Isparta’nın bugününü anlamak için, geçmişteki üretim belleğine bakmak gerekir.

Isparta’nın Kaybolan Ticaret Hikâyesi (1)

Bir zamanlar halısıyla, gülüyle, derisiyle Osmanlı’nın parlayan yıldızı olan bu şehir, Lozan Mübadelesi ile ticari damarlarını kaybetti. Bugün hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Isparta neden Afyon, Kayseri ya da Malatya gibi bir sanayi, ticaret merkezi olamadı?

Bugünkü Isparta’nın sanayi üretimi, sanat ve zanaatı ne yazık ki 1900’lü yılların gerisinde kalmış görünüyor. ITSO’ nun çabalarıyla kimi kıpırdanmalar olsa da, geçmişteki ivmenin üzerine yeni bir gelişme eklenemedi. Ticaret Borsası’nın beklenen hamleleri yapıp yapmadığı hâlâ tartışma konusu. Örneğin, üreticinin elması her yıl soğuk hava depolarında belirsizlik içinde.. Oysa Tarım Bakanlığı ve Ticaret Borsası bugüne dek kalıcı çözümler üretebilirdi.

Oysa biz böyle değildik. Osmanlı idaresinin Cumhuriyet’in kuruluşundan geriye doğru bir yüz yıllık dönemine baktığımızda, bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. 1924 Lozan Mübadelesi ile Isparta, Burdur ve Alanya’dan Osmanlı Rumları Yunanistan’a göçe zorlandı. Oysa bu Rumlar, Isparta’nın ticari dokusunu elinde tutan, üretim ve kalkınmada öncü bir topluluktu.

Ermeni tüccarlarla birlikte Teke bölgesinde dönemin teknolojisiyle kıyaslandığında bile muazzam bir kalkınmışlık sağlanmıştı. Kurutulmuş meyve-sebze, kök boya, halı, gül ürünleri, afyon sakızı, kitre gibi mallar düzenli biçimde dış ülkelere satılıyor; Isparta sanayi, zanaat ve tarımda deyim yerindeyse “uçuşta” bir şehir olarak öne çıkıyordu. 1900’lerde dışsatımda Konya, Denizli, Afyon, Kayseri ve Malatya sancaklarının önünde yer aldığı, akademik araştırma raporlarından anlaşılmaktadır.

Tarihçi İlber Ortaylı’nın da belirttiği gibi, Ortodoks Hıristiyan Isparta Rumları Lozan Anlaşması’na eklenen bir maddeyle göçe zorlandılar. Ortaylı, bunun Cumhuriyet’in değil, Yunan Başbakanı Venizelos’un fikri olduğunu vurgular. O dönemde halıcılık, dokumacılık, gül ürünleri çeşitliliğiyle Isparta, Osmanlı eyaletlerinin öncüsü olmuştu. Ya şimdi !..

Ticaret Borsası’nı kuranlar Rum, Ermeni ve Müslüman tüccarlardı. İstanbul Hasköy’de Ispartalı tüccarlar tarımsal ve zanaat ürünlerini sergileyerek Avrupa pazarlarına yön veriyordu. Uluborlu, Gönen, Sav, Kozluca ve Kuleönü’ nde ev tezgâhlarında dokunan Bogasi yün, ipek, pamuklu kumaşları Avrupa’da yok satıyordu. 1914’te Çanakkale Savaşı başladığında Isparta deri sanayi, 10 bin asker postalı, yüzlerce okka sahtiyan üretip orduya gönderecek güçteydi. 1913’te gül motifli sobalar Konya’ya satılmış, 1867’de kurulan Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, İstanbul ve Trabzon’daki odalardan 15 yıl önce faaliyete geçmişti.

Ancak 1924 mübadelesiyle dengeler altüst oldu. Isparta Rumları Yunanistan’a göç ettirildi; Neo Lonia, Neo Fokea ve Neo Arteka’ da yerleşen tüccarlar Yunan sanayisini ayağa kaldırdılar. Bugün onların torunlarından Prof. Andon Kazancıoğlu, Osmanlı döneminde Isparta Ticaret Borsası’nın dışsatımda birinci sırada olduğunu aktarmaktadır. Ya şimdiki durum nedir? Isparta’ da ise mübadele sonrası tütüncülük, halıcılık, afyon ticareti, dokumacılık, dericilik ve kuyumculuk çöktü. Elmanın birkaç yıllık ömrünün kalmadığını iddia edebilir misiniz? Her yıl sağlıklı elma dışsatımın iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Esnaf ve zanaatkâr ağır darbe aldı. Kayseri, Afyon, Niğde ve Malatya’da esnaf, “Bu insanları göndermeyin, aynı dükkânı bile açamayız” diye feryat ediyordu. Bugün Isparta’nın neden Afyon, Kayseri veya Malatya gibi güçlü bir sanayi ve ticaret merkezi olamadığını anlamak için tarihin bu kırılma noktasına bakmak gerekir.

Gül bahçeleriyle çevrili bu şehrin, ticari ihraç ürünleriyle yeniden zenginleştiği, dışsatımda süreklilik kazandığı günlere kavuşmayı arzu ediyoruz. Lozan Mübadelesi yalnızca bir nüfus değişimi değil; aynı zamanda bir şehrin ve çevresinin üretim belleğinin silinmesi anlamına gelmiştir.

Kaynak: haber merkezi