1952 yılında Sakarya’da doğan, henüz 15 yaşındayken adım attığı polis kolejinin ardından Türk Polis Teşkilatı’nın en yüksek rütbeli şehitlerinden biri olarak tarihe geçen Ali Gaffar Okkan’ın Hizbullah terör örgütüne karşı yürüttüğü cansiperane mücadele ve şehadetinin ardındaki sırlar, adalet ve istihbarat raporlarıyla bir kez daha hafızalarda tazelendi. 18 Kasım 1997’de Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak atanan Okkan, kentteki korku iklimini güvene dönüştürerek Diyarbakır halkının sevgilisi ve "Gaffar Babası" olmuştu.
Makam Odasının Kapılarını Halk Açtı, Zırhlı Aracı Reddetti
Gaffar Okkan, göreve başladığı ilk günden itibaren alışılmışın dışında bir emniyet müdürü profili çizdi. Kadın polisleri sahaya indirdi, sokaktaki yaşlıların ve kayıp çocukların yardımı için özel araçlar tahsis etti. Geceleri tebdili kıyafetle esnafı ziyaret eden, halka kendi telefon numarasını veren Okkan, gençleri terörden korumak için Diyarbakırspor’a kol kanat gerdi. Kulübün onursal başkanı seçilen ve maçları tünelden izleyecek kadar halkla iç içe olan Okkan, "Neden zırhlı araç kullanmıyorsunuz?" sorusuna, "Ben zırhlı araçla gezersem, burada yaşayan halka sokakların güvenli olduğunu nasıl anlatırım?" yanıtını vererek devlet-vatandaş bağını yeniden pekiştirmişti.
Beykoz Baskını ve Hizbullah’ın Çökertilmesi
Doksanlı yılların sonunda Adana’da sahte pasaportla yakalanan Hizbullah Şura üyesi Abdülaziz Tunç’un itirafları ve Mardin’deki örgüt arşivinin ele geçirilmesiyle büyük bir kırılma yaşandı. Bu belgeler sayesinde 90'lı yıllarda binlerce örgüt üyesi yakalandı. Sürecin en büyük zirvesi ise 17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz’daki bir villaya düzenlenen baskın oldu. Çatışmada Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu ölü, üst düzey yöneticiler Edip Gümüş ve Cemal tutar ise sağ ele geçirildi. Baskın sonrası Türkiye’yi sarsan "domuz bağlı" mezarlar ve kayıp iş insanlarının cesetleri ortaya çıkarıldı.
Hücre Evinden Çıkan Suikast Planı ve İçerideki Hainler
Beykoz ve Diyarbakır’daki hücre evlerinde ele geçirilen dökümanlarda, Gaffar Okkan’a yönelik suikast planları detaylıca yer alıyordu. Örgüt, Okkan’ın evinin karşısında sadece perdeleri olan boş bir ev kiralayıp telsiz frekanslarını dinleyerek pusu kurmayı, bu plan başarısız olursa onu bir Diyarbakırspor maçında susturuculu silahla vurmayı planlamıştı. Aldığı tehditlere rağmen "Diyarbakır benim evim, bana burada bir şey olmaz" diyen Okkan, yakalattığı Hizbullah üyelerinin 70'inin kamu görevlisi olduğunu öğrendiğinde şaşırmamış; istihbarat ve yakın çevresinden örgüte bilgi sızdırıldığını açıkça dile getirmişti. 15 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında 26 tetikçinin ismini basına dağıtarak örgüte son gözdağını vermişti.
24 Ocak 2001: Sezai Karakoç Bulvarı’nda Hain Pusu
Yönetici kadrosu deşifre olan ve ağır darbe alan Hizbullah terör örgütü, ayakta olduğunu kanıtlamak için hain planını devreye soktu. 24 Ocak 2001 günü, yazar Uğur Mumcu’nun anma törenine gitmek üzere makamından ayrılan Gaffar Okkan ve koruma ordusu, emniyet binasından yalnızca 200 metre uzaktaki Sezai Karakoç Bulvarı’nda pusuya düşürüldü. Polis yeleği giyen ve telsizden çıkış saatini öğrenen tetikçiler, uzun namlulu silahlarla aracı yaylım ateşine tuttu. Olay yerindeki trafonun elektriğini keserek halkı uzaklaştıran militanların saldırısı sonucu Ali Gaffar Okkan ve 5 koruma polisi şehit düştü. Kahraman Emniyet Müdürü'nün naaşından tam 17 mermi çekirdeği çıkarıldı.
Diyarbakır’da Zaman Durdu: "Ali Gaffar" İsimleri Yaşıyor
Suikastın ardından Diyarbakır’da adeta zaman durdu; esnaf kepenk kapattı, şehir yasa boğuldu. Valilik önünde toplanan yüz binlerce insan, Gaffar Babalarını omuzlarda gözyaşlarıyla uğurladı. Diyarbakır halkı, devletle kurdukları bu köprüyü unutmadı ve o dönem doğan yüzlerce çocuğa "Ali Gaffar" ismi verildi, dükkanlar onun fotoğraflarıyla donatıldı.
Suikastla bağlantılı birçok isim yakalanıp ağırlaştırılmış müebbet cezalarına çarptırılsa da, ilerleyen yıllarda serbest bırakılmaları vicdanları yaraladı. Resmi kayıtlarda ardındaki tam karanlık noktalar sebebiyle hâlâ "faili meçhul suikast" olarak da anılan bu hain saldırıya rağmen, Ali Gaffar Okkan adı teröre ve ihanete karşı dimdik duran bir yiğitliğin sembolü olarak Türk milletinin kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Detaylar videoda...