Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihinde demokrasinin kesintiye uğradığı kritik dönemeçlerden biri olan 12 Mart 1971 Muhtırası, ülkeyi derin bir sosyo-politik dönüşüme zorlayan "ara rejim" dönemini başlattı. 1961 Anayasası'nın sağladığı özgürlükçü ortamda yükselen toplumsal hareketler ve siyasi istikrarsızlık, ordunun en üst kademesinin sivil hükümete karşı harekete geçmesine neden oldu.
Kaosun Ayak Sesleri ve 9 Mart Planı 1960’lı yılların sonunda Türkiye; üniversitelerdeki ideolojik çatışmalar, Amerika karşıtı protestolar ve 15-16 Haziran işçi yürüyüşleri ile sarsılıyordu. Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi, hem ekonomik krizle hem de parti içi bölünmelerle zayıflarken; ordu içerisinde de farklı cuntalar şekilleniyordu. Milli Demokratik Devrim tezini savunan "9 Mart" grubunun sol darbe girişimini deşifre eden emir-komuta zinciri, kendi müdahalesini 12 Mart’ta gerçekleştirdi.
TRT Radyosunda Okunan Sert Bildiri 12 Mart 1971 günü saat 13:00'te TRT radyolarından okunan bildiriyle Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanları, parlamentoyu ülkeyi anarşiye sürüklemekle suçlayarak hükümeti istifaya davet etti. Başbakan Süleyman Demirel bu baskı karşısında görevini bırakırken, CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit bu hamlenin işçi sınıfına ve sol siyasete yönelik olduğunu savunarak partisindeki ılımlı havaya tepki gösterip istifa etti.
Balyoz Harekatı ve İdamlar Ordunun desteğiyle kurulan Nihat Erim hükümeti döneminde Türkiye, "Balyoz Harekatı" ve sıkıyönetim ilanlarıyla tanıştı. Bu süreçte Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları toplumsal hafızada derin izler bıraktı. Reform vaatleriyle yola çıkan "beyin kabinesi", muhafazakar ağırlıklı parlamentonun engellerine takılarak kalıcı bir çözüm üretemedi.
12 Eylül’ün "Başarısız Provası" Birçok siyaset bilimciye göre 12 Mart Muhtırası, 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlükleri budamaya yönelik başarısız bir deneme ve 10 yıl sonra gelecek olan 12 Eylül darbesinin "öncü sarsıntısı" niteliğindeydi. Sivil siyaseti dizayn etme çabası, kutuplaşmayı sona erdirmek yerine öfkenin yeraltına inmesine ve 1980’e kadar sürecek olan çok daha kanlı bir sağ-sol çatışmasının fitillenmesine neden oldu.
12 Mart süreci, Türkiye'nin yapısal krizlerine askeri yöntemlerle çözüm arama geleneğinin bir parçası olarak, bugün hala demokrasinin kırılganlığı ve vesayet tartışmalarının odak noktasında yer alıyor.
Detaylar videoda...