Türkiye'nin yakın tarihindeki en gizemli ve tartışmalı figürlerden biri olan Oral Çelik, 1959 yılında Malatya’da dünyaya geldi. Gençlik yıllarında ülkücü hareket içerisinde aktif rol alan Çelik, lise yıllarından itibaren Mehmet Ali Ağca ile yolları kesişen ve ilerleyen yıllarda dünya gündemini sarsacak olayların merkezinde yer alan bir isim haline geldi.

Malatya’dan Başlayan Firar Süreci Oral Çelik’in ismi ilk olarak 1979 yılında Malatya’da bir öğretmenin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayda fail olarak geçti. Hakkında yakalama kararı çıkarılmasına rağmen dosyaların "kaybolması" ve delil yetersizliği, Çelik’in hukuki süreçlerden sıyrılmasını sağladı. Ancak asıl büyük yankı, aynı yıl işlenen Abdi İpekçi suikastıyla geldi. Tetikçi Mehmet Ali Ağca’yı hapishaneden kaçıran ve ona sahte pasaport sağlayan kilit isimlerden birinin Oral Çelik olduğu yıllar sonra bizzat kendisi tarafından itiraf edildi.

Vatikan Meydanı: İkinci Tetikçi İddiası 1981 yılında Papa II. Jean Paul’e düzenlenen suikast girişimi, Oral Çelik’i dünya sahnesine taşıdı. Olay anında bir turistin kamerasında görülen ve kaçarak uzaklaşan kişinin Çelik olduğu, İtalyan yargısı tarafından "ikinci tetikçi" olarak değerlendirildi. Abdullah Çatlı’nın İtalyan mahkemesinde verdiği "O gün yanımdaydı" ifadesi, Çelik’in bu davadan beraat etmesini sağlasa da, suikastın arkasındaki sırlar tam anlamıyla aydınlatılamadı.

Türkiye’ye Dönüş ve Beraat Zinciri 16 yıl boyunca firari olarak Avrupa’da yaşayan Çelik, 1996 yılında Türkiye’ye iade edildi. Hakkındaki pek çok suçlamanın zaman aşımına uğraması veya delil yetersizliğiyle sonuçlanması, onun kısa sürede özgürlüğüne kavuşmasını sağladı. Susurluk kazası sonrası yeniden mercek altına alınsa da somut bir suçlama ile karşılaşmadı.

İtirafçı ve İş İnsanı Kimliği 90’lı yılların sonunda sıradan bir hayat sürmeye başlayan Çelik, Malatyaspor başkanlığı gibi görevler üstlendi. 2006 yılında verdiği bir röportajda Abdi İpekçi suikastındaki rolünü ve Ağca’yı kaçırdığını itiraf ederek dikkatleri üzerine çekti. Ancak bu itiraflar yeni bir hukuki süreci beraberinde getirmedi.

Bugün hala özgür bir vatandaş olarak yaşamını sürdüren Oral Çelik, 70’li ve 80’li yılların karanlık odalarında neler yaşandığına dair en önemli tanıklardan biri olarak tarihteki yerini koruyor. Onun hikayesi, Türkiye’nin en fırtınalı dönemlerinin kapalı kapılar ardındaki gerçeklerini anlamak adına kritik bir önem taşıyor.

Detaylar videoda...

Muhabir: SALİM PARMAKSIZ