Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemi olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman devri, aynı zamanda inanç ve siyaset dünyasındaki sert çatışmalara da ev sahipliği yaptı. Bu çatışmaların en trajik kurbanlarından biri, henüz 19 yaşında hayatının baharındayken "zındıklık" ve "mülhidlik" suçlamalarıyla idam edilen Aksaraylı İsmail Maşuki oldu.
Ateşli Vaazlar ve Şehir Tarikatı 1508 yılında Aksaray’da doğan ve babası Pir Ali Aksarayi’den aldığı tasavvufi eğitimle yoğrulan İsmail Maşuki, "Oğlan Şeyh" sıfatıyla kısa sürede büyük bir kitleyi etkilemeyi başardı. Taşrada doğan bayramiye melamiliğini İstanbul’un kalbine taşıyan Maşuki, özellikle gençler ve şehirli halk arasında ateşli vaazlarıyla tanındı. Ancak onun bu yükselişi, devletin resmi ideolojisi olan Sünni nizam ve medrese uleması tarafından endişeyle takip edilmeye başlandı.
"Mehdilik" Korkusu ve Siyasi Kaygılar Osmanlı Devleti için "Şeyhlik" bir yere kadar kabul edilebilir olsa da, bu makamın "Şahlığa" evrilmesi her zaman en büyük tehdit olarak görüldü. Özellikle Safevi etkisi ve geçmişteki Babai isyanları, devletin melami şeyhleri üzerinde daha baskıcı bir tavır takınmasına neden oldu. İsmail Maşuki’ye yöneltilen suçlamaların odağında ise mehdilik iddiaları ve toplumsal düzeni bozacak "aykırı" fikirler yer alıyordu.
Gizemli Mahkeme Kayıtları İsmail Maşuki’nin idamına giden süreçte mahkeme kayıtları incelendiğinde büyük bir boşluk dikkat çekiyor. Belgelerde şeyhe yöneltilen ağır suçlamalar ve şahitlerin ifadeleri yer alırken, Maşuki’nin bu iddialara ne cevap verdiğine dair tek bir satır bile bulunmuyor. Bu durum, idamın dini bir zorunluluktan ziyade, önceden kararlaştırılmış siyasi bir tasfiye olduğu ihtimalini güçlendiriyor.
At Meydanı’nda Son Perde Dönemin Şeyhülislamı Çivizade’nin sert fetvasıyla, 1539 yılında 12 müridiyle birlikte Sultanahmet’teki At Meydanı’nda idam edilen Maşuki’nin ölümü, halk arasında derin bir hüzne yol açtı. Evliya Çelebi’nin aktardığı menkıbelere göre, idam edilenlerin denizden Sema yaparak çıktığı ve Kanuni’ye masum olduklarını haykırdığı söylenir. Bu söylentiler, Maşuki’nin vicdanlarda her zaman "masum bir kurban" olarak kaldığının en büyük kanıtı.
İsmail Maşuki; tasavvuf tarihinin en genç ve etkileyici simalarından biri olarak, inanç özgürlüğü ve devlet otoritesi arasındaki o ince çizgide hayatını feda eden bir "aşk şehidi" olarak anılmaya devam ediyor.
Detaylar videoda...