Kurumsal Çatışmalardan Susurluk Krizine: Derin Devletin Anatomisi

Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran 1980 ve 90'lı yıllar; güvenlik, askeriye ve istihbarat bürokrasisi içindeki kliklerin birbiriyle rekabet ettiği, "derin devlet" kavramının sokaklara taştığı en çalkantılı dönem oldu. İstihbaratçıların kullandığı sahte kimlikler ve kod isimlerin ardındaki sırlar, dönemin kurumsal güç savaşlarıyla birleşerek ülkeyi sarsan devasa skandalların yapı taşlarını oluşturdu.

"Atilla" ve "Yeşil" Kod Adlarının Perde Arkası Derin devletin en çok kullanılan kod adlarının başında şüphesiz "Atilla" ve "Yeşil" geliyordu. İsviçre polis raporlarına göre Abdi İpekçi suikastı sanıklarından Oral Çelik'in, Papa suikastı ve silah kaçakçılığı davalarından tanınan Bekir Çelenk ile yeraltı dünyasının ünlü ismi Abuzer Uğurlu'nun yurt dışı operasyonlarında "Atilla" kod adını kullandıkları kayıtlara geçmişti. Aynı kod isim, Alaattin Çakıcı için de bir operasyonel kamuflajdı. Diğer tarafta ise Jitem ve MİT arasında mekik dokuyan, Kontrterör merkezine bağlı olarak çalışan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım yer alıyordu. 90'lı yıllarda bu isimler, devlet adına örtülü operasyonlar yürüten operasyonel figürler olarak sahaya sürüldü.

Alaattin Çakıcı’ya Özel Eğitim ve Diplomatik Pasaport Krizi 1987 yılında MİT İstihbarat Başkanı Osman Nuri Gündeş’in resmi tavsiyesi ve Şenkal Atasagun’un imzasıyla, yeraltı dünyasından Alaattin Çakıcı’nın yurt dışı operasyonlarında kullanılması kararlaştırıldı. Çakıcı'ya teşkilat bünyesinde 4 haftalık hızlandırılmış bir eğitim verilerek yemin belgesi imzalatıldı. MİT görevlisi Yavuz Ataç’ın koordine ettiği operasyonlar kapsamında Çakıcı'ya sahte belgeler ve "Kırmızı" (diplomatik) pasaport temin edildi. Çakıcı'nın 1998'de Fransa'da yakalandığında üzerinden bu diplomatik pasaportun çıkması, devlet-mafya-istihbarat üçgenini tescilledi. Olayın ardından Yavuz Ataç merkeze çağrıldı ve MİT'ten emekli olmak zorunda kaldı. Çakıcı ise sorgularında devlet sırlarına dair hiçbir bilgi vermedi.

İki Mehmet’in Savaşı: MİT - Emniyet Çekişmesi 90'ların en büyük kurumsal krizi, sivil iradenin ve Mehmet Ağar liderliğindeki Emniyet İstihbaratının, askeri vesayet altındaki MİT’e alternatif bir güç odağı yaratma çabasıyla başladı. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ile MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür arasındaki kişisel ve kurumsal kavga, yeraltı dünyasındaki aktörler üzerinden yürütülen bir savaşa dönüştü. MİT, 1987'de özel harp subayları Korkut Eken ve Yavuz Ataç’ın katılımıyla terörle mücadelede proaktif bir döneme girerken; Emniyet de Hanefi Avcı komutasında Diyarbakır merkezli güçlü bir teknik takip şebekesi kurarak JİTEM ve MİT'e karşı sahada yer aldı.

Hanefi Avcı’nın İtirafı ve İstifa Depremi 3 Kasım 1996'daki Susurluk Kazası, bu amansız çekişmenin tüm kirli çamaşırlarını ortaya döktü. 1997 yılında TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu’na ifade veren Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, "Devletin içinde MİT, JİTEM ve Emniyete bağlı yasadışı örgütlenmeler var. Bu yapılar devlet yararından çok kişisel ve finansal çıkarlar için birbirleriyle savaşıyor" diyerek bomba etkisi yaratan bir açıklama yaptı. Bu itirafın ardından Ordu ve MİT bünyesinde istifalar yaşanırken, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar da görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Dönemin yeni İçişleri Bakanı Meral Akşener, bu açıklamalardan duyduğu rahatsızlığı dile getirse de Avcı ifadelerinin arkasında durdu.

Kopma Noktası: Tarık Ümit’in Gizemli Kaybı MİT ile Emniyet arasındaki ipleri tamamen koparan olay ise her iki kuruma da çalışan kilit isim Tarık Ümit'in 2 Mart 1995'te emniyet binalarına yakın bir bölgede aniden ortadan kaybolması oldu. MİT’çi Mehmet Eymür, Tarık Ümit’in kaçırılmasından ve muhtemel infazından doğrudan Mehmet Ağar’a bağlı özel harekatçı polisleri sorumlu tuttu. Ümit’in cesedi hiçbir zaman bulunamazken, bu iddia iki kurum arasındaki düşmanlığı geri dönülmez bir noktaya taşıdı.

Yakın tarihin bu karanlık dönemi, istihbarat kurumlarının dış tehditlerle mücadele etmek yerine, iç çekişmeler ve illegal yapılarla nasıl yıpratıldığını gösteren en büyük ibret vesikası olarak arşivlerdeki yerini koruyor.

Detaylar videoda...


Kaynak: Haber Merkezi