ISPARTA (KFK Ajans) - Osmanlı döneminde Isparta, Burdur, Uluborlu, Eğirdir, Yalvaç ve Gölhisar gibi geniş bir coğrafyayı kapsayan Hamid Sancağı'nın yönetimi, 1784 yılında Türkmen Voyvodası El-Hac Osman Ağa'ya bırakılmıştı. Devlet Arşivlerinde bulunan 1784 tarihli bir padişah hükmü, Isparta ve çevresinin idari tarihine ilişkin dikkat çekici bilgiler veriyordu.

Belgeye göre, Hamid Sancağı'nın gelirleri ile Eğirdir Yörükleri Mukataası, dönemin sadrazamı ve aynı zamanda Ispartalı olan Halil Hamid Paşa'nın tasarrufunda bulunuyordu. Halil Hamid Paşa, bu geniş bölgenin idaresini ve söz konusu gelirlerin tahsilini, daha önce Türkmen Voyvodalığı görevinde bulunmuş El-Hac Osman Ağa'ya emanet etmişti.

Peki, Türkmen Voyvodası kimdi? Eğirdir Yörükleri kimlerden oluşuyordu?

TÜRKMEN VE YÖRÜK KAVRAMI

Öncelikle 18. yüzyılda Türkmen ve Yörük kavramlarının ne ifade ettiğini bilmek gerekiyor. Osmanlı idari ve mali terminolojisinde Türkmen, çoğunlukla Oğuz-Türk kökenli, aşiret teşkilatını sürdüren, konargöçer veya yarı yerleşik topluluklar için kullanılan bir addı.

Genel olarak Batı ve Güney Anadolu'даги konargöçer Türk toplulukları için Yörük, Orta ve Doğu Anadolu ile Halep, Maraş ve çevresindeki büyük aşiret toplulukları için ise Türkmen adı daha yaygın kullanılıyordu. Bununla birlikte bu iki adlandırma arasında kesin bir sınır bulunmuyordu.

EĞİRDİR YÖRÜKLERİ KİMDİR

Eğirdir Yörükleri denildiğinde akla hangi aşiretler gelmeli? Burada önemli bir tarihî ayrıntı var. Eğirdir Yörükleri ifadesini, yakın dönemlere kadar Eğirdir, Yalvaç ve Anamas çevresinde konargöçer hayat sürdüren Karahacılı, Töngüçlü, Serikli ve Gebizli gibi aşiretler değildir.

Osmanlı kayıtlarında Eğirdir Yörükleri, kendine özgü bir taife ve mali teşkilat adıdır. Bu topluluğun tarihî kökenleri araştırılırken Halep, Yeni İl ve Maraş çevresinden Anadolu'nun batısına yönelen Türkmen aşiretleri olduğunu Yalavaç 1 kitabımızda detaylı vermiştik.

EL-HAC OSMAN AĞA'NIN GÖREVİ

Gelelim Türkmen Voyvodası El-Hac Osman Ağa'ya… Voyvoda, Osmanlı Devleti'nde belirli gelirlerin tahsilinden ve mali idareden sorumlu görevliydi. Türkmen Voyvodaları ise Türkmen aşiretlerinin vergi ve mali işlerini yürütüyor, devletle aşiretler arasındaki idari ilişkilerde görev alıyordu.

1784 tarihli belgede El-Hac Osman Ağa'nın unvanı açıkça belirtiliyor: “Dergâh-ı Muallâ kapıcıbaşılarından, sabıka Türkmen Voyvodası El-Hac Osman…”Yani El-Hac Osman, daha önce Türkmen Voyvodalığı yapmış, ardından saray teşkilatında kapıcıbaşı unvanı taşımış bir devlet görevlisiydi. Ispartalı Sadrazam Halil Hamid Paşa tarafından Hamid Sancağı mütesellimliğine getirildi.

Mütesellimlik, bugünkü kaymakamlıktan farklı olarak sancak düzeyinde idari ve mali yetkiler taşıyan bir görevdi. El-Hac Osman, Hamid Sancağı'nın idaresini üstlenirken Eğirdir Yörükleri Mukataasının gelirlerini de toplamakla görevlendirildi.

Peki, Halil Hamid Paşa neden eski bir Türkmen Voyvodasını tercih etmişti? Belgede bu sorunun doğrudan cevabı bulunmuyor. Ancak El-Hac Osman'ın Türkmen aşiretlerinin idaresinde tecrübe kazanmış olması, bu tercihte etkili olmuş olmalıdır.

Çünkü Eğirdir Yörükleri gibi aşiret topluluklarının vergilerini toplamak, yalnızca mali bir iş değildi. Aşiretlerin teşkilatını, yerleşimlerini, yaylak ve kışlak düzenlerini ve devletle ilişkilerini tanımayı da gerektiriyordu.

Üstelik padişah hükmünde El-Hac Osman'a yalnızca vergileri toplaması emredilmiyordu. Köylerde yaşayan halkı zulümden, baskıdan ve haksızlıktan koruması da özellikle isteniyordu.

Böylece 1784 yılında, geçmişte Türkmen aşiretlerinin mali idaresinde görev yapmış bir Osmanlı yöneticisinin, Isparta ve Burdur'u da içine alan Hamid Sancağı'nın idaresine getirildiğini öğreniyoruz. Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi, C.

ML., 115/5105, H. 5 Şevval 1198 (1784). Bekir MANAV – ISPARTA, Tarihçi – Yazar

Kaynak: HABER MERKEZİ