Yakın Tarihin Çalkantılı İsmi: Haluk Kırcı ve Dinmeyen Tartışmalar
Türkiye'nin 1970'li yıllardaki ideolojik kutuplaşma ve kardeş kavgasının en simgesel figürlerinden biri olan Haluk Kırcı, özellikle Abdullah Çatlı’ya olan koşulsuz sadakati ve yakın tarihe "Bahçelievler Katliamı" olarak geçen kanlı olayla hafızalara kazındı. Ülkücü camiada "İddiamin" lakabıyla bilinen Kırcı, uzun hapis yıllarının, gizemli firarların ve Susurluk skandalının odağındaki isimlerden biri oldu.
Erzurum'dan Ankara'ya ve Çatlı İle Kesişen Yollar 1958 yılında Erzurum'da doğan Haluk Kırcı, üniversite eğitimi için geldiği Ankara'da dönemin Ülkü Ocakları yöneticisi Abdullah Çatlı ile tanıştı. Bu tanışma, Çatlı'nın ölümüne kadar sürecek ve Türk siyasi tarihinin en karanlık operasyonel süreçlerine uzanacak bir dostluğun temeli oldu.
8 Ekim 1978: Bahçelievler Katliamı Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi yedi gencin (Latif Can, Efrahim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Ersan ve Salih Gevence) Ankara’nın Bahçelievler semtindeki evlerinde vahşice öldürülmesi, dönemin en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Olayın ardından başlatılan soruşturmalarda ve açılan davalarda Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı liderliğindeki eylem ekibinin başaktörü olarak yargılandı. Kırcı, mahkeme süreçlerinde "Beş kişiyi ben infaz ettim, iki kişiyi de Abdullah Çatlı öldürdü" şeklindeki kan donduran itiraflarıyla davanın seyrini belirledi ve idama mahkum edildi.
Firarlar, Evlilik ve Derin Bağlar İdam cezasının ardından cezaevi yılları başlayan Kırcı, adeta bir köşe kapmaca hayatı yaşadı. Sahte kimliklerle firar teşebbüslerinde bulundu, infaz kanunlarındaki boşluklardan yararlanarak şartlı tahliye edildi ancak hesaplama hataları anlaşılınca defalarca yeniden aranmaya başlandı. Firari olduğu 1992 yılında Erzurum'da evlenen Kırcı'nın nikah şahitliğini ise dönemin Erzurum Valisi Mehmet Ağar yaptı. 1995 yılındaki meşhur bir sünnet düğününde Abdullah Çatlı, Sami Hoştan ve İbrahim Şahin gibi Susurluk sürecinin kilit isimleriyle aynı masada görüntülenmesi, devlet-mafya-siyaset üçgeninin en somut delillerinden biri olarak kayıtlara geçti.
"Oraya Katliam Yapmaya Gitmedik" Yıllar süren kaçış, Ukrayna'da yakalanma ve mükerrer hapis cezalarının ardından nihayet tahliye olan Haluk Kırcı, katıldığı bir televizyon programında Bahçelievler davasına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Medyanın tek yanlı olarak sadece Bahçelievler olayını öne çıkardığını iddia eden Kırcı, o dönem sol örgütler tarafından katledilen ülkücü işçi ve öğretmenleri hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Bahçeler bir katliam değildir; biz oraya katliam yapmak için gitmedik. Bizim bir gün önce Ankara Hamamönü'nde iki tane arkadaşımızın arkadan kafalarına ateş edilmek suretiyle öldürülmesinin intikamı için gittik. O adreste sadece iki kişinin yaşadığını biliyorduk; 4, 5 ya da 7 kişi değil. O gecenin kendi iç dinamikleri içerisinde gelişen trajik bir hadisedir."
Kapanan Bir Devrin Canlı Tanığı Ömer Lütfi Topal cinayeti davasından beraat eden ancak "Susurluk çetesine üye olmak" suçundan ceza alan Kırcı, iniş çıkışlı hukuki süreçlerin ardından serbest kaldı. Kendi inandığı doğrular uğruna yaşadığını belirten Haluk Kırcı, 70'li ve 80'li yılların faili meçhullerle, infazlarla ve ideolojik körlükle kararan Türkiye'sinin en tartışmalı tanıklarından biri olarak kalmaya devam ediyor.
Detaylar videoda...





