Türkiye'nin yakın tarihindeki en karanlık suikastlerden biri olan Necip Hablemitoğlu cinayeti, aradan geçen yıllara rağmen toplumsal hafızadaki yerini koruyor. 1954 yılında Ankara’da doğan ve ömrünü Türk dünyası ile Türkiye’nin milli çıkarlarına adayan Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde uğradığı hain saldırı sonucu hayatını kaybetti. Bu ölüm, sadece bir akademisyenin değil, ülkeyi bekleyen tehlikeleri yıllar öncesinden haber veren bir "uyarıcının" susturulmasıydı.
"Köstebek": İhanetin İlk Belgesi Necip Hablemitoğlu’nun suikaste kurban gitmesinden hemen sonra yayınlanan "Köstebek" adlı kitabı, o dönem "hizmet hareketi" olarak bilinen fethullahçı yapılanmanın devlet içindeki emniyet ve istihbarat birimlerine nasıl sızdığını açıkça ortaya koyuyordu. Hablemitoğlu, Fethullah Gülen’in aslında humeyni gibi ülkeye dönüp bir din devleti kurmayı amaçladığını, 15 Temmuz’dan tam 14 yıl önce haykırmıştı. Bu öngörüsü, onu örgütün "en tehlikeli düşmanlar" listesinin başına yerleştirdi.
Alman Vakıfları ve Maden Dosyası Hablemitoğlu sadece dini görünümlü örgütlerle değil, aynı zamanda küresel güçlerin Türkiye üzerindeki oyunlarıyla da mücadele etti. "Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası" isimli çalışmasıyla, Türkiye’nin yerli maden kaynaklarının işletilmesini engelleyen yapay çevreci hareketlerin ve Alman ajanlarının faaliyetlerini deşifre etti. Ona göre küreselciler, Türkiye'yi dinsel ve etnik parçalanma yoluyla zayıflatmayı hedefliyordu.
Suikasttaki Şifreler: Alman ve Amerikan Mermileri Hablemitoğlu, evinin önünde 15 santimetrelik mesafeden kafasına ateş edilerek öldürüldü. Olay yerinde bulunan Amerikan ve Alman yapımı özel mermiler, o dönemde Türkiye’de satışı yasak olan mühimmatlardandı. Bu detay, suikastin sadece yerel bir terör eylemi olmadığını, arkasında çok daha karmaşık ve profesyonel bir yapının ("küreselciler") olduğunu düşündürdü.
"Başka Türkiye Yok" Hablemitoğlu’nun mezar taşında yazan "Türküm ve başka Türkiye yok" ifadesi, onun tüm hayat felsefesini özetliyor. Suikast davasında yıllar sonra açılan FETÖ çatı davası ve ortaya çıkan yeni tanık ifadeleri, okları tekrar bu terör örgütüne çevirdi. Suikastin arkasında kim olursa olsun, Necip Hablemitoğlu; Türkan Saylan, Recep Yazıcıoğlu ve Adnan Kahveci gibi bu vatan için bedel ödeyen unutulmaz aydınlar arasında yerini aldı.
Necip Hablemitoğlu cinayeti davası, Türkiye'nin bağımsızlık ve aydınlanma mücadelesinin en acı ama en dirençli sayfalarından biri olarak adaletin tecelli etmesini beklemeye devam ediyor.
Detaylar videoda...