ÖZEL HABER / İSMET YASİN KAPLAN / ISPARTA (KFK Ajans) - Isparta’da ‘Hisartepe’ olarak bilinen bölgede bulunan tarihi kalenin, Selçuklu döneminden günümüze uzanan izler taşıyor.

Isparta’nın Kirazlıdere bölgesinde bulunan Hisartepe, kentin geçmişine ışık tutan tarihi kalıntılarıyla dikkat çekiyor. ‘Hisar’ kelimesinin Arapçada kale anlamına geldiğini belirten tarihçiler, bölgede halen iki sarnıç ile mahzen benzeri bir yapının bulunduğunu, çevrenin ise moloz taşlarla çevrili olduğunu ifade ediyor.

Isparta Tarih Kültür Araştırma Derneği Başkanı Bekir Manav, KFK Ajans mikrofonlarına yaptığı açıklamada, Hisartepe’nin Isparta Kalesi olduğuna ilişkin tarihi kaynaklarda önemli bilgiler bulunduğunu söyledi.

KALE 1204’TE FETHEDİLDİ
Isparta Kalesi’nin Selçuklu döneminin yanı sıra Geç Roma dönemine uzanan bir geçmişinin bulunduğunu belirten Manav, “Isparta’nın bir kalesi var mıydı? Isparta’nın bir kalesi vardı ve Isparta Kalesi’nin yanındayız. Isparta Kalesi’ne bilimsel anlamda baktığımızda Selçuklu dönemi tabii ki ve Geç Roma döneminde burada bir kalenin varlığı sabit” dedi.

Tarihi kaynaklarda kalenin Isparta’nın fethi sırasında ele geçirildiğinin aktarıldığını belirten Manav, Selçuklu saray tarihçisi İbn-i Bibi’nin eserine dikkat çekti.

Manav, “Biz bunu dönemin kaynağı olan saray tarihçisi, Selçuklu saray tarihçisi İbn-i Bibi’nin kaynağında görüyoruz. Zaten Isparta’nın fethedildiği ve kalesinin alındığı dönemi ilgili kaynak bize aktarıyor. Buna göre III. Kılıçarslan bahsinden kaynağımız bahsederken, Mağrip Denizi’ne yani Akdeniz’e giden sahil yollarına giden yol üzerinde çok önemli ve müstesna bir kale olan Isparta Kalesi bu şehzadenin döneminde alındı diye bahseder” diye konuştu.

III. Kılıçarslan’ın 1204 yılında kısa süreli hükümdarlığı sırasında Isparta’nın ve kalesinin ele geçirildiğini aktaran Manav, “Isparta’nın kalesinin bir fetih ile alındığını bahseder ve bu tarih hicri 600 senesi yani miladi 1204 senesine denk gelmektedir, III. Kılıçarslan’ın dönemi” ifadelerini kullandı.

Hisartepe’ye ilişkin önemli bilgilerden birinin de ünlü Arap seyyah İbn-i Battuta’nın seyahatnamesinde yer aldığını belirten Manav, 1300’lü yıllarda Isparta’yı ziyaret eden seyyahın kentteki kaleden söz ettiğini söyledi.

Manav, “1300’lü yıllarda yine Hamidoğulları Beyliği’ni, Eğirdir’i ve Isparta’yı ziyaret eden Arap seyyah İbn-i Battuta Isparta’ya gelir. Seyahatnamesinde Isparta için ‘Kalesi epeyce yüksek, muhkem bir yerdedir’ der. Kaleyi görmüş gibi anlattığını dile getirebiliriz” dedi.
İbn-i Battuta’nın ifadelerinden, Hamidoğulları Beyliği döneminde Isparta Kalesi’nin aktif olarak kullanıldığının anlaşılabileceğini belirten Manav, Süleyman Sami Böcüzade’nin Isparta Tarihi adlı eserinde de Hisartepe’ye ilişkin çeşitli bilgilerin bulunduğunu söyledi.
‘STRATEJİK BİR NOKTADA’
Hisartepe’nin bulunduğu konumun da kalenin işlevi açısından önemli olduğunu vurgulayan Manav, bölgenin stratejik bir noktada bulunduğunu söyledi.






