Başbakan Necmettin Erbakan'ın bir süre direndikten sonra 5 Mart'ta imzalamak zorunda kaldığı bu kararlar, "postmodern darbe" nitelemesinin de temelini oluşturdu.

Hükümetin Düşüşü Ve Yeni Bir Dönem Kararların imzalanmasına rağmen koalisyon hükümeti içindeki çatlaklar büyüdü. Erbakan'ın görevi Tansu Çiller'e devretme planı Cumhurbaşkanı Demirel tarafından kabul görmedi ve hükümeti kurma görevi sürpriz bir şekilde ANAP lideri Mesut Yılmaz'a verildi. Yeni kurulan hükümetin ilk işi, 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasını çıkarmak ve başörtüsü yasağını katı bir şekilde uygulamak oldu. Ardından Refah Partisi'nin kapatılması ve Erbakan'a siyasi yasak getirilmesiyle süreç daha da sertleşti.

28 Şubat'ın Uzun Vadeli Etkileri Dönemin üst düzey askerleri tarafından "Bin yıl sürecek" şeklinde nitelendirilen 28 Şubat süreci, kısa vadede muhafazakar kesim üzerinde ciddi baskılar oluştursa da, uzun vadede Türk siyasetinde bambaşka bir değişimin habercisi oldu. Refah Partisi'nin yenilikçi kadrolarının süreçten çıkardıkları derslerle kurdukları AK Parti'nin 2002 yılında iktidara gelmesi, 28 Şubat'ın en büyük ve belki de en beklenmedik siyasi sonuçlarından biri olarak tarihe geçti.

Detaylar videoda...

Muhabir: Salim Parmaksız