Türkiye siyasi tarihi, kimi zaman bazı oluşumların piyonu kimi zaman da olayların tam merkezindeki kilit isimler olan gizemli figürlerle doludur. Bu isimlerden en çok tartışılanların başında hiç şüphesiz "Ergenekon kumpasının fitilini ateşleyen adam" olarak bilinen Tuncay Güney geliyor.

1972 yılında Çorum'un Kargı ilçesinde doğan ve yoksul bir çocukluk geçiren Güney, genç yaşta İstanbul'a göç ederek pazarcılık ve konfeksiyon işçiliği yaptı. Eğitim hayatı şaibelerle dolu olan Güney'in hayatındaki ilk büyük kırılma, 16 yaşındayken Sabah gazetesinde getir götür işleri yapmak üzere işe girmesiyle yaşandı. Gazetecilik maskesi altında hızla yükselen Güney, 1989 yılında Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) içine girerek Fethullah Gülen'e oldukça yakın bir isim haline geldi. Samanyolu TV'de programlar sundu.

Güney'in kariyeri sadece cemaatle sınırlı kalmadı. İddialara göre, 1990 yılında MİT'e devşirilerek gerici faaliyetler ve İran masasında görev aldı. Daha sonra JİTEM gibi yapılara ajan olarak sızdığı öne sürülen Güney, dönemin önemli isimlerinden Tuğgeneral Veli Küçük ile tanışarak Susurluk ve 28 Şubat süreçlerinde elde ettiği bilgileri MİT'e aktardı. Ergenekon sürecinde MİT tarafından "İpek" kod adlı eleman olduğu doğrulanan Güney, aynı dönemde 90'lı yılların en çarpıcı fotoğraflarından biri olan Abdullah Çatlı ve İbrahim Şahin'in düğün fotoğrafını da basına servis eden isimdi.

Tuncay Güney'in tüm Türkiye tarafından tanınmasına neden olan asıl olay ise 2001 yılında otomobil sahteciliği ve dolandırıcılık operasyonuyla gözaltına alınması oldu. Strateji dergisindeki ofisinde yapılan aramalarda bulunan altı çuval belge, Ergenekon olarak adlandırılan yapının ilk sözde delillerini oluşturdu. Emniyetteki 8 günlük sorgusunda ilk kez "Ergenekon" kelimesini telaffuz eden Güney, JİTEM, PKK silah ticareti ve Veli Küçük ekseninde akılalmaz iddialar ortaya attı. Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçlamasıyla girdiği cezaevinden ablasının kefalet ödemesiyle kısa sürede çıkan Güney, soluğu yurtdışında aldı.

Önce ABD'ye giderek Evanjelist rahip Yakup Can'ın etkisiyle Hıristiyan olan Güney, ardından Kanada'ya geçerek bu kez de Museviliği seçip kendini "Haham" olarak tanıttı. Hatta İsrail adına casusluk yaptığı ve 10 farklı takma isim kullandığı da uluslararası raporlara ve Türk resmi kayıtlarına yansıdı.

2007'de Ümraniye'de el bombalarının bulunmasıyla başlayan ve savcılığını FETÖ mensubu Zekeriya Öz'ün yaptığı Ergenekon kumpas davalarında Güney'in ismi iddianamelerde yüzlerce kez geçti. Ancak Güney bu davalarda ne sanık ne de tanıktı; sadece firari şüpheliydi. 2016'daki FETÖ darbe girişiminin ardından kumpasların çökmesi ve 2019'da tüm sanıkların beraat etmesiyle Tuncay Güney'in FETÖ'nün "kara kutusu" olduğu ve Türkiye'yi yıllarca oyalayan iftiraların kaynağı olduğu tescillenmiş oldu. Bugün nerede olduğu tam olarak bilinmeyen Güney, ardında hayatı kararan yüzlerce insanın acısını bırakarak karanlık sırlarıyla yaşamaya devam ediyor.

Detaylar videoda...

Muhabir: Salim Parmaksız