Araştırmalar, Z kuşağının siyasetten uzak olmadığını ancak siyasi partilerle arasına mesafe koyduğunu; ekonomi, liyakat, özgürlükler, barınma ve göç gibi başlıkların siyasi tercihlerde öne çıktığını gösteriyor.

Her dört seçmenden biri genç

TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş grubunda 12 milyon 708 bin 348 genç bulunuyor. Bu grup toplam nüfusun yüzde 14,8’ini oluşturuyor.

18-29 yaş grubunun seçimlerdeki ağırlığı ise daha da dikkat çekiyor. 2023 seçimlerine ilişkin YSK verilerine dayanan hesaplamalara göre bu yaş grubundaki seçmenler toplam seçmenin yaklaşık yüzde 24,5’ini oluşturdu. Başka bir ifadeyle yaklaşık her dört seçmenden biri gençti.

Z kuşağı siyasetten uzak değil

Friedrich-Ebert-Stiftung’un 2024 Türkiye Gençlik Araştırması, gençlerin siyasete ilgisinin sanıldığından daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak gençlerin siyasete ilgi göstermesi, siyasi partilere güçlü biçimde bağlandıkları anlamına gelmiyor.

KONDA’nın 18-30 yaş grubuna yönelik 2024 araştırmasında gençlerin yüzde 31,2’si olası bir milletvekili seçiminde kararsız olduğunu, yüzde 14,9’u ise oy kullanmayacağını belirtti.

Bu veriler, genç seçmenin siyasetten tamamen kopmasından çok parti aidiyetinin zayıfladığını gösteriyor.

Genç seçmenin gündeminde ekonomi var

Gençlerin siyasi tercihlerini etkileyen en önemli başlıklardan biri ekonomik gelecek.

TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olarak gerçekleşti. Genç kadınlarda bu oran yüzde 22,1 olurken genç erkeklerde yüzde 11,7 seviyesinde kaldı.

İş bulma imkanlarının yanı sıra yüksek kiralar, barınma, eğitim giderleri, ücretler ve ekonomik bağımsızlık da gençlerin gelecek beklentisini doğrudan etkiliyor.

Liyakat ve adalet algısı da bu noktada önem kazanıyor. Gençlerin önemli bir bölümü, eğitim ve çalışmanın tek başına ekonomik ve sosyal ilerleme için yeterli olmayabileceğini düşünüyor.

Sosyal medya etkili ama tek başına yeterli değil

TikTok, Instagram, YouTube ve X gibi platformlar Z kuşağının siyasi gündemi takip ettiği önemli alanlar haline geldi.

Ancak sosyal medyada görünür olmak, genç seçmenin oyunu kazanmak anlamına gelmiyor.

2025 yılında yayımlanan 700 katılımcılı akademik bir araştırmada, seçim kampanyalarının Z kuşağının siyasi katılımını ve oy kullanma ihtimalini artırabildiği, ancak aday tercihini değiştirme etkisinin daha sınırlı olduğu belirtildi.

Dolayısıyla siyasi aktörler açısından sosyal medya önemli bir iletişim kanalı olsa da tek başına seçmen tercihini belirlemiyor.

Z kuşağının siyasi profili tek bir kalıba sığmıyor

Gençleri yalnızca “muhalif”, “milliyetçi”, “özgürlükçü” veya “apolitik” olarak tanımlamak araştırmaların ortaya koyduğu tabloyu karşılamıyor.

Genç bir seçmen demokratik hakları önemserken aynı zamanda milliyetçi görüşlere sahip olabilir. Ekonomide farklı, göç konusunda farklı, yaşam tarzında ise başka bir siyasi tutum benimseyebilir.

FES araştırması da gençlerin demokratik haklara önem verdiğini, ancak bazı toplumsal konularda daha muhafazakâr veya milliyetçi tutumların da görülebildiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle Z kuşağında klasik sağ-sol ayrımından ziyade farklı konulardaki görüşlerin birleştiği daha karmaşık siyasi profiller öne çıkıyor.

Genç seçmen sandıkta neye bakıyor?

Araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde gençlerin siyasi tercihinde öne çıkan başlıklar şöyle sıralanıyor:

  • Ekonomik bağımsızlık

  • İş ve kariyer imkanları

  • Liyakat ve adalet

  • Barınma

  • Eğitim

  • Özgürlükler ve yaşam tarzı

  • Göç ve mülteci politikaları

  • Hukuk ve kurumlara güven

Bu başlıkların ortak noktası ise gençlerin siyasete kendi hayatları üzerinden bakması.

Genç seçmen için siyasi tercih yalnızca parti kimliğiyle sınırlı kalmıyor. İş bulabilmek, ekonomik olarak bağımsızlaşabilmek, iyi eğitim alabilmek, barınabilmek ve geleceğini güven içinde kurabilmek de siyasi değerlendirmelerin önemli parçaları haline geliyor.

Z kuşağı seçimlerde ne kadar belirleyici?

Tek başına Z kuşağının seçim sonuçlarını belirleyeceğini söylemek mümkün değil. Ancak gençlerin seçmen kitlesinin yaklaşık dörtte birini oluşturması, siyasi partiler açısından bu grubu kritik hale getiriyor.

Üstelik gençlerin etkisi yalnızca sandıktaki oy oranıyla sınırlı değil. Sosyal medya üzerinden siyasi gündemlerin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşması, gençlerin seçim dönemlerindeki iletişim gücünü de artırıyor.

Sonuç olarak Türkiye’de Z kuşağı siyasetten uzak bir kuşak olmaktan ziyade parti aidiyeti daha zayıf, dijital iletişim gücü yüksek ve siyasi tercihlerini kendi geleceği üzerinden şekillendiren bir seçmen grubu olarak öne çıkıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ